A Milli Futbol Takımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
A Milli Futbol Takımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Eylül 2015 Perşembe

ÇOK ATAN MI AZ YİYEN Mİ ?

Süper Lig'de 5.hafta, Cuma günü oynanacak Başakşehir-Akhisar ve Mersin İdman Yurdu-Osmanlıspor mücadeleleriyle başlayacak. Sezonu erken açan ve Avrupa Kupaları ön elemesinde Hollanda'nın AZ Alkmaar takımına elenerek gruplara kalamayan Abdullah Avcı'nın öğrencileri, lige istediği gibi başlayamazken, Emre Belözoğu'nun sakatlığı ve zorlu fikstür, Başakşehir'in ilk 4 hafta sonunda ligin sondan bir önceki sırasına kadar inmesine yol açtı. Rakip Akhisar ise ligin 'namağlup' 4 takımında bir tanesi. 4 haftada 1 galibiyet ve 3 beraberlik alan Akigolar, kolay kaybetmeyen bir ekip görüntüsü çiziyor. Ancak ben bu mücadelede ev sahibi ekibin, rakibine 'ilk' mağlubiyetini tattıracağı kanaatindeyim.
Haftanın bir diğer açılış maçında, bu sefer ligde henüz galibiyetle tanışmamış olan Mersin İdman Yurdu ile flash Galatasaray galibiyetinin ardından istediği sonuçları alamayan Osmanlıspor karşı karşıya gelecek. Mersin Tevfik Sırrı Gür Stadı'nda oynanacak zorlu mücadele öncesi, Akdeniz ekibinde hafta içi taraftar dopingi yaşandı. Tesislere ellerinde baklavalarla gelen ve antrenmanı izleyen 'Kırmızı Şeytanlar' futbolculara ve teknik heyete baklava ikram ederken, oyunculardan 3 puan sözü aldılar. Yarın ki mücadelede ben Mersin'in taraftarının da itici desteğiyle zorlansa da ligdeli 'ilk' 3 puanını kazanacağını düşünüyorum.
Yani Cuma günü oynanacak iki maçta da ben ilklerin yaşanacağını düşünüyorum.
Bu küçük 'bay tahminvari' yazıdan sonra gelelim asıl konumuza..
Malumunuz hafta içi Şampiyonlar Lig'i mücadeleleri vardı. Başta Galatasaray maçı olmak üzere, diğer oynanan tüm karşılaşmaların özet görüntülerini izleme fırsatı buldum. Süper Lig'de izleyebildiğim kadar canlı takip etmeye çalışıyorum maçları. İzleyemediklerimi de mutlaka özet olarak takip ediyorum. Şunu söylemeliyim ki, ya biz güzel özet çıkartamıyoruz, ya da gerçekten Avrupa'da başka futbol oynanıyor. Yahu her maç mı birbirinden zevkli birbirinden heyecanlı olur.
Vallahi Süper Lig'deki bazı maçların özetini ileri sararak izliyorum. O kadar ki sıkılıyorum. Futbolumuzun gelişmesi için neler yapmamız gerekli. ? Ligimiz, pazar payı bakımından büyük bir lig evet ve gerçekten kaliteli, kariyerli futbolcular da gelip gidiyor. Ancak gel gelelim ki hala oyun kalitesi çok düşük. Pozisyon zenginliği çoğu maçta kısır. Futbol dediğimiz şey gol olunca güzel değil mi? 
Tabi kulüplere de hak vermek lazım. İyi oynayana çok pozisyon bulana 3 puan verilmiyor maalesef. Ligimizden örnek verecek olursak Beşiktaş'ın şuan lig lideri Fenerbahçe'nin 2 katı gol atmış olması ve buna rağmen karakartalların 3.sırada olmasını söyleyebiliriz. Yahut da ligde tek golü bulunmasına rağmen 4 haftada 4 puan alan ve 13.sırada bulunan Gaziantepspor'a karşılık, lider Fenerbahçe'yle aynı gol sayısına sahip (6) Gençlebirliği'nin sadece 3 puan alıp 16.sırada yer almasını da buna örnek gösterebiliriz.
Akıllara şu soru geliyor. Çok gol atmak mı önemli az gol yemek mi.? Sizce hangisi ?
Takımızın her maç çok gol atıp çok gol yemesini mi istersiniz, yoksa 1-0 olsun benim olsun mu ?
Valla sizi bilmem ama geçen sezon Galatasaray’ın ligin son 6 haftasında güttüğü bu politika ve 1-0’lık sonuçlarla gelen şampiyonluk kafaları karıştırıyor..
Eğer tek istenen şampiyonluksa daha doğrusu maç kazanmaksa 1-0 olsun sizin olsun. Ama ben futbolu seviyorum arkadaş. Golü seviyorum. Gol sevinçlerini seviyorum. Güzel futbol ve bol gol istiyorum. O yüzden kısır geçen maçları, 0-0 biten maçları hiç sevmiyorum. Bol pozisyonlu çekişmeli geçipte 0-0 biten maçlara sözüm yok.. Ama futbolun güzelliği de gol varsa güzel be kardeşim..




10 Eylül 2015 Perşembe

ERKEN DÜŞTÜ TOPRAĞA 'CEMRE'

Yaşanan terör olayları, verilen onlarca şehit.. Hani hep derler ya 'sözün bittiği yer' diye. sözün bittiği yer de bitti artık. Ciğerimiz yanıyor. Bitsin artık bu terör. Adam gibi insan gibi yaşamak mümkün.
Ülke bu durumdayken diğer yazar arkadaşlarım gibi benim de içimden spor yazmak, gündem dışı konuşmak hiç gelmedi. Oysaki harika bir Hollanda zaferi ve 12 Dev Adam'ın Euro Basket 2015 performansı vardı konuşacağımız.
Fakat hiçbir galibiyet hiçbir şampiyonluk şehitlerimizi geri getirmeyecek. Ateş düşen yürekleri soğutmayacak. Ben de geçtiğimiz gün şehit cenazesindeydim. Cemre'mizi verdik toprağa.. İlkokul arkadaşımdı. Karşı sınıfımdaydı. o zamanlarda da bebek yüzlüydü şehidim. Az halı saha maçı yapmadık küçükken kendisiyle. Sınıf turnuvalarında az rakip oynamadık. Ama o artık yok. kim verecek bunun hesabını. Türkiye Avrupa Şampiyonası'na katılmış katılmamış artık kimin umrunda.. 
Bütün bunların yanında hafta sonu lig maçları var. Maç öncesi hafta içerisinde verilen birlik ve beraberlik mesajları tek sevindirici olay. Tüm takımların aynı t-shirtle sahaya çıkma düşünceleri var. Bu gelişmenin bence sporda başlayan ve tüm branşlara hatta hayatın tüm alanına yer etmesi gereken birliğin başlangıcı olmasını diliyorum. 
Yaşamak mümkün.. Gelin şu cennet vatan topraklarında cennetteymişçesine yaşayalım. Aksi takdirde bu vatanın nasıl kazanıldığını tekrar tüm dünyaya göstermek zorunda bırakırsınız bizi. 
Son olarak yazımın başında da belirttiğim üzere Tarsus'lu şehidim Cemre Salih Gözen'e ve tüm şehitlerime Allah'tan rahmet diliyorum. Kardeşliğin ve barışın olduğu bir dünya dileğiyle....

9 Eylül 2015 Çarşamba

ŞEHİTLER ÖLMEZ

Futbol da pazar gecesi Hollanda maçın da aldığımız tarihi galibiyet ve cumartesi  gecesi basketbol da 12 dev adamın 58 yıl sonra resmi bir maçta Italya'yı yenmenin mutluluğunu ne yazık ki yaşayamadık.Yaşattırmadı hainler.Yine acı düştü ocaklara yüreğimiz yine yandı.Son 2 ayda kaç tane şehit verdiğimizin sayısını bile unuttuk.Her gün bir yenisi ekleniyor şehitlere her gün yeni gencecik bedenler düşüyor toprağa.Kim bilir bu anlamsız savaşta kaç anne baba evladını yitirirdi,kaç çocuk yetim kaldı.Ben de bir şehit yakınıyım,kuzenim Tunceli de şehit düşmüştü 1994'te.Ne büyük acıdır çok iyi bilirim ve acısı inanın her gün hissedilir şehitlerin.Hiç bir siyasi beklenti hiç bir ideoloji bir insanın hayatından daha değerli değildir.Tavan da birleşemeyen siyasilere inat taban da tek vücut olan halklar bu savaşı bitirebilir.Bu topraklar asırlardır göz yaşına kana doydu artık dur demenin vakti geldi de geçiyor.En kötü müzakerenin en iyi savaştan iyi olduğu gerçeğini unutmayıp diyaloğa tekrar dönme vaktidir.Konuşarak birbirimizi anlayarak halledilemeyecek sorunumuzun olduğunu sanmıyorum.
Allah bu ülke için canını siper edenlere rahmet eylesin bu savaşın bir an önce bitmesi temennisi ile...
Acılar bu kadar yoğunken futbol konuşmak anlamsız olurdu.

6 Eylül 2015 Pazar

ÇEK BİR LETONYA

Türkiye,Letonya ile hazırlık ve resmi maçlar dahil toplam da 6 kez karşılaştı.Bu maçlardan sadece 22.06.1924 te oynanan hazırlık maçın da 3-1 lik skorla  sahadan galip ayrıldı.Oynadığımız 6 maçta 1 galibiyet,1 mağlubiyet ve 4 beraberlik  ile sahadan ayrıldık.Futbolda bazı takımlar bize ters gelebiliyor.Letonya da onlardan bir tanesi.Adına şansızlık,beceriksizlik,rakibi küçümseme,yanlış kadro planlaması ne derseniz deyin ama gerçek şu ki biz Letonyayı yenemiyoruz.2004 Avrupa Futbol Şampiyonası kura çekiminden önce medyamız ve tüm spor otoriteleri "çek bir Letonya" sloganıyla kuradan Letonyanın çıkması temennisinde bulunmuştu.Futbol saha da mücadele ile oynanır ve topu kale direkleri arasından  içeri atamazsan kaybedersin.2003 teki eleme maçların da Letonya'ya ilk maçta 1-0 yenildik,rövanşta ise İstanbul da 2-0 öne geçtiğimiz maçta 2-2 berabere kalarak elendik..Geride bıraktığımız 2 maçta ise sayısız gol pozisyonlarına rağmen zar zor 1-0 öne geçip skoru koruyamadik ve 4 puan kaybettik.Futbolu çok seviyoruz ama malesef oyuncu yetiştirmede ciddi sıkıntılarımız var.Eğitim eksikliğinden tutunda tesisleşmeye ve hatta sporun içine çektiğimiz siyasete kadar pek çok etken futbolumuzun gelişmesine engel.Mesela ,3 tarafımız denizlerle kaplı ama ülkenin yarısından çoğu yüzme bilmiyor.Haziran,Temmuz ve Ağustos ayların da toplam 218 kişi suda boğularak can vermiş.Şampiyonalara katılan yüzücülerimizin hiç biri elemeleri bile geçemiyor.Ülke olarak bir çok konu da olduğu gibi sporda da çok ciddi bir eğitimsizlik ile karşı karşıyayız.
Dönelim Letonya maçına,Fatih Terim bana göre ilk 11 de ciddi hatalar yaptı.Ozan'dan sağbek olmaz.Volkan Şen sayısız pozisyondan yararlanamadı,Gökhan Töre hiç etkili olamadı.Yine de baskılı istekli oynadık ve bir çok gol pozisyonundan yararlanamadık.Bu düzene en azından 2.yarıya başında devam etmemeliydik.Volkan -Şener,Gökhan -Batuhan değişikliği ile hem hava topların da hakimiyeti ele geçirecektik,hem de Şener sağ beke Ozan ortaya ve Selçuk da ön bölgeye daha çok çıkacaktı.Ama Fatih Hoca ezberden devam etti.Şener 58.dk da oyuna girip sağ beke Ozan ön liberoya geçince Selçuk on bölgeye geçti ve golü de Selçuk un güzel şutuyla bulduk.Tam işler yerine girmişken Fatih Hoca,Burak - Mehmet Topal değişikliğini yaptı ve maçta golü aslında bu dakika da yedik.Hücum hattına giden her top hemen geri geldi baskımız kayboldu.Topal'ın oyuna girmesi ile sahadaki oyuncular  da mesajı aldı ve geriye yaslanmaya başladılar.Defans yapmasını bilmeyen bir ülkeyiz 1-0'ı korumak yerine son 10 dakikayı baskılı ve önde oynasaydik gol bile bulacakken uzatma dakikaların da pozisyon hatası yapıp gol yedik ve 1-1'e razı olduk.Hollanda maçın da aynı hatalar devam etmez umarım.Maçın hakemi kötüydü ama puan kaybını hakeme bağlamak  seyirciyi uyutmaya çalışmaktan öteye gitmez.Sorunu önce içerden halletmek gerekir.

MAÇIN ADAMI
Maçta Selçuk İnan,Arda Turan ve oyuna sonradan giren Şener Özbayraklıyı beğendim.Ama asıl yıldız Hakan Balta idi.Savunmada hatasız oynadı ve biri çizgiden olmak üzere 2 tane net golü çıkardı.Çoğu spor duayenine göre bırakın milli takımı Galatasaray da bile oynamaz dediği Hakan Balta müthiş oynadı ve tam bir profesyonellik örneği sergiledi.Hakan tam bir görev adamı yedek kalsa bile dert etmez.Her takıma lazım.

Konya da nefis bir taraftar vardı.Oyundan çıkan oyuna giren her  oyuncunun alkışlandığı milli maçları özlemişiz.90 dakika destek verdiler takıma.Onlarda alkışı hakettiler.

4 Eylül 2015 Cuma

MUCİZELERE İNANMAK...

Cuma günleri Beşiktaş yazıyorum ama dün oynanan ve Pazar günü oynanacak Milli Takım maçlarını konuşalım istiyorum.  

İlk 6 maçında sadece Kazakistan maçlarını kazanabilen A Milli Takım, diğer takımların özellikle de Hollanda’nın aldığı sürpriz sayılabilecek kötü sonuçlarla birlikte son 4 maça girilirken umudunu hala koruyordu. Bu umudu gerçekleştirebilmek için önünde duran 4 maçı da kazanmak şarttı. Herkesin kesin gözüyle baktığı Letonya maçıyla başladı son umuda yolculuk. Fatih Terim de bunun bilincinde bir kadroyla sahaya çıkmayı düşündü ve inandığı kadroyu sahaya sürdü. Ancak Fatih Terim de olsanız hata yapabiliyorsunuz ama Fatih Terim egosu başka bir şey, hata yaptığını kabul etmiyor. İlk maçta İzlanda karşısında sahaya sürdüğü anlamsız 3 lü defans kurgusu gibi bu maçta da kendi takımlarında oynamayan ya da başarısız bir futbol sergileyen oyuncuları ilk 11 de sahaya sürdü. Volkan Şen daha Fenerbahçe’de 90 dakika oyunda kalmamışken ve Letonya’nın sert ve kapanan savunmasını ortadan delmeye çalışırken hem Volkan hem de Gökhan Töre tercihi, ikisinin birden sahada olması tutarsız bir oyun oynanmasına dönüştü. Oyuna çift santrafor ile başlansa bu tercih anlaşılabilirdi ancak savunmanın arasında Burak son derece etkisiz kaldı. İkinci yarıda bu iki kanat oyuncusunu çıkarıp Umut’u oyuna alarak ne düşündü Fatih hoca sanırım kimse anlayamadı. Çift forvet ile sahadayken kenarlardan gelecek ortayı yapacak iki oyuncusunu da kenara aldı. En azından iki kanat oyuncusundan biri sahada kalıp kendi takımında oynayamayan, oynadığında son derece etkisiz olan Umut yerine Batuhan tercih edilseydi veya kadroya çağrılmayan Cenk Tosun olsaydı, daha rahat ve erken gol bulunabilirdi. 


İlk yarıda girdiğimiz pozisyonların çoğunda Volkan Şen vardı ama onun son vuruşlardaki etkisizliği eşitliği bozamamamıza neden oldu. Eğer Volkan’dan böyle bir isteği varsa Fatih Terim’in, yani ceza sahasında gol bölgelerine yakın olması istendiyse, o pozisyonda Türk olarak en iyi şekilde gol arayan kanat oyuncusu Olcay Şahan tercih edilmeliydi. Eğer tercihiniz ortadan delmek ise sizin en büyük kozunun Oğuzhan Özyakup olması gerekirdi. Zira Oğuzhan’nın ceza sahası çevresinde ölümcül ara paslarına ve zekasına dün çok fazla ihtiyacımız vardı. Eğer elinizdeki tek sağbek Şener ise ve o da oynayabilecek düzeydeyse Ozan ile o bölgede başlamak, şapkadan tavşan çıkarmaya çalışmaktır. Zaten, ilk yarıda Gökhan Töre’nin etkisiz oluşunun ve sürekli geriye gidip top almasının en büyük nedeni kendi bekinden yeteri kadar destek görmemesindendi. Yine de bu seviyedeki futbolcuların maçın son dakikasına girildiğinde Letonya gibi orta altı seviyedeki bir takımdan gol yiyerek üstünlüğünü koruyamamasının hiçbir bahanesi olamaz. Fatih Hoca maç sonunda hakemi hedef gösterdi ancak Letonya karşısında galibiyet alamamanızı hakeme bağlarsanız futbol severleri değil kendinizi kandırırsınız. Basın toplantısındaki muhabirler de Fatih Terim korkusundan sanırım bir tane düzgün soru soramadılar. Diyemediler ki hocam sadece Kazakistan’ı yenebildik, diğer 5 maçta bu takımın ortaya koyduğu futbol belli bunun sorumlusu kim, neden iyi futbol oynanmıyor diye kimse cesaret edip de soramadı. Hollanda’nın kaybettiği ve 3. Lüğü altın tepsiyle önümüze sunduğu bir zamanda Letonya’yı mağlup edemiyorsak, hiç kimse kusura bakmasın kalan 3 maçtan 9 puan alabilmek ve playoff oynamaya hak kazanmak bir rüyadan öteye gidemez. 



Acımasızca eleştirdiğimiz Gus Hiddink döneminde bile bu takım playoff oynamaya 2. Olarak hak kazanmıştı. Şimdi 3. Olsanız dahi şampiyonaya gitmeye bir şansınız oluyor ama biz Hollanda bu durumdayken bile bunu başaramıyoruz. Milli takımda yeni bir kan değişikliği gerekiyor ve pozitif futbol oynayan ve heyecanlı tempolu bir takım oluşturabilen bir antrenöre ihtiyacımız var ve bu konuda en büyük favori sistemine sağdık kalıp oyuncuları o sisteme uyarlayan, her maç başka formasyon denemeyen ve isime değil de hakkı olan oyuncuya forma verecek Aykut Kocaman’dır. Çünkü Fatih Hoca hala Galatasaray taraftarlığını bırakamamış. Letonya maçının en güzel tarafı Konyalılardır ve Milli takım taraftarlığı nasıl olunur İstanbul’dakilere göstermişlerdir sanırım. Bundan sonra maçlarımızı Anadolu şehirlerinde oynamak kötü giden takıma belki heyecan getirebilir. Futbolcuların da o stadı dolduran taraftarlarına vefa borcunu ödemek için bütün enerjilerini sahaya yansıtmalarını bekliyorum. Hollanda maçında Milli Takıma başarılar dilerim ancak mucizeler hak eden için gerçekleşir. Sizce biz bunu ne kadar hak ediyoruz!!!

29 Ağustos 2015 Cumartesi

PUZZLE'DAKİ SON PARÇA...

Süper Lig Hasan Doğan Sezonunun 3. Haftasının açılışını 4 güzel gol ile yaptı Beşiktaş. Ancak bu farklı galibiyete rağmen ilk gole kadar izleyenleri ve taraftarlarını mutlu etmeyen bir futbol vardı sahada. Trabzon maçında 90 dakikayı tek pozisyonla kapatan Beşiktaş, özellikle Şenol Güneş’in takımın başına gelmesiyle birlikte beklenen tempolu ve hücumcu futbol anlayışını 4 gol atmayı başarmasına rağmen sahaya yansıtamadı. Bunda ki en büyük etken de henüz hazır olmayan Mario Gomez ve Sosa ile birlikte kötü zemin ve havanın çok fazla bunaltıcı oluşuydu. Oğuzhan’ın muhteşem frikiğine kadar, Mersin maçı temposunu ve oyunun sahaya yansıyışının kırıntılarını dahi göremedik. Şenol Hoca’nın milli takım arasını çok iyi değerlendirip henüz hazır olmayan oyuncuları bir an önce takıma adapte etmeli.



Gaziantep gibi kapanan takımları açmanın en iyi yolu kanatlara oyunu yaymak olmasına rağmen Beşiktaş’ın bu oyuncu tiplerine sahip olmadığından, elindeki tek silahı rakip sahada tempolu baskı yapmasıydı. Ancak ya oyunculardan ya da zemin ve hava şartlarından bunu gerçekleştiremediler. Bunun çözümünü Şenol Hoca bir an önce yapmalı ve öne geçilemeyen dakikalarda takımın temposu çok daha fazla olmalı. Bunu sağlamak için de Şenol Hoca’ya rakibe sağlam basan ama aynı zamanda topu iyi de kullanabilen bir orta saha oyuncusu şart. Transfer sezonunun son birkaç gününde yönetim ne yapıp edip bu oyuncuyu takıma kazandırmalı. Diğer transferler (kaleci ve stoper) olmazsa olmaz değil takım için ama orta saha transferi belki de sezonun kaderini belirleyecek öneme sahip. Eskişehir’de oynayan Lawal bence Tolgay ve Veli’nin dönüşüne kadar belki de en iyi alternatif olarak göz önüne çıkıyor. Hem Beşiktaş’ta oynamak istemesi hem de ligi tanıması en büyük artısı. Takas ve para ile bu transferi en kısa sürede çözmesi gerekiyor yönetimin.



Avrupa ligi kuraları çekildi, Beşiktaş’ın grubu kolay olmasa da Infantino bu sefer daha insaflı davrandı. Sanırım yıllardır çektiği kuraların affını istiyor. Tabiki Avrupa’da oynanan hiçbir maç kolay değil, özellikle Lisbon ve Moskova deplasmanlarında en az birer puan çıkarılması gerekiyor. 4. Torbadan gelen Arnavut takımından ise 6 puan almak zorunda, eğer grup lideri olmak birinci hedef ise. Gerçi geçen sezon görüldüğü gibi grup lideri olsanız da Liverpool ile eşleşme şansına sahipsiniz o yüzden en azından çeyrek final oynamak hem Fenerbahçe’nin hem de Beşiktaş’ın öncelikli hedefleri arasında yer almalı. Bizler de yıllar sonra Avrupa’da birden fazla takımla ileri turlara gitme heyecanını tatmış olur ve ülke puanını artık kritik noktalardan kurtarmayı da başarabiliriz. 

21 Ağustos 2015 Cuma

GÜNEŞ AKADEMİSİ

Beşiktaş hakkındaki bu yazımla beraber TUTKUMUZ SPOR macerasına siz değerli okurlarımızla beraber başlıyorum, artık her Cuma Beşiktaş ile ilgili yazılarımla sizlerle birlikteyiz. Allah utandırmasın.

Kamp döneminde gerek hazırlık maçları gerekse Şenol Hoca’nın olumsuz demeçleri, Beşiktaş taraftarlarının ve kamuoyunun sezonun ilk maçında çok da parlak olmayan bir başlangıç beklentisi içine girmesine yol açtı. Birkaç hafta oynandıktan sonra iyi futbol oynaması beklenen Beşiktaş, herkesi şaşırtan bir performansla sezona müthiş bir başlangıç yaptı. Şenol Hoca’nın bir futbolcu üzerindeki pozitif etkisi ve ona yaptığı katkı Türkiye’de bir hocanın verebileceği maksimum katkı olduğu gerçeği Mersin İdman Yurdu maçıyla birlikte bir kez daha kanıtlanmış oldu. Geçen sezon hiç verim alınamayan Oğuzhan ve Cenk’ten bence maksimum verimi almayı daha ilk maçtan başarmış Şenol Hoca. Cenk’in son vuruşları her zaman birinci sınıf olduğundan hiç sürpriz bir performans değildi. Ancak Oğuzhan potansiyel olarak bu oyunun daha fazlasını vaat etse de, bunları bize hiç göstermediği için bu performansı beklemiyorduk. Umarım Oğuzhan fizik kapasitesini biraz daha arttırmayı başarabilir ve Sosa döndüğünde beraberce o sahada bu becerilerini gösterebilir. Olcay her zaman bildiğimiz gibi, taraftara saç-baş yoldurur ama sezonda 10 gol atar. Ancak Gomez ve Q17 form tuttuğunda hem Cenk hem de Olcay iyi birer hamle oyuncusu olacak ve takımın zorlandığı anlarda Yusuf Şimşek etkisi yapabilirler. Geçen sezon Bilic’in en çok eksikliğini hissettiği kenardan gelecek bu kalite idi.


Yeni transferler bek sorunlarını çözmüş ama savunmada hala Rhodolfo’nun yanına hızlı ve sağlam bir stoper gerekiyor. Tolga ise geçen sezondan farksız, Cenk sezonun yarısı sakat, Günay ise henüz bu düzeyde değil. Yani kaleci transferi şart duruyorsa da Şenol Hoca yine öğretmen rolüyle Güneş akademisinde herkesi farklı bir boyuta taşıyabilir.

Beşiktaş ligin ilk yarısının en az kayıpla kapatabilmek için kesinlikle orta sahaya takviye yapmalıdır ve zaten hoca da bunun farkında ama yönetimin elini biraz daha çabuk tutması gerekiyor. Cumartesi günü oynanacak Trabzon maçı Mersin maçı kadar rahat olmayacak. Eğer Gökhan Töre kendisini biraz toparlar ve geçen sezonun ilk yarısındaki performansına dönerse, ki dönmezse kendisini yedek kulübesinde görebiliriz, Sosa, Oğuzhan, Gomez ve Q17 ile beraber Beşiktaş durdurulması güç bu hücum hattıyla kolay gol yese de yediğinden fazlasını her zaman atacak güce sahip olacaktır. Özellikle Tolgay takıma döndüğünde defans ile hücum hattını birbirine bağlayacak üstün zeka yerine oturmuş olacak ve o tarihte Vodafone Arena’nın da açılacağını düşünürsek, Beşiktaş şampiyonluğun bir numaralı adayıdır. Şenol Hoca ve futbolcular üzerlerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyor. Şimdi sıra yönetim ve taraftarda, bu takım en iyi desteği sonuna kadar hak ediyor.

Son olarak Futbol Federasyonu Şenol Hoca ile görüşüp antrenörlüğü bıraktıktan sonra teknik adamlara eğitim verecek Güneş Akademisinin kurulmasını sağlamalı ve böylelikle her futbolcudan maksimum verim nasıl alınır diğer hocalara da öğretmeli. Belki bu şekilde Milli Takım istenilen seviyeye ulaşabilir…

  

12 Eylül 2013 Perşembe

Genç Yetenekler Serisi ; Hakan Çalhanoğlu


8 Şubat 1994 doğumlu Hakan Çalhanoğlu..Son aylarda Almanların elinden aldığımız yetenekleri ve özellikle uzaktan şutları,aynı zamanda duran toplardaki ustalığı ile bu yaz ülkemizde düzenlenen U-20 Dünya kupasında dikkatleri çekmişti.Ama bu yeteneği bizden yani turnuvadan önce farkeden Hamburg Scoutları vardı.Hamburg Hakan Çalhanoğlu'nun geçen sezon Almanya 3.Liginde 36 resmi maç ve 17 gol ve 14 asistlik müthiş performansından sonra transferini yaptı.Bundesliga'da oynayacak seviyede olduğuna kesin gözüyle bakılan Hakan sezon başında henüz 19 yaşında olmasına rağmen 3.5 milyon euro bonservis bedeliyle Alman Liginin en köklü kulüplerinden biri olan ve tarihinde hiç küme düşmemesiyle ün kazanan Hamburg'a transfer oldu.Bu sezon hamburg'ta direk oyuncu olarak başladı.Hakan ilk 2 maçta ilk 11'de başladı ve sonradan oyuna girdiği Braunschweig maçında son 12 dakika da 2 gol atma başarısı gösterdi.Orta sahada genellikle ön liberonun hücümsal kısmında veya bizim tabirimizle 10 numara mevkiinde forma giyen Hakan Çalhanoğlu sağ ayağını kullanıyor.Almanya 3.ligini izleme fırsatı bulamadığımız için Hakan'ı daha çok U-20 Dünya kupasında seyretme şansı buldum.Oynadığımız 4 maçtada ilk 11'de forma giydi ve özellikle Avustralya'ya attığı gol Hakan'ın oyun yapısını gösteren bir gol olduğunu düşünüyorum.(golü burdan izleyebilirsiniz).Uzaktan şutlarıyla Hamit Altıntop'a benzetilen Hakan,Hamit Altıntop kadar kuvvetli olmasa da tekniğiyle bu dezavantajını rahatlıkla kapatıyor.


Aslında Almanlar'ın Yeni Özil olarak adlandırdığı Hakan Çalhanoğlu'nun Türk milli takımında oynamayı seçmesi bizim için çok önemli.Önünde İlkay Gündoğan ve Mesut Özil gibi Alman Milli takımı seçip kendini Dünyaya tanıtmış örnekler dururken Hakan Çalhanoğlu Son 10 dakikasında forma giydiği Andorra maçından sonra yaptığı açıklamada Almanya adına oynaması için kendisine çok baskı yapıldığını söylese de Hakan Türk Milli takımında oynamayı tercih etti.Aslen Bayburtlu olan Hakan Çalhanoğlu'nun alt yaş kategorilerinde de 42 maç ve 8 gollük bir performans sergilediğini görüyoruz.A milli takımımızda kendine yer bulabilecek düzeyde olduğunu düşünüyorum.Gerçi Orta saha rotasyonu çok güçlü olan bir milli takımımız var.Ama Hakan şu anda olmasa bile 2016 ve 2018 elemelerinde Milli takımımızın rotasyonundaki önemli isimlerden olmaya aday.Hakan Çalhanoğlu kesinlikle bir Tunay Torun veya Sercan Sararer olmaz.Çünkü Hakan'ın bu seviyelere geleceği tahmin ediliyordu.Yetenekleri ve şut özelliği sayesinde Bundesliga'da kalıcı olmayı başarırsa (ki 19 yaşında bunu başaracak görünüyor) biraz daha güçlendiği ve oyun zekasını geliştirdiği taktirde Milli takımın yeni Selçuk İnan'ı olmaya aday.



Babası ve kardeşi de kendisi gibi futbolcu olan Hakan Çalhanoğlu babasının yaşadığı Bayburt'a yaptığı ziyaretlerle de biliniyor.Biz genç yeteneklerin tanıtımıyla tekrar Yazılarımızla karşınızda olmaya çalışacağız..

Samet Zinciroğulları  https://twitter.com/SZincirogullari


11 Eylül 2013 Çarşamba

Adımız TÜRK İşimiz DESTAN






A Milli Takım Bükreş'te galip gelerek mucizeyi gerçekleştireceğini herkese gösterdi.Romanya'da adeta Rumenlere futbol dersi veren Milli Takımımız muhteşem oyununu 2 harika gol ile süsleyerek grupta Macaristan'ın 1 puan gerisinde 3.sırada yer aldı.Umudunu son 2 maça taşıyan Milli Takımımız geriye kalan maçları da kazanarak Macaristan'ın puan kaybetmesini bekleyecek.
Maça hırslı,istekli ve önde basarak başlayan Milli Takımımız da maç öncesi solunum yollarından hasta olan Arda,Gökhan Gönül ile sırtında ağrı bulunan Selçuk İnan her şeye rağmen sahaya çıkarak Milli Forma için son dakikaya kadar savaştılar.Maçta harikalar yaratan Caner Erkin için ise ayrı bir başlık açmak şart.İlk yarıda Torje'ye 2.yarıda ise Popa'ya karşı sağlam defansif müdahalelerde bulunan oyuncu bunun yanında ilk yarı hem çizgiden çıkarttığı top hem de Burak'a yaptığı mükemmel asist ile maçın yıldızı oldu.






Takım olarak harika bir maç çıkaran Millilerimiz ilk yarının aksine biraz daha defansif oynadığı 2.yarıda rakibinin ceza sahasına girmesini engelledi ve kalesinde 90+1.dakikaya kadar sağdece 1 pozisyon verdi.Popa'nın şutunda topun direkten dönmesi ise herkesi rahatlattı.Burak,Arda,Gökhan Gönül'ün kanatlardan yaptığı katkılarla rakip kalede tehlike yarattık fakat son vuruşlara geç kalmamız sonucu 2.golü bir türlü atamadık.Gökhan Töre'nin 2 kişiyi çalımladıktan sonra Umut'a verdiği pasta Umut'un topu kalecinin üzerine nişanlaması ise 2.golü bulamadan gol yeme korkusunu arttırdı.Niketim 90+1'de serbest vuruştan yapılan ortada Goian'ın topu kalecimiz Volkan'ın üzerine nişanlaması bizleri bir nebze olsun rahatlattı.Hızlı atağımızda da Arda'nın topu harika saklaması ön liberomuz Mehmet Topal'ın mükemmel deparı sonrası Mevlüt Erdinç'in sol ayağıyla köşeye plase vuruşu maçı kazandığımızı kesinleştirdi.
Oyuncu değişiklilerin de fazla aceleci davranmayan Fatih Terim'i eleştirmek ne kadar doğrudur bilinmez fakat çıkarttığı oyuncuların yerine aldığı oyuncuların önde basması savunmaya yardımları sonucu hakettiğimiz maçı kazanmamız eleştireye gerek bırakmıyor.


Artık bütün futbolcularımıza inanıyor ve son iki maçta Macaristan'ın yaşayacağı bir puan kaybı sonrası bizim de deplasmanda ki Estonya ve içeride yapacağımız Hollanda maçlarından galip geleceğimize inanıyoruz.







Grubumuzda oynanacak son maçlar ve puan durumu.



TakımlarOGBMAYP
1.HOLLANDA871024422
2.MACARİSTAN8422181214
3.TÜRKİYE841314713
4.ROMANYA8413131213
5.ESTONYA82156167
6.ANDORRA80080240



11.10.2013 00:00
HOLLANDA
-
MACARİSTAN
11.10.2013 00:00
ANDORRA
-
ROMANYA
11.10.2013 00:00
ESTONYA
-
TÜRKİYE
15.10.2013 00:00
MACARİSTAN
-
ANDORRA
15.10.2013 00:00
ROMANYA
-
ESTONYA
15.10.2013 00:00
TÜRKİYE
-
HOLLANDA