Mersin İdman Yurdu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mersin İdman Yurdu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Kasım 2015 Pazar

KISIR SKORLARDAN SONRA 3 GOL ATAN BİR FENERBAHÇE

Milli maçlar nedeni ile verilen aradan sonra Süper Lig heyecanının kaldığı yerden start aldığı 12 nci haftada Fenerbahçe Mersin deplasmanında Mersin İdmanyurdu ile karşılaştı ve deplasmanda 3 -1 ‘ lik skor ile 3 puan çıkarmayı başardı.



Geçtiğimiz hafta Çarşamba akşamı Teknik Direktörleri Hamza Hamzaoğlu ile kimsenin beklemediği sürpriz bir şekilde yollarını ayıran Galatasaray ‘ ın Rize deplasmanında olduğu gibi Türk Telekom Arena ' da Samuel Eto'o ‘ lu Antalyaspor ‘dan uzatma dakikalarının son saniyelerinde yediği golle 3-3 ‘ lük beraberlikle ayrılması ile birlikte Fenerbahçe ezeli rakibi Galatasaray ile arasındaki puan farkını 5 ‘ e çıkarmış oldu.Lider Beşiktaş ‘ ın bu akşam Sivas maçında alacağı skor sonrası sıralamadaki liderliğe yükselme yada mevcut 2 ncilik halinin devamı netleşmiş olacak.

Fenerbahçe ‘ nin Mersin İdmanyurdu ile yaptığı mücadeleye gelince , takımın süper ligde geçen 11 haftaya göre daha fazla golü düşünen bir oyun sergilediğini düşünüyorum , ligin başından beri bir maçta ilk kez 3 gol atan Fenerbahçe , attığı goller haricinde de özellikle rakibinin kırmızı kart görerek 10 kişi kalmasından sonra azımsanmayacak ölçüde golleri de kaçırdı.

Aldığı tek farklı galibiyetler ve kısır skorlar ile eleştirilen Sarı Lacivertli ekip bu sefer övgüyü haketti Fenerbahçe önümüzdeki hafta Trabzonspor maçının da kazanılması halinde ,15 haftada  Beşiktaş ile Galatasaray'ın birbirleri ile karşılaşacağı da dikkate alınır ise ilk yarıyı lider bitirme açısından ciddi bir avantaja sahip olacak.

Mersin İdmanyurdu maçında oyuncu performanslarına bakıldığında ise bana göre Alper Potuk , Diego , Gökhan Gönül , Mehmet Topal ve Simon Kjaer ön plana çıkan oyunculardı.Caner Erkin ‘ in yokluğunda Hasan Ali Kaldırım , görevini en iyi şekilde yapmaya devam ediyor , geçen sezon kupa maçında Mersin İdmanyurdu ‘ na gol atan Hasan Ali , bu sezonu da boş geçirmedi , Mersin maçlarının Hasan Ali ‘ ye ilginç bir şekilde uğurlu geldiği de bir gerçek.



Diego Ribas ise sergilediği oyun ve ikinci golde özellikle Louis Nani ‘ ye yaptığı asist ile göze batan isimlerdendi ,aynı şekilde yükselen formu ile Alper ve yaşadığı sakatlık sonrası sahalara dönen Gökhan Gönül ‘ ün performanslarını beğendiğimi söylemek isterim.

Mersin İdmanyurdu kanadına bakıldığında ise  muhteşem bir zemin ve stada sahip takımın taraftarlarının maç öncesi nefis bir tribün show sergilediği maçta maalesef etkili bir oyun ortaya koyamadılar.Güney ekibi ligde zor günler geçiriyor , maddi sıkıntılar ile de boğuşan klüpte Teknik Direktör Bülent Korkmaz , dün maç sonrası yaptığı açıklamalar ile görevinden ayrılabileceğinin sinyallerini de ciddi bir şekilde verdi.


Fenerbahçe önümüzdeki hafta  Perşembe akşamı UEFA Avrupa Liginde Norveç deplasmanı da  Molde ve ardında da pazartesi günü kendi sahasında Trabzonspor ile karşılaşacak , Özellikle Molde karşısında alınacak puan veya puanlar ile Fenerbahçe ‘ nin bir üst tura çıkacağına inanıyorum.

Basketbol takımına gelince ; Taraftarlar , Süper Ligde ayrı ,Turkish Airlines Euroleague ‘ de apayrı performanslar sergilemeye devam eden Zeljko Obradovic ‘ in öğrencilerinin ligde de belirli bir performansa ulaşmasını bekliyor.Hafta içinde deplasmanda Bayern München ‘ i yenen Fenerbahçe lig de de güçlü ekip Karşıyaka önünde nasıl bir mücadele sergileyecek hep birlikte izleyeceğiz.

Ve son olarak El Classico ; Dünyada milyonlarca insanı ekran başına kitleyen Real Madrid – Barcelona maçı , Katalan ekibinin 4-0 ‘ lık üstünlüğü ile sona erdi.Maçın başında sonuna üstün bir oyun sergileyen Barcelona  La liga ‘ da liderliğini devam ettirirken , Real Madrid'in Teknik Direktörü Rafael Benitez'inde geleceğini ciddi bir şekilde tehlikeye soktu.Maç sonunda Real Madrid taraftarlarının beyaz mendil sallayarak prostesto ettiği Benitez‘in Madrid ekibinin başında göreve daha ne kadar devam edeceğini de yine hep birlikte göreceğiz.


e-mail : unalozer@gmail.com
https://twitter.com/ozerunal
https://www.facebook.com/bozerunal
https://instagram.com/ozerunal/

17 Eylül 2015 Perşembe

ÇOK ATAN MI AZ YİYEN Mİ ?

Süper Lig'de 5.hafta, Cuma günü oynanacak Başakşehir-Akhisar ve Mersin İdman Yurdu-Osmanlıspor mücadeleleriyle başlayacak. Sezonu erken açan ve Avrupa Kupaları ön elemesinde Hollanda'nın AZ Alkmaar takımına elenerek gruplara kalamayan Abdullah Avcı'nın öğrencileri, lige istediği gibi başlayamazken, Emre Belözoğu'nun sakatlığı ve zorlu fikstür, Başakşehir'in ilk 4 hafta sonunda ligin sondan bir önceki sırasına kadar inmesine yol açtı. Rakip Akhisar ise ligin 'namağlup' 4 takımında bir tanesi. 4 haftada 1 galibiyet ve 3 beraberlik alan Akigolar, kolay kaybetmeyen bir ekip görüntüsü çiziyor. Ancak ben bu mücadelede ev sahibi ekibin, rakibine 'ilk' mağlubiyetini tattıracağı kanaatindeyim.
Haftanın bir diğer açılış maçında, bu sefer ligde henüz galibiyetle tanışmamış olan Mersin İdman Yurdu ile flash Galatasaray galibiyetinin ardından istediği sonuçları alamayan Osmanlıspor karşı karşıya gelecek. Mersin Tevfik Sırrı Gür Stadı'nda oynanacak zorlu mücadele öncesi, Akdeniz ekibinde hafta içi taraftar dopingi yaşandı. Tesislere ellerinde baklavalarla gelen ve antrenmanı izleyen 'Kırmızı Şeytanlar' futbolculara ve teknik heyete baklava ikram ederken, oyunculardan 3 puan sözü aldılar. Yarın ki mücadelede ben Mersin'in taraftarının da itici desteğiyle zorlansa da ligdeli 'ilk' 3 puanını kazanacağını düşünüyorum.
Yani Cuma günü oynanacak iki maçta da ben ilklerin yaşanacağını düşünüyorum.
Bu küçük 'bay tahminvari' yazıdan sonra gelelim asıl konumuza..
Malumunuz hafta içi Şampiyonlar Lig'i mücadeleleri vardı. Başta Galatasaray maçı olmak üzere, diğer oynanan tüm karşılaşmaların özet görüntülerini izleme fırsatı buldum. Süper Lig'de izleyebildiğim kadar canlı takip etmeye çalışıyorum maçları. İzleyemediklerimi de mutlaka özet olarak takip ediyorum. Şunu söylemeliyim ki, ya biz güzel özet çıkartamıyoruz, ya da gerçekten Avrupa'da başka futbol oynanıyor. Yahu her maç mı birbirinden zevkli birbirinden heyecanlı olur.
Vallahi Süper Lig'deki bazı maçların özetini ileri sararak izliyorum. O kadar ki sıkılıyorum. Futbolumuzun gelişmesi için neler yapmamız gerekli. ? Ligimiz, pazar payı bakımından büyük bir lig evet ve gerçekten kaliteli, kariyerli futbolcular da gelip gidiyor. Ancak gel gelelim ki hala oyun kalitesi çok düşük. Pozisyon zenginliği çoğu maçta kısır. Futbol dediğimiz şey gol olunca güzel değil mi? 
Tabi kulüplere de hak vermek lazım. İyi oynayana çok pozisyon bulana 3 puan verilmiyor maalesef. Ligimizden örnek verecek olursak Beşiktaş'ın şuan lig lideri Fenerbahçe'nin 2 katı gol atmış olması ve buna rağmen karakartalların 3.sırada olmasını söyleyebiliriz. Yahut da ligde tek golü bulunmasına rağmen 4 haftada 4 puan alan ve 13.sırada bulunan Gaziantepspor'a karşılık, lider Fenerbahçe'yle aynı gol sayısına sahip (6) Gençlebirliği'nin sadece 3 puan alıp 16.sırada yer almasını da buna örnek gösterebiliriz.
Akıllara şu soru geliyor. Çok gol atmak mı önemli az gol yemek mi.? Sizce hangisi ?
Takımızın her maç çok gol atıp çok gol yemesini mi istersiniz, yoksa 1-0 olsun benim olsun mu ?
Valla sizi bilmem ama geçen sezon Galatasaray’ın ligin son 6 haftasında güttüğü bu politika ve 1-0’lık sonuçlarla gelen şampiyonluk kafaları karıştırıyor..
Eğer tek istenen şampiyonluksa daha doğrusu maç kazanmaksa 1-0 olsun sizin olsun. Ama ben futbolu seviyorum arkadaş. Golü seviyorum. Gol sevinçlerini seviyorum. Güzel futbol ve bol gol istiyorum. O yüzden kısır geçen maçları, 0-0 biten maçları hiç sevmiyorum. Bol pozisyonlu çekişmeli geçipte 0-0 biten maçlara sözüm yok.. Ama futbolun güzelliği de gol varsa güzel be kardeşim..




10 Eylül 2015 Perşembe

ERKEN DÜŞTÜ TOPRAĞA 'CEMRE'

Yaşanan terör olayları, verilen onlarca şehit.. Hani hep derler ya 'sözün bittiği yer' diye. sözün bittiği yer de bitti artık. Ciğerimiz yanıyor. Bitsin artık bu terör. Adam gibi insan gibi yaşamak mümkün.
Ülke bu durumdayken diğer yazar arkadaşlarım gibi benim de içimden spor yazmak, gündem dışı konuşmak hiç gelmedi. Oysaki harika bir Hollanda zaferi ve 12 Dev Adam'ın Euro Basket 2015 performansı vardı konuşacağımız.
Fakat hiçbir galibiyet hiçbir şampiyonluk şehitlerimizi geri getirmeyecek. Ateş düşen yürekleri soğutmayacak. Ben de geçtiğimiz gün şehit cenazesindeydim. Cemre'mizi verdik toprağa.. İlkokul arkadaşımdı. Karşı sınıfımdaydı. o zamanlarda da bebek yüzlüydü şehidim. Az halı saha maçı yapmadık küçükken kendisiyle. Sınıf turnuvalarında az rakip oynamadık. Ama o artık yok. kim verecek bunun hesabını. Türkiye Avrupa Şampiyonası'na katılmış katılmamış artık kimin umrunda.. 
Bütün bunların yanında hafta sonu lig maçları var. Maç öncesi hafta içerisinde verilen birlik ve beraberlik mesajları tek sevindirici olay. Tüm takımların aynı t-shirtle sahaya çıkma düşünceleri var. Bu gelişmenin bence sporda başlayan ve tüm branşlara hatta hayatın tüm alanına yer etmesi gereken birliğin başlangıcı olmasını diliyorum. 
Yaşamak mümkün.. Gelin şu cennet vatan topraklarında cennetteymişçesine yaşayalım. Aksi takdirde bu vatanın nasıl kazanıldığını tekrar tüm dünyaya göstermek zorunda bırakırsınız bizi. 
Son olarak yazımın başında da belirttiğim üzere Tarsus'lu şehidim Cemre Salih Gözen'e ve tüm şehitlerime Allah'tan rahmet diliyorum. Kardeşliğin ve barışın olduğu bir dünya dileğiyle....

31 Ağustos 2015 Pazartesi

DENİZE DÜŞEN 'SERVET'E SARILIR...

Ligde 3.hafta da bitti. Ben bu yazıyı yazarken 1. transfer tescil döneminde de son saatler yaşanıyor. Bakalım son dakika transferleri olur mu ? Olursa hangi takıma ne kadar yararlı olur..
Ben bugün ki yazımı müsaadenizle Mersin İdman Yurdu'na ayırmak istiyorum. Gerekçem şu ki, sezon başında maaşlarına zam istedikleri gerekçesiyle Servet başta olmak üzere birçok oyuncusunu günah keçisi ilan eden ve kadro dışı bırakan,  bu doğrultuda Teknik Direktör Rıza Çalımbay'ı bile harcayan kulüp yönetiminin, ilk 3 haftada işlerin kötü gitmesinden dolayı yeniden bu oyuncularla anlaşma sağlaması.
Dönelim sezon öncesi hazırlık kampına. Kulüp başkanı Ali Kahramanlı ile dönemin teknik direktörü Rıza Çalımbay, kulübün transfer yasağından dolayı önceki sezonun kadrosunun kesinlikle bozulmaması konusunda birbirlerine taahhüt vererek yeni sözleşme imzalıyorlar. Rıza hoca da verilen bu sözün tutulması halinde geçen sezon 7.olan takımı bu sezon Avrupa Kupaları'na götüreceğine dair söz veriyor. Her şey buraya kadar güllük gülistanlık. Şehirde herkesin aklında Mersin Arena'da Avrupa Kupası maçı izlemek hayali var. Ancak ne oluyorsa her şey kaptan Servet ve Sinan'ın sözleşmelerinde zam istemesiyle tam tersine dönüyor. Takım idmanlara çıkmıyor. Bu problem biz büyük bir aileyiz ve aramızda iletişim kopukluğu oldu denilerek üstü örtülüyor. Aradan birkaç gün geçiyor Servet ve diğerleri kadro dışı bırakılınca Rıza hoca da sözleşmesini fesh ediyor ve Kasımpaşa ile anlaşıyor. Herkes Rıza hoca bizi sattı diyor. Rıza Çalımbay'ın açıklaması ise verilen sözlerin tutulmadığı ve bu şartlar altında çok sevdiği Mersin'de çalışamayacağı yönünde oluyor.
Mersin de vakit kaybetmeden Mesut Bakkal ile anlaşarak sezona giriyor. İlk 3 haftada alınan 3 mağlubiyet ve kalede görülen 9 gol yönetimi savunma zaafına yönlendirmiş olacak ki günah keçisi Servet Çetin ile yeni sözleşme imzalandı. Ben Servet ya da Sinan Kaloğlu kötü futbolcu demiyorum. Şuan itibariyle sözleşme şartlarını da bilmiyorum. Ama bildiğim şu var ki; ey Ali Kahramanlı, madem denize düşen yılana sarılır kafasıyla kötü gidişi durdurmak için Servet'e sarılıyorsun, şunu sezon başında yapsaydın da bu şehrin takımına gönül vermiş binlerce taraftarın duygularıyla, hayalleriyle oynamasaydın olmaz mıydı ?. Son olarak maalesef ben bu son dakika iç transferinin de pek işe yarayacağını düşünmüyorum. Bu takım küme düşerse tek sorumlusu Ali Kahramanlı ve yöneticilerdir.. Umarım yanılırım. Çünkü ateşli taraftarı olan takımların Süper Lig'de uzun yıllar kalması kanaatindeyim. Adanademirspor ve Göztepe'nin de önümüzdeki yıllarda Süper Lig'de olması dileğiyle.

21 Ağustos 2015 Cuma

GÜNEŞ AKADEMİSİ

Beşiktaş hakkındaki bu yazımla beraber TUTKUMUZ SPOR macerasına siz değerli okurlarımızla beraber başlıyorum, artık her Cuma Beşiktaş ile ilgili yazılarımla sizlerle birlikteyiz. Allah utandırmasın.

Kamp döneminde gerek hazırlık maçları gerekse Şenol Hoca’nın olumsuz demeçleri, Beşiktaş taraftarlarının ve kamuoyunun sezonun ilk maçında çok da parlak olmayan bir başlangıç beklentisi içine girmesine yol açtı. Birkaç hafta oynandıktan sonra iyi futbol oynaması beklenen Beşiktaş, herkesi şaşırtan bir performansla sezona müthiş bir başlangıç yaptı. Şenol Hoca’nın bir futbolcu üzerindeki pozitif etkisi ve ona yaptığı katkı Türkiye’de bir hocanın verebileceği maksimum katkı olduğu gerçeği Mersin İdman Yurdu maçıyla birlikte bir kez daha kanıtlanmış oldu. Geçen sezon hiç verim alınamayan Oğuzhan ve Cenk’ten bence maksimum verimi almayı daha ilk maçtan başarmış Şenol Hoca. Cenk’in son vuruşları her zaman birinci sınıf olduğundan hiç sürpriz bir performans değildi. Ancak Oğuzhan potansiyel olarak bu oyunun daha fazlasını vaat etse de, bunları bize hiç göstermediği için bu performansı beklemiyorduk. Umarım Oğuzhan fizik kapasitesini biraz daha arttırmayı başarabilir ve Sosa döndüğünde beraberce o sahada bu becerilerini gösterebilir. Olcay her zaman bildiğimiz gibi, taraftara saç-baş yoldurur ama sezonda 10 gol atar. Ancak Gomez ve Q17 form tuttuğunda hem Cenk hem de Olcay iyi birer hamle oyuncusu olacak ve takımın zorlandığı anlarda Yusuf Şimşek etkisi yapabilirler. Geçen sezon Bilic’in en çok eksikliğini hissettiği kenardan gelecek bu kalite idi.


Yeni transferler bek sorunlarını çözmüş ama savunmada hala Rhodolfo’nun yanına hızlı ve sağlam bir stoper gerekiyor. Tolga ise geçen sezondan farksız, Cenk sezonun yarısı sakat, Günay ise henüz bu düzeyde değil. Yani kaleci transferi şart duruyorsa da Şenol Hoca yine öğretmen rolüyle Güneş akademisinde herkesi farklı bir boyuta taşıyabilir.

Beşiktaş ligin ilk yarısının en az kayıpla kapatabilmek için kesinlikle orta sahaya takviye yapmalıdır ve zaten hoca da bunun farkında ama yönetimin elini biraz daha çabuk tutması gerekiyor. Cumartesi günü oynanacak Trabzon maçı Mersin maçı kadar rahat olmayacak. Eğer Gökhan Töre kendisini biraz toparlar ve geçen sezonun ilk yarısındaki performansına dönerse, ki dönmezse kendisini yedek kulübesinde görebiliriz, Sosa, Oğuzhan, Gomez ve Q17 ile beraber Beşiktaş durdurulması güç bu hücum hattıyla kolay gol yese de yediğinden fazlasını her zaman atacak güce sahip olacaktır. Özellikle Tolgay takıma döndüğünde defans ile hücum hattını birbirine bağlayacak üstün zeka yerine oturmuş olacak ve o tarihte Vodafone Arena’nın da açılacağını düşünürsek, Beşiktaş şampiyonluğun bir numaralı adayıdır. Şenol Hoca ve futbolcular üzerlerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyor. Şimdi sıra yönetim ve taraftarda, bu takım en iyi desteği sonuna kadar hak ediyor.

Son olarak Futbol Federasyonu Şenol Hoca ile görüşüp antrenörlüğü bıraktıktan sonra teknik adamlara eğitim verecek Güneş Akademisinin kurulmasını sağlamalı ve böylelikle her futbolcudan maksimum verim nasıl alınır diğer hocalara da öğretmeli. Belki bu şekilde Milli Takım istenilen seviyeye ulaşabilir…