Tenis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tenis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2015 Salı

BÖLÜM SONU CANAVARI DJOKOVİC PARÇALAMAYA DEVAM EDİYOR

Tokyo'da sezonun 4. şampiyonluğunu kazanan Stanislas Wawrinka bir sezon içerisindeki şampiyonluk sayısı bazında kariyerinin en iyi istatistiğini yakaladı. Toplamda 11'i bulan turnuvanın 1 numarası şampiyonluğa giden yolda Radek Stepanek,  Tatsuma Ito, Austin Krajicek, Gilles Muller ve çok yakın arkadaşı olan Benoit Paire'yi mağlup etti. Paire finale gelene kadar Grigor Dimitrov, Marcos Baghdatis, Kötü Çocuk Nick Kyrgios ve dünya 6 numarası ev sahibi raket Kei Nishikori'yi hepsi 3 sete giden maçlarda geçti. Fiziksel olarak finale yıpranmış gelen Paire önceki maçlarında bir bilek problemi de yaşadı. Finalde Wawrinka'ya fazla diş geçiremese de  kariyerinin ilk şampiyonluğunu kazandığı ve ilk slam 4.turu oynadığı seneyi pozitif bir şekilde devam ettirmiş oldu.

Pekin'de ise şampiyonluk kupasını yine Terminatör kaldırdı. Bu yıl üst üste 12. finaline çıkan Terminatör Djokovic, burada toplamda 6. şampiyonluğunu kazanarak turnuvadaki kariyer maç istatistiğini 29-0'a getirdi. Oynadığı 5 maçta sadece 18 oyun veren Djokovic bu alanda da bir rekor kırdı. Turnuvanın genelinde ve özellikle finalde oynadığı muhteşem tenisle taraflı tarafsız herkesi etkiledi. Finaldeki rakibi ise bu sezon formsuzluk- özgüven eksikliği gibi sıkıntılarla çokça uğraşan  Rafael Nadal'dı.Özellikle finalde oldukça iyi bir oyun sergileyen ve ilerisi için umut veren Rafa, kritik puanları Djokovic'in kazanmasıyla ikincilik kupasıyla yetinmek durumunda kaldı. Maçta bir ara sağ ayağından sıkıntı yaşasa da sorunsuz bir şekilde maça devam etti ve bu haftaki Shanghai Masters'da oynamaması için herhangi bir  durum olmadığını açıkladı.


WTA Pekin'de şampiyon İspanyol tenisçi Garbine Muguruza oldu. Kariyerinin ikinci ve en büyük şampiyonluğunu kazanan Muguruza sezon sonu şampiyonasına gitmeyi de garantiledi.Finalde sezonun ilk kısmını muhteşem geçiren, Roland Garros'da final oynayan ama sonra düşüşe geçen Timea Bacsinszky'i yendi.Yeni haftada ilk 10'da kendine yer bulan Timea kupa seremonisinde 2 yıl önce neredeyse tenisi bırakacağını ama koçu Dimitri'nin onu bu kararından vazgeçirdiğini söyledi ve koçuna herbir gün için teşekkür etti. Geçen haftakİ Wuhan finalinden sonra bu hafta da Pekin'de finale çıkan ve bu kez kazanan Muguruza ise 4 numaraya yükseldi.

6 Ekim 2015 Salı

VENUS' ÜN HAFTASI

Serena Williams'ın sakatlıklarını sebep göstererek bu sezon başka bir turnuvada oynamayacağını açıklaması ve ablası Venus'ün Wuhan'ı kazanması teniste haftanın en dikkat çekici olaylarıydı. Şampiyonluk yolunda turnuvanın ilk 10 seri başı isminden 3'ünü (ilk tur 10 numara Agnieszka Radwanska, çeyrek final 7 numara Navarro, final 5 numara Muguruza) eleyen 35 yaşındaki Venus bu sezonun 2. kariyerinin 47. tekler şampiyonluğunu kazandı. Ayrıca 5 yılı aşkın bir süre sonunda en büyük turnuvasını kazanmış oldu ve sıralamada 14. lüğe yükselip Singapur'da düzenlenecek sezon sonu şampiyonasına katılmak için ciddi bir şans yakaladı.

Taşkent'te ise 21 yaşındaki Japon tenisçi Nao Hibino turnuvayı zaferle noktaladı. İki hafta önce ikinci tura çıktığı Tokyo'da kariyerinin ilk WTA ana tablosunu oynayan Hibino, ikinci ana tablosunda rakiplerine set kaybetmeden kupayı kaldırdı ve dikkat çekici bir iş başarmış oldu. Finalde mağlup ettiği isim ise 3 yıl önce 16 yaşında yine Taşkent'te final oynayıp dikkatleri üzerine çeken Donna Vekic'ti. Tarihte WTA turnuvası kazanan 10. Japon tenisçi olan Hibino klasmanda 76 numaraya yükseldi.


ATP'de sezonun tam ortasında yaşadığı dirsek sakatlığı yüzünden 2 ay  tenis oynayamayan, Wimbledon'a katılamayan ve Amerika Açık'a katılmaya son anda karar verip 3. turda Chardy'e elenen İspanyol  "Duvar" David Ferrer Kuala Lumpur'da mutlu sona ulaştı. Can sıkıcı sakatlık döneminden sonra kazandığı bu şampiyonlukla müthiş moral sağlayan Ferrer bu yılki 4. ve kariyerindeki 25. tur şampiyonluğunu elde etti. Finalde bir diğer İspanyol ve tecrübeli tenisçi Feliciano  Lopez'i 7-5'lik iki setle geçerken vatandaşına karşı oynadığı 15. maçta 9. kez gülmüş oldu. Shenzhen'de ise Berdych, hafta boyunca yağmurun ön planda olduğu ve bu sebepten finalin pazartesiye ertelendiği bir ortamda mental olarak en sağlam kalan oyuncu oldu. Final maçının da yağmur sebebiyle durakladığı turnuvada set kaybetmeyen Berdych finalde bu sene Amerika Açık 3. turunda mağlup ettiği Garcia Lopez'i yine geçerek bu sezonki ilk şampiyonluğunu kazandı. Bu sezon 3. şampiyonluğunu arayan ama bunu başaramayan Garcia Lopez ise kariyerinin en istikrarlı sezonlarından birini geçiriyor. Sıralamada 26. lığa yükselen 32 yaşındaki tenisçi kariyer yükseği olan 23'e yaklaşmış durumda.


Bu hafta Pekin'de kadınlar ve erkekler sahne alıyor. 500 puanlık erkekler kadrosunda Djokovic, Nadal, Ferrer, Raonic, Tsonga gibi tenisçiler göze çarparken premier seviyesindeki kadınlar tarafında ilk 10'dan 3 tenisçi olduğunu görüyoruz.Djokovic'in kariyerinde bu turnuvada hiç kaybetmediğini hatırlatalım. Erkeklerde bir diğer 500'lük turnuva ise Tokyo'da yapılıyor. Nishikori, Wawrinka,Anderson,Gasquet turnuvanın önemli oyuncularından. 

29 Eylül 2015 Salı

HAFTAYA BAKIŞ

WTA'de geçen haftanın tekler şampiyonları Tokyo'da Agnieszka Radwanska, Guangzhou'da Jelena Jankovic ve Seoul'da Irına Camelia Begu oldu. ATP World Tour'da ise teklerde St. Petersburg'u Milos Raonic, Metz'i Tsonga şampiyon olarak tamamladılar.
Radwanska Tokyo'da şampiyon olurken hiç set kaybetmedi ve gerçekten çok sağlam maçlar oynadı. Fiziksel olarak  rakiplerinden çok daha iyi göründüğü haftada polonyalı kariyerinin 15. tekler şampiyonluğunu kazandı ve sıralamada yeniden ilk 10'a yükseldi. Finaldeki rakibi Belinda Bencic de sezonun ikinci yarısındaki yükselişini sürdürmüş oldu.


Guangzhou şampiyonu Jankovic ise turnuva genelinde finaldeki skorun(6-2 6-0) gösterdiği kadar rahat değildi. Yarı finalde Wickmayer'e karşı maç puanları kurtaran Jelena, maç boyunca kolundan sıkıntı yaşadı. Finalde kariyerinin ilk WTA finalini oynayan ve çeyrek finalde turnuvanın 1 numarası Halep'i mağlup eden Allertova karşısında rahat bir maç çıkartan sırp raket iki yıl sonra bir WTA şampiyonluğu kazanırken toplam sayıyı 14'e çıkardı. Seoul'de  Begu, finale elemelerden gelip ilk WTA  çeyrek,yarı final ve finalini oynayan Belarus'lu Sasnovich'i geçerken zorlanmadı. 1 numara olarak katıldığı turnuvayı şampiyon tamamlayan Begu, 2. WTA kupasını kazandı ve sıralamada kariyer yükseği yaparak 26. lığa oturdu.
 Raonic St. Petersburg'da finale giden yolda set kaybetmezken, bu yıl yaşadığı sakatlıktan sonra çok moral verici bir şampiyonluk kazanmış oldu. Kariyerinin 7. şampiyonluğunu ATP'nin istikrarlı tenisçilerinden Joao Sousa'yı 3 sette geçerek kazanan Kanada'lı hafta boyunca en büyük silahı olan servisini çoğu zaman olduğu gibi yine iyi kullandı. Metz'de ise 2013 finalinin tekrarında Fransızların kapışmasında sevinen bu kez Tsonga oldu. Zorlandığı turnuvayı şampiyonlukla noktalamayı başaran Tsonga finalde Simon'u 3 sette geçti, 12. tekler zaferini kazandı ve sıralamada 1 basamak yükselerek 16. lığa oturdu. Az da olsa sezon sonu şampiyonasına katılma şansı devam ediyor.

Bu haftaki turnuvalara bakacak olursak WTA'de sezonun en büyük turnuvalarından biri Wuhan'da  yapılıyor. Serena dışında İlk 20'den bütün tenisçilerin katıldığı premier seviyedeki turnuvada gözler Wimbledon'dan sonra ilk maçını oynayan Sharapova'da idi. 2. turda Barbora Strycova ile karşılaşan Maria, karşılıklı kazanılan tiebreak'lerden sonra 3. sette durum 2-1 iken bilek sakatlığı sebebiyle maçtan çekildi.Maçtan sonra Singapur'daki sezon sonu şampiyonasına ve Fed Cup maçlarına en hazır şekilde gitmek istediğini belirtti. İnternational seviyedeki Taşkent'te ise daha düşük profilli tenisçileri görüyoruz. Annika Beck'in 1 numaralı seribaşı olduğu turnuvada ilk tur maçları devam ediyor.
ATP  World Tour'da  ise Kuala Lumpur ve Shenzen'de 250'lik turnuvalar var. Shenzen kadrosunda Cilic ve Berdych göze çarparken Kuala Lumpur'da Ferrer,Dimitrov,Karlovic ve Feli Lopez mücadele edecek.
 Bu arada ITF(International Tennis Federation),  2016 yılından itibaren Davis Cup'taki maçların 5. setlerinde tiebreak oynanacağını açıkladı. Bu uygulama slam turnuvalarında yalnızca Amerika Açık'ta yapılıyordu. Alman tenisçi Tommy Haas ise uygulamanın diğer slam turnuvalarına da entegre edilmesi gerektiğini söylemiş. 




21 Eylül 2015 Pazartesi

GEÇEN BİR HAFTANIN ÖZETİ

Amerika açık'ta tek erkeklerde Novak Djokovic turnuvayı şampiyonlukla noktaladı. Yağmur nedeniyle yaklaşık 4 saat gecikmeli başlayan ve biz izleyenleri iyice heyecanladıran maç, kalite olarak bekleneni vermese de tansiyon ve atmosfer olarak bir hayli üst seviyedeydi. İlk sette Federer sanki ilk slam finalini oynayan bir oyuncu gibi çok heyecanlı ve gergin göründü. Bolca basit hata yapan(15) Roger ilk servisini de Djokovic'e kıyasla oyuna düşük yüzdeyle(%69-%53) sokunca set 6-4'le Novak'a gitti. İkinci sette ise aynı basit hata sayısına rağmen çok çok daha iyi servis atan Federer servis kırma şansı bile vermediği seti 7-5 kazandı. Bu ilk iki sette Djokovic her zamanki gibi yüksek bir seviyede tenis oynadı. Ama setlerin kaderini Federer'in servis performansları çizdi. Üçüncü ve dördüncü setlerde ise bolca şanslar yakalayan Federer kritik puanlarda ya hata yaptı ya da Djokovic bu puanları çok iyi oynadı. Daha fazla puan aldığı 3. seti kaybetmesi ve servis kırma puanlarında 4/23 gibi bir oranda kalması bunu iyi özetleyen istatistikler. Novak'ta ise servis kırma oranı 6/13. Sonuç olarak finali mental olarak şu anda dünya tenisinde en farklı konumda olan adam bu özelliğinin yardımıyla kazandı.


Federer bu mağlubiyetten sonra bu hafta Davis Cup'ta Wawrinkayla beraber ülkesi için korta çıktı. Hollanda'ya karşı teklerde iki maç kazanan Federer, Wawrinka'nın da 1 tekler maçı kazanmasıyla İsviçrenin dünya grubunda kalmasına katkıda bulundu. Amerika Açık'ta sürpriz bir şekilde Fognini'ye kaybeden Nadal ise Danimarkaya karşı Verdasco'yla beraber ülkesi İspanya'nın 1.grupta kalmasına yardım etti. Tekler maçını kazanan Nadal, çiftlerde de Verdasco'yla beraber güldü. Ancak bu hafta bir kahraman varsa o da Andy Murray idi. Davis Cup yarı finalinde Avustralya ile karşı karşıya gelen Britanya'da Murray, iki tekler maçı ve kardeşi Jamie Murray'le ortaklık kurduğu çiftler maçını kazanarak ülkesini 37 yıl sonra ilk kez finale taşıdı.Diğer yarı finalde ise Belçika, Juan Monaco'dan yoksun Arjantin'i son maçta Steve Darcis'in Delbonis'i mağlup etmesiyle geçerek Britanya'ya rakip oldu. Final 27-29 kasım arasında oynanacak.

WTA'de bu hafta Quebec City ve Tokyo'da İnternational seviyesindeki turnuvalar vardı. Quebec City'de, 1 numaralı seribaşı Madison Keys'in ilk maçından önce bilek sakatlığı yüzünden çekildiği kapalı halı zemin organizasyonunda finali iki genç raket Jelena Ostapenko (18) ve Annika Beck (21) oynadılar. Tek taraflı geçen finali Beck 53 dakikada kazandı ve kariyerinin 2. WTA kupasını kaldırdı. Ostapenko'nun kariyerinin ilk WTA finali olduğunu da hatırlatalım.


Tokyo'da, açık havada düzenlenen sert zemin turnuvasında ise 1 ve 2 numaralı seribaşları Carla Suarez Navarro ve Zarina Diyas'ın erken elendiği turnuvada finali bu sene yükselen bir performans gösteren polonyalı Magda Linette ile en son 2 yıl önce bir WTA turnuvasında finalde boy gösteren, bu süre içerisinde sakatlıklarla çok boğuşan Yanina Wickmayer oynadı. İlk seti kaybetmesine karşın maçı alan Yanina, kariyerinin 4. WTA şampiyonluğunu kazandı. Bu seneye Avustralya Açık 4. turuyla başlayan Wickmayer senenin geri kalanında aynı çizgiyi sürdürememişti.
WTA'de bu hafta ilk 10'dan 4 oyuncunun katılacağı premier seviyedeki Tokyo ve international seviyesindeki Guangzhou ve Seoul turnuvaları oynanacak.ATP'de ise 250 puanlık St.Petersburg ve Metz turnuvaları var. Organizasyonlar açık sert zeminde yapılacak.

13 Eylül 2015 Pazar

AMERİKA AÇIK'TA SONA DOĞRU

Sezonun son grand slaminde 2. haftayla beraber tenis kalitesinin artmasını beklemiştik ama beklediğimizi bulamadık. Heyecan seviyesinin, kalite seviyesinin yerini aldığı 2. haftada tek kadınlarda herkesin gözünün daha önceki yazılarda da belirttiğimiz sebepten dolayı üzerinde olduğu Serena Williams, çekişmeli geçmesi beklenen 4. tur maçında Madison Keys’i çok sağlam bir oyunla mağlup edip ardından çeyrek finalde ablası Venus Williams’ı, iki tarafın da karışık duygularla oynadığı müsabakada yine iyi bir oyunla geçmesinin ardından şampiyonluk için rakipsiz bir konuma gelmişti.


Yarı finaldeki rakibi Roberta Vinci ve finaldeki olası rakipleri Simona Halep ve Flavia Pennetta’ya karşı olan maç kayıtlarına bakıldığında bu gerçekten de mantıklı bir tahmin olabilirdi ama işin psikolojik yanını unutanlar vardı. Serena 1988’den beri yapılamayan, tarihte kadın-erkek toplam 5 tenisçinin yapabildiği bir şeyi yapmaya çok yaklaşmıştı. Bu şampiyonluğu kazanarak tarihte en çok slam şampiyonluğu olan ve tarihin en iyi kadın tenisçisi olarak kabul edilen Stefi Graf’la slam sayılarını eşitleyecek hem de en son Graf tarafından yapılan bu eşsiz başarıyı o da yapmış olacaktı, yani en büyük benim diyecekti, olmadı. Her ne kadar basın toplantılarında üzerinde hiçbir baskı olmadığını söylese de kafasının içinde bir yerde onu hafiften kemirdiğini kesinlikle söyleyebiliriz. Hatta Roberta Vinci maçında bunu gördük bile. Toplamda daha fazla (93-85) puan aldığı ve ilk seti kazandığı maçı kaybetti Serena. Böyle bir tabloyu Serena’nın maçlarında çok göremeyiz.Bunun sebebi maçtaki kritik puanların hepsinin Vinci’ye gitmesi. Bu kritik puanlarda ya Serena basit hatalar yaptı ya da Vinci muazzam puanlar oynadı. Hal böyle olunca yenilgi de geldi.Yalnız herkes maç için servis attığı oyunda Vinci’nin müthiş bir baskı altına gireceğini tahmin edereken kariyerinin en iyi oyunlarından birini oynadı Vinci. Yanılmıyorsam 15-0 ve 40-0 ‘da oynadığı puanlar inanılmazdı. Diğer yarı finalde ise çeyrekte Azarenka’ya karşı belki de kariyerinin en iyi tenisini oynayan Halep, Pennetta’ya karşı ruhen korta gelmeyip kariyerinin en kötü günlerinden birini geçirince finalde italyanların kapışmasına şahit olduk.


Yarı finalde 1 ve 2 numaraları mağlup ederek birbirlerine rakip olan Vinci ve Penneta İtalya’ya nasıl bir bayram yaşatmıştır tahmin edemiyorum. Final için Pennetta’nın biraz daha ağır bastığı görüşü hakimdi. Vinci her ne kadar Serena gibi bir oyuncuyu yenmiş olsa da Pennetta, yarı finaller, çeyrek finaller gördüğü bu sahnede daha tecrübeliydi. Bu turnuvada finale kadar gerçekten kaliteli bir tenis oynayan Pennetta tahminleri yanıltmadı ve ilk seti yakın geçen maçı kazanıp kariyerinin en büyük başarısını yakaladı. Maçta Vinci’den daha agresif bir oyun oynadı Pennetta. Vinci file önünde daha bitirici olup, basit hatalarını sınırlayabilse belki işin rengi farklı olabilirdi. Kupa seremonisinde konuşmasının sonunda aktif tenis yaşantısını bu sene sonunda bitireceğini açıklayan Flavia herkesi şoka uğrattı. “Antrenman yapmakta sıkıntı yok ama mücadele edecek duygusal enerjiyi artık bulamıyorum” diyen italyan tenisçi seyircilerin ve bizlerin şaşkın bakışları arasında kupayı kaldırdı.

 Tek erkeklerde ise 2. haftayla beraber iki adam çok farklı bir boyuta geçti. Dünya 1 ve 2 numaraları Novak Djokovic ve Roger Federer dominant performanslar sergileyip finale yürüdüler. Özellikle Federer’in yarı finalde Wawrinka karşısındaki performansı bir kez daha “nasıl olur da 34 yaşındaki birinin bu kadar komplike bir sporda bu derece kusursuz oynayabildiği” sorusunu tenisseverlere sordurtmuştur sanırım. Bu adam için söylenecek pek fazla birşey yok. Öte yandan Djokovic ise bu seneki bütün grand slamlerde final yapmış oldu. Bu yıl 6. kez finalde oynayacak ikili toplamda 42. maçlarına çıkacak. Final için bir favori belirtmek oldukça güç. İki tenisçi de harika durumda ve son yılların en iyi maçlarından birini izleyebiliriz. Merakla bekliyoruz.

6 Eylül 2015 Pazar

AMERİKA AÇIK'TA İLK HAFTA

Amerika Açık’ta ilk hafta geride kalırken tek kadınlarda seri başı katliamı yaşandı.Maria Sharapova'nın sakatlık sebebiyle katılmadığı turnuvada  İlk 10’dan sadece 3 tenisçi (Serena,Kvitova ve Halep) 3. Tur görürken Jankovic,Kuznetsova,Stephens,Cornet,Bacsinszky gibi diğer seri başları ilk maçlarında turnuvaya veda ettiler. Takvim slam yapma ihtimali yüzünden turnuvanın en çok konuşulan oyuncusu olan Serena Williams en çok zorlandığı maçta, 3. turda Bethanie Mattek-Sands karşısında 3 sette kazandı. Final setini hem rakibinin çözülmesi hem de kendisinin vitesi yükseltmesiyle rahat aldı. Serena’nın güç tenisine karşı oyunu çeşitlendiren,fileye gelen,servis voleler deneyen,rallilerde slicelarla tempoyu değiştirmeye çalışan Mattek-Sands maçı güzelleştiren bir oyun sergiledi. Eskiden sayısı çok fazla olan bu oyuncuların özellikle bayanlarda neslinin tükeniyor olması üzücü.

Serena Williams’ın 4. Turdaki rakibi Madison Keys tehlikeli bir oyuncu. Serena’ya problem çıkartması olası. Çok sağlam 3 maç oynadı , bizleri  iyi bir karşılaşma bekliyor olacak. 2. Turda Garbine Muguruza ve Johanna Konta  kadınlarda Amerika Açık tarihinin en uzun maçını oynadılar. 3 saat 23 dakika süren maçı elemelerden gelen Konta  kazandı. Bir sonraki turda da Petkovic’i mağlup eden Konta şu ana kadar büyük bir iş başardı. Kadınlarda bir başka elemelerden gelip  4.tur gören isim dünya 152 numarası Anett Kontaveit oldu. 20 yaşındaki Estonyalı Venus Williams’la çeyrek finale çıkabilme mücadelesi verecek.Kanadalı  25 numara Eugenie Bouchard  ise 4.tur görerek, mart ayından beri 2 maç üst üste kazanamadığı, kendisi için felaket giden sezonda nefes aldı. Bouchard 4.turda Wimbledon sonrası iyi bir form yakalayan Vinci’yle oynayacak. Şu ana kadar kadınlardaki en iyi maçta Azarenka Kerber’i  3 sette mağlup etti. Yüksek kalitedeki maçta Azarenka iyi tenis oynadı, sakin kaldı ve özgüveni çok yüksek göründü. Sakatlık sorunu yaşamazsa finale yürümesi olası.

















Tek erkeklerde ise şu ana kadar maçtan çekilmeler turnuvaya damga vurdu. Çok sıcak ve nemli bir ilk haftanın ardından toplamda 13 oyuncu mücadelelerini yarım bırakmak zorunda kaldı ve bu bir rekor olarak kayıtlara geçti.


Geçen senenin finalisti Kei Nishikori ve 2 kez şampiyon Rafael Nadal’ın erken elenmeleri en çarpıcı olaylardı. 1.turda Benoit Paire’ye kaybeden Kei, fiziksel olarak Washington ve Toronto’daki gibi iyi görünmedi. Kariyeri boyunca bu fiziksel sıkıntılar yüzünden çok sorun yaşayan Nishikori’nin karşısında Paire gibi yetenekli ve oyunu çok karıştıran bir oyuncu olunca mağlubiyet de geldi. Paire 2. turda Marsel, 3. turda da Robredo'yu mağlup edip kariyerinin ilk  slam 4. turunu gördü.

Ancak bizleri en çok şaşırtan olay 3. Turda Rafael Nadal-Fabio Fognini maçında yaşandı. Setlerde 2-0 öne geçen ve 3. sette 1 break avantajıyla önde olan, iyi oynayan Rafa maçı kaybetti. Fognini’nin inanılmaz tenisi (70 winner yaptı) bu geri dönüşü oluşturdu fakat tanıdığımız Nadal bu karşılaşmayı bir şekilde kazanmasını bilirdi. Sene boyunca yanında olmayan servisi onu yine yarı yolda bıraktı. Bu arada bu maçta muhteşem bir tenis izlediğimizi de unutmayalım. Nadal hayranlarını teselli edecek bir konu varsa o da Rafa'nın uzun bir süre sonra ilk defa bu kadar yüksek bir seviyeye (servisi hariç) çıkmış olmasıdır. Djokovic,Federer,Wawrinka ve Murray yollarına devam ederken özellikle Djokovic ve Federer şu ana kadar rahat gözüktüler. Mardy Fish, Jarko Nieminen ve eski dünya 1 numarası, 2 grand slam şampiyonu Lleyton Hewitt son kez Amerika Açık’ta oynadılar. Bu üç oyuncu bu sene sonunda emekli olacak. İkinci haftayla beraber seviye ve kalite artacaktır, merakla bekliyoruz. 

30 Ağustos 2015 Pazar

FLUSHİNG MEADOWS'A GİDERKEN

Teniste geçen hafta Cincinnati Masters’ta şampiyonlar tek erkeklerde Roger Federer, tek kadınlarda Serena Williams, çift erkeklerde Daniel Nestor/Eduard Roger Vasselin, çift kadınlarda Hao-Ching Chan / Yung-Jan Chan olarak belirlendi. Tek kadınlar finalinde Serena Williams turnuvadaki en iyi oyununu oynadığı karşılaşmada Simona Halep karşısında 2 setlik bir galibiyet aldı. Özellikle oyununun servis kısmından memnun olsa gerek zira %62 ile ilk servis bulup bunların %83 ünden puan çıkartan Serena, 15 ace atarken çift hata sayısını son maçlarının aksine az bir rakamda (2) tuttu. Tek erkekler finalinde ise Roger Federer baskın olan taraftı. Turnuva boyunca müthiş bir hücum tenisi oynayan İsviçreli finalde de bu tenisi sürdürdü. Maçta Djokovic’e tek bir servis kırma puanı dahi göstermedi ve turnuvayı servisini kırdırmadan tamamladı. Hafta boyunca topa %48 oranında baseline’ın içinde, %52 oranında çizginin gerisinde vururken bu %52’lik oranın sadece %8’i çizginin 2 metre gerisindeydi. Bu veriler korttaki duruşunun hücum tenisine odaklı olduğunu çok güzel açıklıyor. Amerika Açık öncesi bu müthiş performans yüzünden çoğu kişi yılın son slami için Federer’i favori gösteriyor olabilir ancak Amerika Açık çok farklı bir atmosferde oynanacak. Flushing Meadows’ta 2008'den beri kazanamayan, 2009'dan beri final oynayamayan Federer 5 setlik bu maçlarda nasıl bir performans gösterecek göreceğiz. Evet Roger kesinlikle orada da çok tehlikeli olacaktır ancak maçların Djokovic ve Murray gibi oyuncuların sevdiği bir ortamda  oynanacak olacağı bir gerçek.

Amerika Açık demişken, turnuvada kuralar çekildi. Tek erkeklerde tablonun üst tarafında Djokovic’le Nadal, Nishikori’yle Ferrer aynı tarafta yer alırken alt tarafta Wawrinka’yla Murray, Federer’le Berdych aynı tarafta yer aldılar. Bakalım maçlarını kazanıp birbirlerine rakip olabilecekler mi. Tek kadınlarda ise olası çeyrek finaller Serena-K. Pliskova, M.Sharapova-Ivanovic, Kvitova-Wozniacki ve Safarova-Halep şeklinde oluştu. Temsilcilerimizden Çağla Büyükakçay ilk eleme turunda Eri Hozumi’ye 2 sette kaybederken, İpek Soylu bir maç kazandığı elemelerde(ki o maç kariyerinin ilk grand slam galibiyeti) 2. Turda eski dünya 29, şimdinin 104 numarası Kateryna Bondarenko’ya 2 sette elenip turnuvaya veda etti. Sıralamasının yardımıyla ana tabloya direkt olarak katılma hakkı kazanan Marsel İlhan ise ilk turda 37 yaşındaki Radek Stepanek’le oynayacak.Marsel’in kesinlikle kazanabileceği bir maç. İyi bir turnuva geçirmesi dileğiyle. İlk turda çok keyifli geçmesi muhtemel eşleşmeler ortaya çıktı. Bunlardan bazıları şu şekilde;
Fernando Verdasco-Tommy Haas
Rafael Nadal-Borna Coric
Kei Nishikori-Benoit Paire
Nick Kyrgios-Andy Murray
Thanasi Kokkinakis-Richard Gasquet
Philipp Kohlschreiber-Alexender Zverev
Coco Vandeweghe-Sloane Stephens
Dominika Cibulkova-Ana Ivanovic
Andrea Petkovic-Caroline Garcia 
 
Ana tablo maçlarının yarın başlayacağı turnuvada en çok konuşulacak konu Serena Williams’ın takvim grand slam yapıp yapamayacağı olacaktır muhtemelen.Bu turnuvada Serena’nın her maçı ayrı bir hikaye olmaya aday.
Bu hafta ATP'de 250 puanlık Winston Salem Open turnuvası yapıldı. Marsel İlhan'ın ilk turda dünya 36 numarası Martin Klizan'a kaybettiği turnuvada şampiyon dünya 15 numarası Kevin Anderson oldu. Anderson, finale elemelerden gelen 140 numara Pierre-Hugues Herbert'i 2 sette geçti. WTA'de ise premier seviyedeki New Haven haftanın turnuvasıydı. Geçtiğimiz günlerde kendisine, bir dönem Federer'in yakalandığı, Robin Soderling'in tenisi bırakmasına neden olan mononükleoz teşhisi konan Petra Kvitova turnuvayı şampiyon tamamladı. Hastalığının şimdilik rekabetçi tenisi bırakmasını gerektirmeyecek seviyede olduğu açıklanan Kvitova, uzun bir süre sonra iyi tenis oynadığı haftada Madison Keys, Agnieszka Radwanska, Wozniacki ve Safarova gibi oyuncuları yenip kupayı kaldırdı. Artık yılın son slamine konsantre olduk, en büyük temennimiz iyi tenis izlemek.

23 Ağustos 2015 Pazar

TENİSTE 2015 SEZON ÖZETİ


Tenis takviminin son çeyreğine girdiğimiz bu günlerde bu haftadan itibaren her Pazar tenis dünyası ile ilgili gelişmeleri ve görüşlerimi inşallah burada paylaşacağım. Bu ilk yazıda ise ATP ve WTA tur takviminde şu ana kadar oynanan major turnuvalara kısa bir göz atacağız.


Takvimin ilk slami Avustralya Açık Tenis Turnuvasını tek erkeklerde dünya 1 numarası Novak Djokovic kazanmıştı. Aslında çok da iyi oynamadığı turnuvayı fiziksel ve mental olarak yarattığı fark sayesinde kazandı Novak. Yarı finalde Wawrinka karşısındaki 6-0’ lık final seti ve finalde Murray’e karşı yine 6-0 lık 4. set buna iki güzel örnek gibi duruyor. Tek kadınlarda ise kupayı, sezona bir yıl içerisindeki tüm grand slamleri kazanarak takvim slam yapma hedefiyle başlayan dünya 1 numarası Serena Williams finalde Maria Sharapova’yı alt ederek kaldırmıştı. Kadınlarda şubat ayının ortasında Dubai’de düzenlenen Premier 5 seviyesindeki turnuvada, finalde bu sene büyük bir çıkış yakalayan Çek tenisçi Karolina Pliskova’yı yakın geçen iki set sonunda mağlup eden Rumen tenisçi Simona Halep, hemen ardından mart başında düzenlenen, birçok kişiye göre 5. Slam olarak görülen, bir Premier Mandatory turnuvası olan İndian Wells’te Jelena Jankovic’i inanılmaz bir mücadelenin ardından geçerek arka arkaya iki önemli zafer kazanıyordu. İndian Wells’in Masters 1000 seviyesi olarak bilinen erkekler ayağında ise teklerde şampiyonluk, Federer’i 3 set sonunda mağlup eden Djokovic’in olmuştu. İndian Wells’ten hemen sonra ara vermeden düzenlenen ve İndian Wells’le aynı seviyede olan, Miami deki turnuvada ise finalde Andy Murray’i final setinde bagelle geçen Novak Djokovic üst üste 2 sene İndian Wells-Miami dublesi gerçekleştirmişti. Kadınlarda ise Serena Williams mutlu sona ulaşmıştı.
Avrupa'daki toprak kort sezonuna geldiğimizde ise ilgi yoğunluğu tek bir tenisçinin üstündeydi. Geçen sezonun son çeyreğini apandisit rahatsızlığı yüzünden turnuvalar kaçırarak ve maçlar kaybederek formsuz bitiren Rafael Nadal, bu yılın ilk çeyreğinde de ritmini yakalayamamış gibi görünüyordu. Ama ne olursa olsun, 2005’ten beri her yıl dominant bir performans sergilediği avrupa (ve dünya) topraklarında bu yıl da spot ışıkları bu zeminin gelmiş geçmiş en büyük oyuncusu olarak gösterilen adamın üzerindeydi. Masters 1000 seviyesindeki Monte Carlo’da Novak Djokovic yarı finalde bu turnuvayı 8 kez (hepsi üst üste) kazanan Nadal’ı, finalde de Tomas Berdych’i geçerek bu seneki kusursuz performasına devam etmişti. Djokovic’in katılmadığı, mayıs başında düzenlenen Madrid Masters’ta ise turnuva boyunca iyi oynayan Andy Murray, finalde bolca basit hata yapan Rafa’yı sağlam servis performansı yardımıyla geçerek kariyerinin ilk toprak Masters turnuvasını kazanmış, turnuvanın kadınlar kategorisinde ise Petra Kvitova yarı finalde Serena Williams ve finalde eski dünya 2 numarası Svetlana Kuznetsova’yı mağlup ederek şampiyon olmuştu. Madrid’in akabinde düzenlenen Roma’da erkeklerde zirveye finalde Federer’i mağlup eden Djokovic, kadınlarda ise finalde Carla Suarez Navarroyu alt eden Sharapova çıkmıştı.


Roma'dan sonra gözler yılın 2. grand slami Fransa Açık'a çevrildi. Erkeklerde genel sezon ve toprak performansına bakıldığında Novak Djokovic hiç olmadığı kadar favori gösteriliyordu. Novak 2011'deki çılgın sezondan sonra ilk kez bu kadar dominant gelmişti Roland Garros'a. Ama her ne kadar formda olmasa da bu turnuvayı 9 kez kazanmış ( yazması çok kolaymış) son şampiyon Nadal'ı ve bu sene Djokovic'ten sonraki en iyi tenisçi olan, bu sporun gördüğü belki de en özel oyuncu Roger Federer'i de denkleme katanlar vardı. Ancak turnuvanın sonunda kupayı kimsenin tahmin etmediği bir adam kaldırdı. Çeyrek finalde daha önce Roland Garros'da 6 kez oynadığı ve hiç mağlup edemediği, turnuva tarihinin yenilmesi en zor oyuncusu olan Nadal'ı set vermeden mağlup eden Novak Djokovic birçok kişiye göre şampiyon olmuştu bile. Ancak finalde Novak'ı yenen bu adam Stanislas Wawrinka'ydı. "Stan the man" finale kadar olağanüstü oynadığı turnuvada finalde belki de kariyerinin en iyi maçını çıkartarak zirve yaptı. Turnuvada dünya 1 ve 2 numaraları Novak Djokovic ve Roger Federer'i mağlup eden Stan, 2014 Avustralya Açık şampiyonluğunun tesadüf omadığını herkese göstermiş oldu ( O turnuvada da o dönemin 1 ve 2 numaraları Nadal ve Djokovic'i geçmişti). Bayanlarda ise Serena Williams kariyerinin en zor şampiyonluklarından birini kazandı. Final dahil oynadığı 7 maçın 5'i karar setinde sonuçlanırken bu karar setlerindeki sağlam duruşu ona Fransa Açıktaki 3. şampiyonluğu getirdi.  


Fransa Açıktan 3 hafta sonra düzenlenen sezonun 3. Grand Slam' i çim korttaki Wimbledon'dı. Kariyeri boyunca özellikle hızlı kortları domine eden, Wimbledon’ı 7 kez kazanmış (bunu yazması da kolaymış) , tenisin yaşayan efsanesi Roger Federer takvimin en hızlı kortlarından birinde ,kariyerinin en iyi sonuçlarını aldığı yerde ve iyi oynadığı sezonda doğal olarak ön plana çıkartılıyordu. Tabii ki son şampiyon Djokovic de  Federer’le beraber kupa için adı en çok zikredilen oyuncuydu. Nitekim bu iki adam finalde birbirlerine rakip oldular. Novak finale gelene kadar biraz zorlanırken, Roger muhteşem bir tenis oynamıştı. Finalde ise geçen seneki gibi süper bir maç izledik. Tie break’lerle paylaşılan yoğun iki setin ardından Djoker’in fiziksel ve mental kalitesi onu yine bir adım öne çıkarttı ve dünya 1 numarası üst üste 2, toplamda 3. (2 finalde Federer’i ,1 finalde Nadal’ı yendi. Hiç fena değil Novak) Wimbledon kupasını kucakladı. Bayanlarda 1. lik kürsüsüne en büyük favori olarak gösterilen Serena Williams çıktı. 3. turda Heather Watson ve çeyrekte Azarenka karşısında çok zorlanan Serena, bu seneki 3. slami de kazanarak 1988 Steffi Graf'tan beri yapılamayan takvim slam umutlarını diri tuttu.













Amerika açık serisi Masters turnuvalarının ilki olan Rogers Cup geçen hafta sonlandı. Turnuvaya dünya 2 numaraları Federer(dinlenmek) ve Sharapova(sakatlık) katılmadı. Erkeklerde, sakatlığı sebebiyle Wimbledon'a da katılmayan David Ferrer bir diğer önemli eksikti. Hafta boyunca çok agresif bir oyun oynayan Murray, bu oyunu finalde Djokovic karşısında da sürdürdü. Üstüne bir de kritik puanları kazanan taraf kendisi olunca şampiyonluk da gelmiş oldu. Kadınlarda ise 18 yaşındaki Belinda Bencic ilk 10'dan 4 tenisçiyi (Serena, Halep, Wozniacki ve Ivanovic) yendiği turnuvada, kariyerinin başında müthiş bir şampiyonluk yaşadı. İkinci ve son Amerika açık serisi Masters'ı olan Cincinnati ise bu hafta yapılıyor. Erkeklerde dünya 4,7 ve 10 numaraları Nishikori, Ferrer ve Raonic'in katılmadığı turnuvada Federer Wimbledon 'dan sonra ilk kez korttaydı. Turnuva boyunca çok özel bir oyun oynayan Federer, özellikle return'de erken aldığı ikinci servisleri ile çok konuşuldu. Rahat bir şekilde finale gelen İsviçreli, finalde bu hafta çok zorlanan Djokovic'le karşılaşacak. Bakalım ikilinin bu sezonki 5. karşılaşması nasıl sonuçlanacak. Kadınlarda finalin adı Serena Williams- Simona Halep olarak belirlendi. Geçen haftaki Rogers Cup'a göre daha iyi maçlar çıkartan  Serena, finale gelerek dünya 2 numarası ünvanını Sharapova'dan alan Simona Halep karşısında favori gibi görünse de, Halep'in  hiçbir zaman mücadeleyi bırakmayan yapısı işleri değiştirebilir. Erkeklerde ve kadınlardaki bu heyecanlı geçmeye aday finalleri merakla bekliyoruz.

19 Mart 2014 Çarşamba

TENİS BAHARI GELİRKEN

 
 “Takvimin en önemli turnuvalarından biri olan Miami Masters’ta wild card ile yer alacağım. Benim için çok büyük bir heyecan olacak. Turnuva için Antalya’ya gitmeye hazırlanırken, bir anda tüm planlar değişti. Bunun için katkısı olan ve destek veren herkese teşekkür ederim”
2 hafta önce sportstv’de ‘Center Court’ programında konuk ettiğimiz milli tenisçi İpek Soylu’nun, canlı yayında izleyenlerle paylaştığı sürpriz haber esnasında kurduğu cümlelerdi bunlar. Heyecanı her halinden belliydi, 1996 doğumlu genç oyuncu için, bu bambaşka bir deneyim olacaktı. İlk planda elde edeceği sonuçlardan çok, turnuvanın havasını koklaması, çok önemli isimlerle birlikte kalması ve onlarla antrenman yapması daha değerliydi. Dünya sıralamasında zirvede yer alan isimlerin ana tabloda mücadele edeceği bir masters turnuvasında maça çıkacak olmak bile, İpek Soylu için büyük tecrübe olacaktı. Aynen bu karışık ama güzel duygularla gitti İpek Miami’ye. Organizasyonun havasını kokladı, çok önemli isimlerle idmana çıktı ve sonunda elemelerdeki ilk tur rakibi belli oldu. İpek ilk maçında ilk 100 içindeki isimlerden, İsveçli Johanna Larsson ile eşleşti. İşi elbette hiç kolay olmayacaktı. Zaten burada skordan daha önemli etkenler ön plandaydı. Mücadeleyi asla bırakmamak, kolay teslim olmamak, orada yer almasının tesadüf olmadığını tüm izleyenlere göstermek, bunların başlıcalarıydı. İpek ilk 4 oyunu 20 dakika içinde kaptırdı, ancak gerçek sınav tam da burada başladı. Mücadele gücünü ve inatçı oyununu korta yansıtan temsilcimiz, rakibinin servisini kırsa da devamını getiremedi. Ancak ikinci sette belki de üzerindeki gerginliği atan ve çok daha rahat oynamaya başlayan Soylu, toplam 4 oyun aldığı, 3 maç puanı çevirdiği, rakibinin servisini kırdığı bir setle, izleyen herkesten alkış aldı ve gelecek yıllardaki birçok turnuva için adeta mesaj vermiş oldu. Kendisinden 8 yaş büyük dünya 91 numarası karşısında toplam 1.5 saate yakın kortta kalması da, dikkat çekiciydi. Müthiş bir deneyimle Miami’den dönen İpek’e, bu ‘bambaşka’ heyecanı bizlere de yaşattığı için tüm tenisseverler olarak teşekkür etmeliyiz.

29 Aralık 2013 Pazar

MARSEL VE ÇAĞLA SEZONA KÖTÜ BAŞLADI


     Sezonun ilk grandslam turnuvası Avustralya Açık öncesi hazırlık niteliği olan Brisbane tenis turnuvası geçtiğimiz gün eleme maçlarıyla başladı. Türkiye'yi temsil eden iki tenisçi Marsel İLHAN ve Çağla BÜYÜKAKÇAY elemelerde mücadele etti.
      Çağla BÜYÜKAKÇAY  eleme ilk turda ev sahibi ülkeden  Ashleigh BARTY ile eşleşti. Temsilcimiz maçtan 75 67(4) 63 skorla mağlup olarak sezonun ilk turnuvasında erken elendi ve sezona iyi başlayamadı.
      Erkekler elemelerde mücadele eden Marsel İLHAN ise ilk turda ev sahibi ülkeden Andrew HARRİS ile karşılaştı ilk seti 6-1 alan Marsel, ikinci setin başında rakibinin çekilmesiyle ikinci tura yükseldi. İkinci turda 8 numaralı seri başı Amerikalı tenisçi Alex KUZNETSOV ile karşılaştı. Temsilcimiz mücadeleden 63 76(5) skorla yenik ayrılarak sezonun ilk turnuvasında ana tabloya kalamadı.

2 Kasım 2013 Cumartesi

Heyecan Paris'te devam ediyor

Atp sezon sonunun merakla beklenen ayağı Bnp Paribas Masters Paris'te bu hafta sonu yarı final ve final heyecanı tenisseverleri bekliyor. Ev sahibi durumunda ki Tsonga'nın katılamadığı bu sezonda yarı finallerde bir süpriz yaşanmadı ve turnuvanın dört favoriside yarı finallerde yerini aldı. Yarı final heyecanı bugün saat 15.30'da Novak Djokovic-Roger Federer mücadelesi ile başlayacak. Bu maçın galibi saat 18.00'da başlayacak David Ferrer-Rafael Nadal mücadelesinden gelecek olan bir diğer finalisti bekleyecek. Bu nefes kesen mücadeleleri Türk tenisseverler Lig Tv üzerinden seyredebilecekler.

18 Eylül 2013 Çarşamba

RÜYA GERÇEK Mİ OLUYOR?

        "WTA İstanbul neden son kez düzenlenecek, neden yapılan anlaşmalar uzatılmadı?' ve 'Türkiye'de bir ATP turnuvası görmek istiyoruz, bununla ilgili çalışmalar yapılıyor mu, bu hayal gerçek olabilir mi?"
Sportstv ekranlarında yaklaşık 10 aydır her hafta canlı olarak izleyenlerle buluşan 'Center Court' ve 'Tenis Club' programlarının en büyük kesişim noktaları, kesinlikle yukarıda yazan sorular gibi görünüyor. Çok farklı kesimlerden, yaşlardan birçok tenissever, her haftanın sıcak gündemi farklı bir konu olsa da, genel hatlarıyla bu sorular üzerinde buluşuyor.

        Beklenti, ülkemizde 2 yıldır düzenlenen ve büyük ilgi gören WTA Championships'in sürekli hale gelmesi ve ülkemizin bir erkek tenis turnuvasına ev sahipliği yapması yönünde. Açıkçası kendi adıma her iki beklentinin de karşılanması durumunda, olayın tadından yenmeyecek bir hal alacağını düşünüyorum. Ancak ortada bazı somut gerçekler var. Bunlardan ilki, WTA turnuvasının bu yıl son kez İstanbul'da düzenleneceği, ve önümüzdeki 5 yıl boyunca Singapur'da gerçekleşeceği kesinleşmiş durumda. Bu şartlarda 'turnuva önümüzdeki yıllarda devam edecek mi?' sorusu otomatikman elenmiş oluyor. Anlaşmanın neden uzatılmadığı konusuna gelince... Bu konuda yorum yapma hakkım (haddim) olmadığını, ancak yapılan araştırmalar (Osman Tural ve Stacey Allaster ile yaptığımız özel röportajlar vs) doğrultusunda, gerek maddi konularda ortak noktada buluşulamadığını, gerek de WTA yönetiminin turnuvayı farklı ülkelere yayma ve bir şehirde sabit kalmama projesini hayata geçirme isteğinin olduğunu belirtebilirim. Ve burada özellikle ikinci maddenin çok daha ağır bastığını, Singapur ile yapılan 5 yıllık anlaşmanın ardından da bu anlaşmanın yüzde 99 devam etmeyeceğini belirtmekte fayda var.
         Gelelim ikinci sorunun cevabına. Yaklaşık 1.5 aydır ATP yönetimiyle gerçekleşen toplantıların ardından, geçtiğimiz haftasonu, Habertürk yazarı sn. Cahit Yavuz ile hazırladığımız 'Tenis Club' programında rüyanın gerçek olmasının artık an meselesi olduğunu belirttik. Biraz daha açmak gerekirse, ATP yönetimi yoğun görüşmelerin ardından İstanbul'un bir erkek turnuvası düzenlemek için hazır olduğunu, ve takvimde yer alan şehirlerden birinin çıkması durumunda bu ev sahipliğinin İstanbul'a verileceğini resmen açıkladı. Program esnasında ve ardından gelen sorular, beklediğimiz gibi, yer ve zaman üzerine oldu. Her şeyden önce 2014 yılında bu durumun gerçekleşmesi mümkün görünmüyor. ATP yönetimi de zaman konusunda hassas davranarak, bu konuyla ilgili ufak ipuçları vermekle beraber somut cevap vermekten kaçınıyor. Ancak gelen bilgiler, imzalar atıldığı anda, 2015 yılının başlarında (kış sona ermeden) bir kapalı kort turnuvasının İstanbul'da düzenleneceği yönünde. Ayrıca turnuvanın 250 ve üzeri bir organizasyon olduğunu, ve özellikle ilk 10 içinden bazı isimlerin bu organizasyonda yer almasının kuvvetle muhtemel olduğunu belirtelim. Ayrıca gerçekleşmesi durumunda, organizasyonun devamlılık kazanması adına somut çalışmaların hemen başlayacağını da hatırlatmak gerekiyor.
       
Önümüzdeki günler, aylar neler getirir, götürür bilemeyiz, ancak kendi adıma birlikte program yaptığımız Cahit Yavuz'un da tüm bu telefon trafiği içinde yer aldığını, ve bilgilerin hemen hepsinin güncel ve somut olduğunu söyleyebilirim.
Görünen o ki, Türk tenisseverlerin rüyasının gerçek olmasına çok kısa bir süre kaldı. Planlamada son anda değişiklikler (aksilikler) söz konusu olmadığı takdirde, dünyaca ünlü erkek tenisçiler, 2015'ten itibaren İstanbul'da korta çıkacak.

Elbette elimizdeki değer olan ve Ekim ayı sonunda son kez Sinan Erdem Spor Salonu'nda gerçekleşecek WTA Championships'e yapacağımız mükemmel ev sahipliği (geçen 2 yılda olduğu gibi) alınması muhtemel organizasyonlar için de referans olacaktır. Rüyalar gerçek olacaksa, bunda en az yönetenler kadar, izleyenlerin desteğinin ve katkısının olduğunu es geçmemeliyiz. Hayalleri gerçek yapmak, aslında bizim elimizde!

ULAŞ ÇAN-SPORTS TV   

12 Eylül 2013 Perşembe

Amerika Açık'ın Ardından

    Pazartesi günü tek erkekler finali ile sonlanan Amerika Açık Tenis Turnuvası bu yıl adından en çok söz ettiren grand slam oldu. Bir önceki yazımda bulunduğum tahminler doğru çıktı ve tek kadınlarda williams-Azarenka,tek erkeklerde ise Nadal-Djokovic maçları oynandı kazananlar belli oldu.
    Turnuvanın kesinlikle en güzel maçı Wawrinka ile Djokovic arasında oynanan yarı final mücadelesiydi. Çeyrek finalde dünya 3 numarası ve geçen yılın şampiyonu Murray'i 3-0 gibi net bir skor ile yenen İsviçreli Wawrinka yarı finalin Djokovic için kolay geçmeyeceği sinyalini verdi.
   Yarı final maçına çok iyi başlangıç yapan Wawrinka ilk seti muhteşem oyunuyla zorlanmadan almayı bildi. Maçın diğer setlerinde de önde olmasına rağmen özellikle file önünde yaptığı basit hatalar önde olduğu setleri kaybettirdi. Final setine istediği gibi başlayamayan Wawrinka,Djokovic karşısında maçı 3-2 kaybederek elendi. Nadal ile Gasquet arasındaki diğer yarı final maçı ise beklenen seviyenin altında kalmasına rağmen Nadal 3-0 lık rahat bir galibiyet alarak finale uzandı.
Novak Djokovic greets Stanislas Wawrinka following his 2-6, 7-6, 3-6, 6-3, 6-4 victory in their semifinal match on Day 13 of the 2013 US Open.  - Andrew Ong/usopen.org
    Tek kadınlarda ise Williams yarı finalde Çinli Li Na'yı beklenenin çok üstünde bir performans ile çok rahat geçti ve finale adını yazdırdı. Azarenka da yarı finalde İtalyan Flavia Pennetta'yı çok zorlanmadan geçmeyi bildi.
  1996 yılından beri Amerika Açık'ta görülmeyen bir şey oldu ve hem kadınlarda hem de erkeklerde dünya 1 ve 2 numaraları finalde karşı karşıya geldi. Tek kadınlar finalinde mutlak favori olan Serena Williams kendi evinde oynanan sezonun son grand slamini de çok zorlanmayarak 2-1 lik skorla kazanmayı bildi. Victoria Azarenka set almayı başarsada o mental eşiği maç boyunca aşamadı.  Özellikle servisinin etkisiz kalması sonucu servis kırdırmaktan kurtulamadı .Williams'ın da ikinci sette 4-1 önde iken seti 7-6 kaybetmesi acaba sorularını biraz akıllara getirdi ama Azarenka'nın yaptığı basit hatalar ve uygulayamadığı bitirici vuruşlar maçı Azarenka'ya kaybettirdi.. Serena Williams bu sezon Roland Garros'tan sonra ikinci,toplamda ise 17.grand slam turnuvasını kazandı ve bir kez daha bayan tenisinin 1 numarası olduğunu kanıtladı.

Women's singles champion and No. 1 seed Serena Williams holds the trophy after taking the 2013 US Open title over Victoria Azarenka, 7-5, 6-7, 6-1. - Philip Hall/usopen.org

   Ve tüm tenis dünyasının beklediği dev mücadele:Nadal-Djokovic...Amerika Açık finalinde 3.kez,toplamda ise 37.kez karşı karşıya gelen ikilinin maçının uzun ve kaliteli geçmesi bekleniyordu. Justin timberlake,Jesica biel,David Beckham,Naomi Campbell,Sean Conneray gibi birçok yıldızın izlediği maça iyi başlayan taraf sezonun en formda set kort oyuncusu olan Nadal oldu ve ilk seti 6-2 aldı. İkinci sette oyundan düşen Nadal önde olduğu seti 6-3 kaybetti ve durum 1-1 oldu. 3.sete de moral bozukluğu ile giren Nadal servis kırdırarak 3-1 geriye düştü. Fakat mental olarak toparlanan ve iyi vuruşlar yapan Nadal bu setide 6-4 almayı bildi. Final setinde ise sadece Nadal vardı. Muhteşem spinler, etkili forehandler ile son seti de 6-1 ile alan Nadal maçı kazandı ve bu sezonki 2.,toplamda ise 13.grand slam şampiyonluğuna ulaşmış oldu. Maç boyunca dikkati çeken birkaç durum vardı. Djokovic'in içten dışa vurduğu düz forehandler Nadal'ı çok zorladı ve genellikle winner oldu. Nadal'n diz sakatlığından sonra daha çok uyguladığı backhand slice vuruşlar,topu erken alıp winnera gitmeler defanstan direkt kontra paralel forehandler tüm turnuva boyunca olduğu gibi bu maçta da Nadal'ın galibiyete uzanmasında önemli rol oynadı. Ayrıca Djokovic'in sürekli olarak antrenörü Marian Vajda ile göz göze gelmesi ve söylenmesi uzun zamandır konuşulan antrenör değişikliğinin bir sinyali mi bunu önümüzdeki zamanlarda göreceğiz.

No. 2 seed Rafael Nadal wins the 2013 US Open over top seed Novak Djokovic 6-2, 3-6, 6-4, 6-1 and holds up the winner's trophy. - Mike Lawrence/usopen.org

   Sezonun en çok konuşulan iki ismi olan Serena Williams ve Rafael Nadal turnuva öncesi Amerika Açık serisi turnuvalarını da kazandıkalrı için ekstra 1 milyon $ lık para ödülünün de sahibi oldular. Nadal ve Williams bu sezon toplam 10.kez kupa kazandılar. Serena Willimas böylece bir sezonda en fazla para kazanan bayan tenisçi oldu.
Yeni açıklanan dünya sıralamasında erkeklerde ;
1.Novak Djokovic --> 10980 puan
2.Rafael Nadal --> 10860 puan
3.Andy Murray --> 7060 puan
4.David Ferrer --> 6850 puan
5.Tomas Berdych --> 4535 puan
6.Roger Federer --> 4515 puan
Tek kadınlarda ise;
1.Serena Williams --> 12260 puan
2.Victoria Azarenka --> 9505 puan
3.Maria Sharapova --> 7866 puan
4.Agnieszka Radwanska --> 6335 puan
5.Li Na --> 5565 puan
   Sezon bitimine az zaman kala erkeklerde Nadal,Djokovic ve Murray; kadınlarda ise Williams ve Azarenka sezon sonu turnuvasında oynamayı garantilediler. 

5 Eylül 2013 Perşembe

N e w Y o r k , N e w Y o r k. . . Amerika Açık Tenis Turnuvası


        İlki 1881 yılında oynanan Amerika Açık Tenis Turnuvası bu yılda hız kesmeden devam ediyor. Amerika'da gerçekleşen sezonun son grand slam turnuvasında sürprizler her zamanki gibi şaşırttı. 
        İlk sürpriz turnuvada Sugarpova soyadı ile oynama başvurusu yapan fakat daha öncede sakatlık geçirdiği sağ omzundan tekrar sakatlanan Maria Sharapova'nın turnuvadan çekilmesi oldu. Sharapova 2006 yılında finalde Justine Henin'i 6-4'lük iki sette geçerek şampiyon olmuştu.
        Turnuvanın bayanlarda ikinci sürprizi ise 17 yaşındaki Victoria Duval'ın 2011 yılı şampiyonu Avusturalyalı Sam Stosur'u ilk turda 3 set sonunda geçerek ikinci tura yükselen isim olmasıydı. buPetra Kvitova eski formundan çok uzak olduğunu burda da gösterdi. Yine Venüs Williams da emeklilik zamanının yaklaştığını hissettirdi. Sara Errani ve Agnieszka Radwanska ise yine o yumuşak defansif oyunlarının kurbanı olarak elenmekten kurtulamadılar.
         Turnuvada İtalyanlar üst turlara Flavia Pennetta,Roberto Vinci,Sara Errani gibi tenisçilerinin yükselmesi ile sadece toprak sezonunda değil sert korttada iddialı olduklarını kanıtladılar.
     Amerika Açıkta en çok konuşulan konulardan biri de bayanlarda çeyrek finale yükselen isimlerin çoğunun 30 yaşın üstünde olmasıydı. Yeni nesil oyuncular maalesef eski jenerasyonların teknik kalitesini yakalamakta zorlanıyorlar. Tenis günümüzde artık teknik ve taktik oyundan çok hızlı servis ve sert vuruşlara döndü bu da bazı oyunculara birkaç turnuvada başarı getirse de uzun vadede başarı getirmiyor. Güç tenisinin öncü bayan oyuncusu Serena Williams,Victoria Azarenka ve Maria Sharapova bu dengeyi dünya tenisinde en iyi tutturan bayan oyuncular. Yarı finalde oynanacak Serena Williams-Li Na maçı mücadelesi yüksek ve kaliteli geçmesi beklenen bir maç ama Serena'nın kendi evindeki bu turnuvada açık ara favori olduğu göz önünde tutulursa maçın galibi Serena olur. Victoria Azarenka-Flavia Pennetta yarı finali de iki tenisçi için zor geçecek.Pennetta son iki senedir çeyrek finale yükseldiği bu turnuvada ilk kez yarı final oynamanın verdiği heyecanı kaldırabilir ise son üç turdur zor maçlar geçiren Azarenka'yı 3 set sonunda geçmeyi başarabilir. Turnuvanın finali Williams-Azarenka olur ve şampiyon da Williams olur.
       Amerika Açık'ta erkekler kanadında bayanlarda yaşanan sürprizler pek görülmedi. Turnuvada merak edilen konulardan biri son dönemde düşüşte olan ve 7 numaraya gerileyen Roger Federer'in performansıydı. Federer ilk turlarda iyi bir performans göstermesine rağmen nazaran diğer rakiplerine oranla daha kolay bir rakip olan Tommy Robredo karşısında kendi hatalarının kurbanı oldu ve uzun yıllar sonra ilk kez bir sezonu hiçbir grand slam kazanamadan kapattı. Turnuva öncesi sert kortta 2 tane turnuva kazanarak gelen ve final favorisi olan Rafael Nadal ise bu yükselişini her tur arttırarak kayıpsız yarı finale geldi. Belki de büyük sürprizlerden biri David Ferrer'in daha önce defalarca yendiği Richard Gasquet'e 5 set sonunda mağlup olarak turnuvaya çeyrek finalde veda etmesi oldu. Djokovic ve Murrray de kayıpsız yollarına devam etti. Murray-Wawrinka çeyrek final maçı büyük bir rekabete sahne olacaktır. Yarı finalde Nadal-Gasquet maçının yanına Djokovic-Wavrinka maçının geleceğini düşünüyorum. Finalde ise Nadal-Djokovic mücadelesi olur ve Nadal 4 set sonunda şampiyonluğu kazanır. Hafta sonu oynanacak finallerin ardından pazartesi günü dünya sıralamasında meydana gelecek değişiklikler merak konusu.
        Amerika Açık sonrası yeni sıralamanın ve Türk tenisinin geleceği hakkındaki yazılarımızla birlikte olacağız.

Martin Kanev