Avrupa'dan Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Avrupa'dan Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Eylül 2015 Perşembe

ÇOK ATAN MI AZ YİYEN Mİ ?

Süper Lig'de 5.hafta, Cuma günü oynanacak Başakşehir-Akhisar ve Mersin İdman Yurdu-Osmanlıspor mücadeleleriyle başlayacak. Sezonu erken açan ve Avrupa Kupaları ön elemesinde Hollanda'nın AZ Alkmaar takımına elenerek gruplara kalamayan Abdullah Avcı'nın öğrencileri, lige istediği gibi başlayamazken, Emre Belözoğu'nun sakatlığı ve zorlu fikstür, Başakşehir'in ilk 4 hafta sonunda ligin sondan bir önceki sırasına kadar inmesine yol açtı. Rakip Akhisar ise ligin 'namağlup' 4 takımında bir tanesi. 4 haftada 1 galibiyet ve 3 beraberlik alan Akigolar, kolay kaybetmeyen bir ekip görüntüsü çiziyor. Ancak ben bu mücadelede ev sahibi ekibin, rakibine 'ilk' mağlubiyetini tattıracağı kanaatindeyim.
Haftanın bir diğer açılış maçında, bu sefer ligde henüz galibiyetle tanışmamış olan Mersin İdman Yurdu ile flash Galatasaray galibiyetinin ardından istediği sonuçları alamayan Osmanlıspor karşı karşıya gelecek. Mersin Tevfik Sırrı Gür Stadı'nda oynanacak zorlu mücadele öncesi, Akdeniz ekibinde hafta içi taraftar dopingi yaşandı. Tesislere ellerinde baklavalarla gelen ve antrenmanı izleyen 'Kırmızı Şeytanlar' futbolculara ve teknik heyete baklava ikram ederken, oyunculardan 3 puan sözü aldılar. Yarın ki mücadelede ben Mersin'in taraftarının da itici desteğiyle zorlansa da ligdeli 'ilk' 3 puanını kazanacağını düşünüyorum.
Yani Cuma günü oynanacak iki maçta da ben ilklerin yaşanacağını düşünüyorum.
Bu küçük 'bay tahminvari' yazıdan sonra gelelim asıl konumuza..
Malumunuz hafta içi Şampiyonlar Lig'i mücadeleleri vardı. Başta Galatasaray maçı olmak üzere, diğer oynanan tüm karşılaşmaların özet görüntülerini izleme fırsatı buldum. Süper Lig'de izleyebildiğim kadar canlı takip etmeye çalışıyorum maçları. İzleyemediklerimi de mutlaka özet olarak takip ediyorum. Şunu söylemeliyim ki, ya biz güzel özet çıkartamıyoruz, ya da gerçekten Avrupa'da başka futbol oynanıyor. Yahu her maç mı birbirinden zevkli birbirinden heyecanlı olur.
Vallahi Süper Lig'deki bazı maçların özetini ileri sararak izliyorum. O kadar ki sıkılıyorum. Futbolumuzun gelişmesi için neler yapmamız gerekli. ? Ligimiz, pazar payı bakımından büyük bir lig evet ve gerçekten kaliteli, kariyerli futbolcular da gelip gidiyor. Ancak gel gelelim ki hala oyun kalitesi çok düşük. Pozisyon zenginliği çoğu maçta kısır. Futbol dediğimiz şey gol olunca güzel değil mi? 
Tabi kulüplere de hak vermek lazım. İyi oynayana çok pozisyon bulana 3 puan verilmiyor maalesef. Ligimizden örnek verecek olursak Beşiktaş'ın şuan lig lideri Fenerbahçe'nin 2 katı gol atmış olması ve buna rağmen karakartalların 3.sırada olmasını söyleyebiliriz. Yahut da ligde tek golü bulunmasına rağmen 4 haftada 4 puan alan ve 13.sırada bulunan Gaziantepspor'a karşılık, lider Fenerbahçe'yle aynı gol sayısına sahip (6) Gençlebirliği'nin sadece 3 puan alıp 16.sırada yer almasını da buna örnek gösterebiliriz.
Akıllara şu soru geliyor. Çok gol atmak mı önemli az gol yemek mi.? Sizce hangisi ?
Takımızın her maç çok gol atıp çok gol yemesini mi istersiniz, yoksa 1-0 olsun benim olsun mu ?
Valla sizi bilmem ama geçen sezon Galatasaray’ın ligin son 6 haftasında güttüğü bu politika ve 1-0’lık sonuçlarla gelen şampiyonluk kafaları karıştırıyor..
Eğer tek istenen şampiyonluksa daha doğrusu maç kazanmaksa 1-0 olsun sizin olsun. Ama ben futbolu seviyorum arkadaş. Golü seviyorum. Gol sevinçlerini seviyorum. Güzel futbol ve bol gol istiyorum. O yüzden kısır geçen maçları, 0-0 biten maçları hiç sevmiyorum. Bol pozisyonlu çekişmeli geçipte 0-0 biten maçlara sözüm yok.. Ama futbolun güzelliği de gol varsa güzel be kardeşim..




26 Ağustos 2015 Çarşamba

HARİKA BAŞLANGIÇ NASIL BİTECEK???

Manchester City
Başlangıç olarak  harika bir 3 hafta geçiren ve en büyük rakibi Chealsea'yi kendi evinde 3-0 gibi net bir skorla geçerek bu sene şampiyonlukta ne kadar iddalı olduklarını gösterdiler. Bireysel yetenek olarak bakıldığı zaman, yıldız anlamında fazlasıyla oyuncusu olan bir takım. Sergio, Yaya , Silva , Company, dünya standartların üst sıralarında yer alan oyuncular, ama geçen sezon genel eksikleri 'Takım oyunu anlayışını bir türlü sahaya yansıtamamalarıydı,bu eksiklik onlara özellikle Avrupa'da ağır bedeller ödetti. Bu sene yine astronomik bir ücretle Liverpool'un genç yıldızı Sterling kadrosuna kattılar, O'da uyum sürecini çabuk atlatırsa hücum gücüne büyük katkı sağlayacaktır. Ayrıca Aston Villanin kaptanı Delph'i ortasahadaki pas yüzdesini arttırma, yani takım oyununa daha yatkın bir anlayışa sahip, bir alternatif olarak kadroya eklendi. Bence Pellegrini'nin bu seneki en önemli transferi Nicolas Otamendi oldu, sebebi ise mevcut stoperlerinden daha hızlı ve özellikle geçen sene Porto'dan gelen Mangala'dan istediği verimi alamasıydı. Hamlelerde ağır kalışı, kazandığı topları verimli kullanmaması City'in oyun anlayışında  aksamalara sebep olmuştu. Otamendi gerek çabuk oluşu gerek topu çok iyi kullanması ve boyu stoper standartların altına olsa bile (1.83cm) kafa golleriyle geçen sene dikkatleri üzerine çekti. Sene içinde ne kadar faydalı bir transfer olacağini defansif görevinin yansıra, hücum anlamında katkılarıyla göreceğiz. En dikkat çeken özelliği yerden iki ayağı ile topa yaptığı kritik hamleler. City Avrupa'daki hücum yapma, hücuma hızlı çıkma reaksiyonunu gösteren en iyi takımlardan birisi. Bu özellikleri bence, çok etkili hücum oyuncularına sahip olmalarından kaynaklanıyor. Geçen sezon ligi 2.bitirmelerindeki en büyük etken avrupada yaşadıkları hüsrandı. Eğer bu sene ileri uçtaki uyumu orta saha ve  defans hattında da  yakalarlarsa ki bunu ilk 3 haftada başardıklarını gösterdiler, özellikle hem  Chealsea hemde Everton  deplasmanı önünde gol yemeden ayrıldılar. Pellegrini bu sene takıma defansif anlamda  Yaya Toure'ye daha fazla sorumluluk verdiğini görüyoruz, daha az ileri çıkarak takımı geriden oyun kurması hemde savunma anlamında katkı vererek, defansla hücum arasında ki  bağlantıyı sağlama alarak, takım görüntüsünü daha çok yansıtacakları kesin. İlk haftalarda göstermiş oldukları harika performansla, sezon sonu Chelsea'nin önünde şampiyon bitirmeleri hiçte sürpriz olmayacaktır.






Young Talents (Genç yetenekler)


Jack Grealish

İngiltere  Soulhill 1995  doğumlu, İrlandalı genç yetenek bu haftaki vitrine çıkardığım oyuncu. 
  6 yaşından beri Aston Villa'nın  altyapısında,2013-2014 sezonunda kiralık olarak Notts County geçirdi ve dikkatleri üzerine çekerek, yeni Cristiano Ronaldo olarak adlandırmaya başladı. Tim Sherwood geldikten sonra takımda daha fazla forma şansı bulamaya başladı.


Özellikleri


Orta sahada her iki kanatta görev alabilen, top tekniği çok üst seviyede,yürüyerek adam geçer tabirini tam anlamıyla sergileyen harika bir yetenek. Özellikle topla dribbling de Cristiano Ronaldo'yu izliyorsunuz havası veriyor. İnce bacak yapısı Ronaldon'un Manchester'a ilk transfer oldugu zamanları hatırlatıyor. Pas seviyesi yaşına rağmen inanılmaz düzeyde yüksek  ve 'Key pass' yani final paslarina sahip. Jack belki Great Britanya'da  Bale'den  sonra büyük patlama yapabilecek en yetenekli potansiyellerden biri, fiziki eksikliği ona ileride dezavantaj oluşturabilir, eğer vücut gelişimini  sağlar ve oyun anlayışında biraz özgüven katarsa, onuda şöyle açalım  sizlere, maç içindeki gollük pozisyonlarda gol vuruşu yapmaması pas seçeneğini zorlaması, daha garanti oynamaya çalıştığını göstersede,  onu skor anlamında oldukca geride bırakıyor, tabi bu genç bir mentaliteye sahip olmasıdan kaynaklanıyor. Eğer özgüvenini artırırsa kaleyi daha çok zorlayan uzaktan şutlar ve final vuruşları açısından gelişirse, avrupada büyük kulüplerde oynanmaması için hiç bir engel yok.Kariyer olarak gelişim açısından Aston Villa onun için biçilmiş kaftan. Milli takımda ise İrlanda genç milli takımın oyuncusu, ama A milli takım seçimi için İrlanda ve İngiltere milli takımlari arasında şimdiden büyük bir savaş var. Birmingham doğumlu olan genç İrlandala'yı, İngiliz milli takımına kazandırmak isteyen Roy Hodson, onun için kapılarımız sonuna kadar açık, çok iyi bir yetenek diyerek, O'nu takımda görmek istediğini açıkça beyan ettimişti. İlerleyen günlerde Jack'in hangi milli takımda forma giyeceğini hepberaber göreceğiz.




19 Ağustos 2015 Çarşamba

İNGİLTERE PREMİER LİGİNDE SEZON ÖNCESİ ŞAMPİYONLUK ŞANSLARI


 
   Sizlere haftalar içersinde  Premier Ligini geçen sezon ilk 4'te bitiren Takım'larin bu sene ki genel durumlari ve şampiyonluk şanslarını değerlendircem. İlk olarak şampiyon takim Chealsea'le başlıcam, ama ondan önce kısa bir bilgi vermek istiyorum bu sene ki başlangıçla ilgili. Geçen sezona nispetten transferlerin takımlar bazında ekonomik bir politika izlediği kesin. Tabi ki bunda UEFA finansal kriterlerinin önemi çok. Son 6 sezon baz alındığında en düşük transfer borsası dönemine girdi, şuan itibariyle  500 milyon Pound sınırında, sadece geçen sezonla arkasındaki fark şimdiden 300 milyon pound civarı. Son 1 hafta ne gibi büyük süprizleri getirir onu hep birlikte göreceğiz.







CHELSEA

    İlk 2 hafta 4 puan kaybıyla başlayan Chelsea de İngiliz basının gündeminde Jose Mourinho var, sezon başlamadan önceki açıklamaları ve takımın kötü futbolu ağır eleştirilere sebep oldu. Bunda 2002'de Porto'yla çıkışa başlayan kariyerinden bu zamana kadar ki ikinci en kötü başlangıçı yapması etkisi yüksek, 1.si R.Madrid'le 12/13 sezonu 1 puan. Tecrübeli teknik adam en son yaptığı açıklamada, takımın transfer yapabileceğinin sinyalini verdi. Sezon öncesi genel değerlendirmemde gelirsek eğer, Chelsea bu sene alışageldiğimiz yüksek bonservis bedelleri ödenerek alınan hiç bir oyuncu yok diyebiliriz, kiralık olarak Falcao ,Cech'in yerine Stoke'dan Begoviç'i ve son olarak Rahman Baba'yı sol bek mevkisine takviye yaptılar. Jose Takım'ı büyük ölçüde korudu,istikrar anlamında ligde ve Avrupa'da  birbiriyle oynamaya alışık, " Kısaca açarsak o konuyu, geçen sene ilk 11 de ki banko 7 oyuncusu 45 maç ortalamasıyla oynadı. Bu ortalamanın getirisini ligde erken bir zaferle taçlandırdılar. Takım oyununu ön planda tutan bazen sıkıcı, ama sonuc odaklı bir sisteme sahip olması Chelsea'ye büyük bir avantaj sağlayacaktır. Hem lig de hem avrupa'da kazanma oranı yüksek bir takımı göz önüne aldığınızda, yine şampiyonlukta ki en büyük favori olmasi hiçte supriz olmayacaktır. Jose"nin asıl hedefi bu sene Şampiyonlar ligi kupasını kaldırmak, yarı finalden öteye giderek zafere ulaşmak isteyecektir. Tabi avrupa'daki rakipleri  lige oranla daha zorlu olması Jose"nin sezon içinde nasıl bir strateji izleciği merak konusu olacak.



Young Talents (Genç yetenekler)

  Her hafta genç ve gelecek vaadeden 1 oyuncu tanıtıcam sizlere. Bu hafta ki genç yetenekli oyuncumuz;

NATHAN REDMOND

 Birmingham 1994 doğumlu İngiliz genç yetenek, futbola doğduğu şehirin altyapısında  oynarak başladi. 2013 yılında Norwich'e transfer oldu.

Oyuncu Özellikleri : Her iki kanattada görev alabilen, bazen taktik gereği forvet arkası oynayan, özel yetenekleri olan bir oyuncu. Kanat oynadiği zaman isabetli ortalarin yüzdesi yüksek, birebirde kolay adam eksiltebilme ve uzaktan sert şutlarıyla hücumdaki etkinliği gayet başarılı. Oyundaki eksikliği maç içinde zaman zaman istikrarsızlığı  ve defansif anlayış olarak çok geriye yardım eden bir oyuncu tipi olmayışıdır. Yinede pas yüzdesi takım oyunu sergileyen ekipler için çok ilgi çekici ve cazip. İngiltere alt yaş takımlarında 60'in üzerinde milli formayi giymesi bir kaç yıl içinde onu daha iyi takımlarda görmemize sebep olacaktir. Piyasa değeri 4-6 milyon Pound arasındadir.




İngiliz Basında ki Transfer Dedikodulari

Chelsea : John Stones (Everton)

Manchester City : Nicolas Otamendi (Valencia)

Arsenal : Karim Benzama (R.Madrid), Zlatan İbrahimoviç(PSG)

Manchester United : Pedro (Barcelona), Harry Kane (Tottenham) Nicolas Otamendi (Valencia)

Ben Kadir Öktem bundan sonra her çarşamba Avrupadan Futbol köşesindeki yazılarımla sizlerle birlikte olacağım. İlgileriniz için şimdiden teşekkurler.

10 Mart 2014 Pazartesi

THE SAS VE KIRMIZILAR!


            Dünyanın en muhteşem ligi çekişmeli bir şampiyonluk yarışına sahne olurken biz takipçileri için de birbirinden lezzetli maçlar oynanıyor. Ama Liverpool’ un hücum hattı bu sezon için en çok öne çıkan şey olsa gerek. Muhteşem 2li toplam 42 gol 15 asiste imza attılar. Bu da demek oluyor ki Liverpool bu 2 star sayesinde tam 57 GOL buldu. Liverpool’un toplam gol sayısı 28 maç sonucunda 73! Bu muhteşem gol yüzdesinin nasıl oluştuğunu anlamak çok da zor değil. Brendan Rodgers yönetiminde hücum organizasyonlarında çok başarılı olan takım orta sahada Kaptan ve Henderson önderliğinde şampiyonluk yarışında kendini gösteriyor. Müthiş bücür Coutinho ve altın çocuk Sterling SAS’a en çok yardımcı olan 2li. Ama bu sezon için Henderson’a parantez açmak gerekir. 2011 senesinde 24 milyona Liverpool’a gelen futbolcu bu sezona kadar bir Downing veya Carrol faciası gibi olabilir gözüyle bakılıyordu. Çünkü o da bonservisinin altında ezilmişti. Fakan Brendan Rodgers ona güvendi ve bu sezon meyvelerini alıyor. Gerrard'ı daha geride kullanan Rodgers Henderson’un gelişiminde büyük katkı sahibi oldu. Liverpool taraftarı “Bir Gerrard değil” diye düşünsene ilerleyen yıllar ne gösterir bilinmez. Gelelim Suarez’e… Anlat anlat bitmeyecek bir adam. Olayları, delilikleri, golleri,asistleri…

27 Aralık 2013 Cuma

Avengers


                   

            Bu haftaki yazımda avrupanin en formda takımı Manchester Cityi ele almak istiyorum.Zaten güçlü olan kadrolarini bu sene avrupanin en gözde yıldızlarıyla dahada güçlendirdiler ama Manchester Citynin bu kadarda üst seviye futbol oynamasının sebebi sizcede futbolcular mı ? Bence en büyük etken Cityi takım yapabilen benim avrupanin en iyi 5 hocasından gordugum Manuel Pellegrini.Hemen citynin futbol takımına oyun yapısına girmeden önce biraz citynin tarihi hakkında size bilgi vermek isterim.
         Manchester City futbol takımı 1880 yılında kurulan İngiliz futbol kulübüdür.Kulübün kurulduğundaki ilk adı St.Mark's (West Gorton) sonraki adı ise Ardwick Association Football Club olmuştur.Kulüp şu anki adını 1894'ten beri kullanmaktadır.Kulüp 2008 yılında Birleşik Arap Emirlikleri asıllı iş adamı Sheikh Mansour bin Zayed Al Nahyan tarafından satın alınmıştır.

       Manchester City maclarini City of Manchesterda oynamaktadir suan ki adi Etihad stadyumu olan kapatistesi 47.726dir.Bir çok yıldızı takımında bulunduran Manchester Citynin Premier Ligde 3 şampiyonlugu bulunmaktadir.FA Cupi toplam 5 kere müzesine götüren Manchester City 2 kezde Lig kupasını almıstır.Community Shieldi 5 kere kazanan city bu basarılarini daha cok izlicekmişiz gibi geliyor.
   City bu sene takım olmakla birlikte kendilerinide inanmaya basladi 2 senedir Mancinin calısması altında 1 lig şampiyonlugu alan city 2 senede şampiyonlar liginde gruptan cıkamamıstı Manciniyi elestirmek istemem ama Pellegrini geldikten sonra city bir takım oldu ve neler yapabilceğinide gösterdi.Bugun avrupanın en formda takımlarindan liverpoolu 2-1 yenen city bence Barcelonanında gözünü korkutuyor. Arsenalı kendi evinde 6-3 yenen city bence hem ligde hemde kupa 1de bu sene avrupanin en iddali takımlarından.Yakından takip ederseniz bence siz karlı cıkarsınız.


                                                                               Sürç i lisan ettiysek affola
                                                                
https://twitter.com/hcandursun



       

30 Ekim 2013 Çarşamba

PREMİER LİG

   
         İngiltere Premier Lig'te  9.  haftayı geride bıraktık.  9 hafta sonunda Premier ligin zirvesindeki takım Arsenal.
      Haftaya lider olarak giren Arsenal ,zorlu Crystal Palace deplasmanından 3 puanla döndü ve liderlğini sürdürdü. Konuk takım maçta zaman zaman zorlansada; 10 kişi kalmasına rağmen kazanmayı bildi. Mikel Arteta (pen.)  ve Oliver Giroud ' nun attığı gollerle müsabakadan  2-0 galip ayrılan Topçular  Londra'ya liderlik koltuğundaki yerini koruyarak döndü ve bu sene şampiyonluk yarışını kolay kolay bırakmayacaklarının sinyallerini verdi.

8 Ekim 2013 Salı

GENÇLER SAĞLAM



     

      Eredivisie de Avrupa dünüşü ve milli maçlar öncesi ekiplerde puan kayıplarının olabileceği ön görülüyordu fakat Eredivisie’nin gençleri bu yükün altından kaklayı başardılar. Avrupa kupası ilk maçında alınan şok mağlubiyetin ardından ikinci maçta PSV deplasmanda Odessa yı Depay ve Jozefzoon un golleriyle 2-0 mağlup etiler. Bir sonraki maçlarında Hollanda da  Dinamo Zagrebi ağırlayacaklar. Odessa maçının ardından ligde Waalwijk ile karşılaştılar  Toivonen ve Locadianın golleriyle maçı kazanmasını bildiler. Haftaya ligde Groningen deplasmanına çıkacaklar Groningen son hafta evinde AZ Alkmaar’ı  2-1 ile geçti.

30 Eylül 2013 Pazartesi

GOL YAĞMURU



  

  Twente liderliği PSV’den devraldı. Groningen’i evinde 5-0 la paramparça eden Twente averajla liderlik koltuğunun rahatlığını yaşıyor. Haftaya Cambuur deplasmanında da Twente’den farklı bir galibiyet bekleniyor. Heerenveen mağlubiyetinin ardından Cambuur için kaçınılmaz bir mağlubiyet de ufukta görünüyor. Onlar için zor haftalar.

19 Eylül 2013 Perşembe

PREMİER LİG



İngiltere Premier Ligin 4. Haftasını da geride bıraktık. Hafiften şekillenmeye başlasa da tabi ki 4 haftalık periyor her şeyi anlatmaz. 4 hafta sonunda Liverpool 10 puanla lider durumda. Son maçta Swensea ile 2-2 berabere kalırken tam anlamıyla Jonjo Shelvey şov vardı. Eski Liverpoollu oyuncu 4 golde de katkı(!) sağlayarak maçın sonucunu tayin etti diyebiliriz. 2. Sıradaki Arsenal ise Sunderland deplasmanından 3-1’lik galibiyetle dönerken Mesut Özil henüz 10. dakikada güzel bi kontrol ve şık bir pasla Giroud’ya golü attırdı. Olay adam Ramsey is 2 golle müthiş formunu devam ettirdi. Arsenal defansif anlamda sıkıntı yaşamazsa şampiyonluk için adı daha yüksek sesle belirtilebilir. Manchester takımlarına baktığımızda Rooney’nin dönüşü ve müthiş frikiği maça damgasını vurdu diyebiliriz. Van Persie de boş geçmeyerek  Crystal Palace arşısında alınan 2-0lık galibiyette önemli rol oynadı.
 City ise Stoke deplasmanında 2 puan bıraktı. Bir çok gol pozisyonu harcasalarda hala dağınık bir görüntüdeler. Stoke ise gayet disiplinli bir oyun ortaya koyarak 1 puanı cebine koydu. Tottenham dolu dizgin devam ediyor ve Elmanderli Norwich City’yi 2-0 mağlup ederek 4te 3 yaptılar. Gayet organize ve ayağı yere basan bi futbol oynayan Tottenhamda Eriksen Soldado 2lisinin uyumu göze çarpıyor. Newcastle Aston Villa deplasmanından 2-1lik dönerek 2. Galibiyetini elde etti. İyi bir kadroya sahip Newcastle’da taşlar yerine oturmaya başladı.Bu sezonu Avrupa Ligi vizesi alarak bitirmek istiyorlarsa bu gelişime devam etmeliler. Haftanın belki de en flaş sonucu Everton’dan geldi. Everton Chelsea’yi 1-0la geçti.Eto’o’nun ilk maçında etkili oyununu ama son vuruşlarda ki formsuzluğunu gördük. Bu da mağlubiyette etkin rol oynadı. Mourinho’nun takımı çok iyi sinyaller vermiyor ilk 4 haftada. Everton ise her zamanki gibi iyi ve hızlı paslaşarak ayrıca baskılı ve disiplinli bir oyun ortaya koydu. Bu sonuçlarla ligde namağlup 2 takım bulunuyor. Merseyside’ın mavileri Everton ve kırmızıları Liverpool.
Premier Ligde 4. Hafta Toplu Sonuçlar:
M.United 2-0 C.Palace
A.Villa 1-2 Newcastle
Fulham 1-1 W.Bromwich
Hull City 1-1 Cardiff City
Stoke 0-0 M.City
Sunderland 1-3 Arsenal
Tottenham 2-0 Norwich
Everton 1-0 Chelsea
Southampton 0-0 West Ham United

Swensea 2-2 Liverpool

JONJO SHELVEY ŞOV:
http://www.youtube.com/watch?v=j8rfsP5QMAo

15 Eylül 2013 Pazar

ALMANYA BUNDESLİGA’DA 5.HAFTA






Bundesliga’da 5.haftayı geride bıraktık. Bol gollü ve çekişmeli maçların geçtiği bu haftada şüphesiz en dikkat çekici maç liderin maçıydı. Borussia Dortmund adeta rakibine gol oldu yağdı. Muhteşem taraftarı önünde oynadığı Hamburg ile karşılaşan B.Dortmund rakibini 6-2 mağlup etmeyi başardı. Son derece zevkli geçen mücadelede sarı-siyahlı ekip yıldız ayaklarıyla güldü.Bu sezonun flaş ismi Pierre Aubameyang ile golcü futbolcu Lewandowski 2’şer gol atarak yıldızlaştılar. Bu sezonun diğer bir flaş ismi Ermeni yıldız Henrikh Mkhitaryan ile Marco Reus güzel futbollarını birde gol ile süslediler .Milli oyuncumuz Hakan Çalhanoğlu’nun takımı Hamburg ise Zhi Gin Lam ile Heiko Westermann ile karşılık verdi. Hakan Çalhanoğlu oyuna 68.dakikada dahil oldu. Böylece benimde sempatizanı olduğum Borussia Dortmund Ligde 5’de 5 yaparak liderliğini sürdürdü.




Bir diğer Alman panzeri Bayern Münih haftayı 2-0 Hannover 96 galibiyeti ile kapattı. Goller ise Mandzukic ve Ribery’den geldi. Her ne kadar galip gelseler de seyir zevki ve atılan goller fazla tatmin etmiyor otoriteleri ve futbolseverleri. Bunda ortak görüş ise Guardiola’nın Barcelona sistemini Bayern Münih’de denemeye çalışması. Kendi görüşüm olarak bence bu sene Bundesliga şampiyonluğu el değiştirebilir ve bu Guardiola’nın macerasının sonu olabilir.




Sezona flaş Boateng transferi ile giriş yapan Schalke 04, deplasmanda Mainz’e konuk oldu ve yeni transferi Boateng’in attığı gol ile 1-0 galip ayrıldı. Eğer ilerleyen haftalarda sistemleri daha da oturursa, Schalke 04 bu ligi ilk 3’de tamamlayabilir..


Bu sezon hayal kırıklığı olarak Werder Bremen ipi göğüsler diyorum. Bu hafta kendi evinde Franfurt’a 3-0 gibi net bir skorla mağlup oldular ve ligin 5.haftasında 3 mağlubiyet ile 14.sırada yer alıyorlar. Anlaşılan o ki Werder Bremen taraftarları bu sene sık sık tesisleri ziyaret edecekler (!)



Ligin dengelerine değiştirecek takım olarak gördüğüm Bayern Leverkusen ise kendi evinde Wolfsburg’u 3-1 gibi net skor ile geçerek bu sezonun dişli takımlarından biri olduğunun sinyalini verdi.


Diğer sonuçlar ise şöyle;




İddaa maçlarında "alt" oynanan Lig değişiyor

"Takımların sistematik oyunları yüzünden çoğu futbolseveri bıktıran lig. Öyle ki bir takımda defansın topu nasıl hücuma sokacağı, orta sahanın kime ne şekilde pas atacağı belli olan, forvetin Sensible'daki gibi belli bir köşeye şut çektiği, ezbere oynanan lig." olarak lanse edilen Fransa Ligue-1, Avrupa'nın 5 büyük liginden en az izleneni.
Bir zamanlar Jean-Pierre Papin, Sonny Anderson, Djibril Cisse, Shabani Nonda, Alexander Frei ve Pedro Pauleta gibi gol krallarının bulunduğu lig son zamanlarda zengin iş adamlarının astronomik fiyatlarla aldığı yıldızlarla adından söz ettirse de Avrupa futbolunda son zamanlarda istediği yerlere gelmiş durumda değil.
Özellikle lig maçlarında geçen kısır görüntü, birçok futbol otoritesinin de eleştirisini almış bulunmakta. Dünya ve Avrupa futbolunda milli takımlar seviyesinde üst noktalarda bulunan Fransa'nın kendi liginde keyifsiz maçların bulunması da Fransa Futbol Federasyonu'nun en çok canını sıkan nokta.
 
Takımlar arası uçurumların bulunduğu ligde son zamanlarda Lille ve Montpellier'in şampiyonlukları Avrupa kamuoyunun dikkatini çekse de bu takımların kadrolarını koruyamamaları ve Şampiyonlar Ligi'nde ülkeyi iyi temsil edememeleri Fransız medyasını en çok kızdıran nokta olarak gösteriliyor. Bu sezon PSG ve Monaco'nun yaptığı müthiş transferlerle ekran başında milyonlarca kişinin izlediği lig geçmiş sezonlara göre daha çok zevk verir durumda. Özellikle U-20 Dünya Kupası'nda şampiyon olan Fransa'nın birçok futbolcusunun ligde forma giymesi büyük takımların scout ekiplerini maçlara çekmiş durumda. Yıllardır Afika'lı futbolcuların çokluğundan dolayı fiziksel anlamda kazanılan lig maçları bu sezon Avrupa'nın diğer liglerinden transfer edilen yıldızların gelmesinden dolayı taktik, beceri ve hızlan kazanılan bir lig durumuna gelmiş bulunmakta. İlk 4 haftası Monaco'nun liderliğinde geçilen ve şimdiye kadar oynanan futbolla zevk veren lig, alışılagelmişin dışına çıkıp göz zevkimize hitap eden futbola devam mı edecek yoksa iddaa kuponlarında her maça alt seçeneği işaretlenen bir lig olmaya devam mı edecek bilinmez ama Fransa Ligue-1 bünyesinde bulundurduğu yıldız isimlerle Avrupa futbolunda her zaman olduğu gibi adından baya bir söz ettirecektir.

F.Hakan AĞRAĞ,  hakanagrag@gmail.com
Gazete Gündemspor Fransa Ligue-1 Editörü 







7 Eylül 2013 Cumartesi

İyi olan her şey iyi midir?

Fransızların bir atasözü vardır "iyi olan her şey iyidir" diye.
Bugünkü yazıma da bu söz üzerinden ağırlık vermek istedim. Fransa League-1 denilince akla son zamanlarda yaptıkları sansasyonel transferlerle PSG ve Monaco gelse de 2000 li yılların ortasında lige damga vurmuş bir takım Olympic Lyon çoğu League-1 izleyicilerinin hafızalarında canlanacaktır.
Kalede Coupet, savunmada Cris, Cacapa, Abidal orta alan ve hücumda Kallström, Essien, Makoun, Toulalan, Malouda, Govou, Wiltord, Fred, genç Benzema ve frikiklerin ustası Juninho... Ne oldu da 7 şampiyonluğunun 6 sını üst üste kazanan takım en son şampiyonluğunu 2008 de kazanır duruma düştü?
Lyon lige damga vuruyor, bir sonraki sezon başlamadan Avrupa'daki bahisçiler tarafından sonraki sezonun şampiyonu gözüyle bakılıyordu, Şampiyonlar Ligi kuralarında hiçbir takımın eşleşmek istemediği takım çeyrek final karşılaşmalarında adeta Real Madrid'in kabusu oluyordu.


Her sezon lige damgasını vuran ekip, Fransa'nın Bayern Münih'i olmak için adının da yardımıyla ligin en iyi oyuncuları olarak lanse edilen isimleri bir bir kadrosuna katarken ödediği uçuk bonservis bedellerinin sonunu hiç düşünmüyordu. Çok yüksek fiyatlara sattığı oyuncuların yerine "iyi olan her şey iyidir, bu topçu da iyi ver parasını al" mantığında hareket eden yönetim efsane kadroyu bozup ligin orta sıralarında yer alan küçük takımların büyük topçularına para saçıyordu. Kader Keita, Ederson ve son olarak Michel Bastos.. Bunlar sadece akla gelenleri ya gelmeyenler, ya da ödediği bonservis bedelinin taksitlerini bitirmeden alınan fiyatın çok altında satılan sözde yıldızlar? Euro 2000 başta olmak üzere milli takımın iskeletini oluşturan takımın, şu zamanlarda milli takıma gönderdiği oyuncular yok denecek kadar az, şampiyonluklara, avrupada başarılara alışkın Lyon taraftarının yerinde ülkemizde herhalde hiç bir büyük takımın taraftarları olmak istemez.

Bilindiği gibi son Şampiyonlar Ligi ön eleme maçında Lyon, İspanyol ekibi Sociedad'a tek gol dahi atamadan elendi. Ligde geride kalan 4 haftada 6 puan toplayabilen, çoğumuzun çocukluk takımı, Fifa ve PES oyunlarında seçtiği, mahalle maçlarında frikik olunca Juninho diye kendini tanıttığı takımdan eser yok. Bu sezon ligde PSG ve Monaco'nun gerisinde kalacağı tüm otoriteler tarafından kabul görmüş takım Marsilya ve Lille'nin önünde 3. olup Şampiyonlar Ligi bileti arayacak. Eskiden kadro kalitesiyle sezon başında şampiyon diye nitelendirilen ekip bu aralar genç oyuncusu Lacazette'nin bireysel performansı ve adıyla küçük takımların korkulu rüyası halinde.Yazımın sonlarına gelirken sormadan kendimi tutamıyorum.
İyi olan her şey iyidir, bu topçu iyi ver parasını al.. Malouda eskidi Chelsea'de iyi para veriyor sat onu al Bastos'u.. Juninho 30'lu yaşları çoktan geçti yıllık kazancı da fazla elden çıkar, al yerine genç Ederson'u.. Küçük takımların büyük oyuncularına iyi diyen yönetim..
Gerçekten iyi olan her şey iyi midir?

6 Eylül 2013 Cuma

İtalya Serie A Genel Bakış

İtalya Serie A Genel Bakış

     Merhaba arkadaşlar sitedeki ilk yazımla sizlerle beraberim. İtalya Serie A'nın genel durum değerlendirmesini yaptım sizler için. 


   



      Serie A'da 10 maçın oynandığı 2. hafta'da toplam 43 gol atıldı. Liderlik ipini göğüsleyen Napoli'de dikkatleri gol krallığına da yerleşen Hamsik çekiyor. Bu süre zarfı tabii ki ölçüt değil ancak geçen senelerden iddialı bir duruma gelen Napoli ligin geneline bu durumu yansıtacak gibi görünüyor. Raul Albiol, Pepe Reina, Marek Hamsik gibi oyuncuları kadrosunda bulunduran ekip sezona hayli iddialı başladı.
    







 Son şampiyon Juve'de evinde Trabzonspor'un Avrupa Ligi'ndeki rakibi Lazio'yu 4-1 gibi net bir skorla geçmeyi başardı. Torino ekibinde takıma bu sezon katılan Carlos Tevez adaptasyon sorununu büyük ölçüde atlatmış gözüktü. 
     Yeni teknik direktör Walter Mazzari ile yeni bir ivme kazanmak isteyen İnter, Catania deplasmanından 3 golle dönerek yeni sezonun farklı olacağı ışığını taraftarına verdi. Yeniden yapılanma içine giren takımda dengeleri değiştirecek potansiyel mevcut. Bu sene çekişmeli bir lig bizleri bekliyor. 
     Başkent ekibi Roma'da işler iyi gidiyor. Sezona ikide iki yaparak giren takım 1. hafta'da Milan'ı yenerek sürpriz bir galibiyet elde eden Verona'yı 3-0 ile geçmeyi başardı. 
    Geçen senenin flaş ekiplerinde Fiorentina haftanın en gollü maçında Genoa'yı 5-2 gibi net bir skorla geçerek zirvenin takipçisi olduğunun sinyallerini verdi. 
    Kadrosunu eski futbolcularında Kaka ile güçlendiren Milan bu hafta seyircisi önünde ilk 3 puanını Cagliari'ye karşı 3-1'lik skorla aldı. 
    Takımların 2. hafta itibariyle genel durumları bu şekilde olurken zirve yarışında hayli iddialı takımlar var. Geçen senelerde oyuncuların çok çalışıp çok koştuğu ancak meyvelerini toplayamadığı ve gözden düşen Serie A'da bu sene işler değişecek gibi. Gol krallığında Marek Hamsik 4 golle ilk sırada yer alırken onu Mor Menekşelerin 26 yaşındaki forveti Giuseppe Rossi 3 golle takip ediyor. 
    

İlk yazım olması sebebiyle kusurlarım olmuşsa affola. Teşekkürler












İSPANYA PRİMERA LİG

Herkese merhaba sitedeki ilk yazımla karşınızdayım . Bu haftaki yazım İspanya Ligi , takımların son durumları ve geride kalan 3 haftadaki maçlar hakkında genel bir değerlendirme niteliğinde olacaktır.



İlk yazımda puan durumu üzerinden bir değerlend
irme yapmak isterim . İspanya'da sezona çok iyi başlayan 3 maçta da puan kaybetmeyen 4 takım bulunmakta. Barcelona,Atletico Madrid,Villarreal ve Real Madrid. Tabi ki bu puan durumunda Real Madrid ve Barcelona durumuna bakıldığında pek de şaşırılcak bi durum olduğunu  düşünmüyorum son yıllarda bu iki takım diğer takımlardan o kadar üstün oynadılar ki diğer takımların hedefi max. 3.lük olabildi . Bir nebze de olsa Atletico Madrid'in durumuna şaşırmadık diyen arkadaşlar da çıkabilir elbet.Haklı da olabilirler bu sene Atletico Madrid'in de oyununu es geçmemek gerek.Süper Kupa maçında gösterdikleri agresif futbol bence bu sene zirveye oynamaya niyetli olduklarının bi kanıtıydı.









Ama tabi ki Villarreal'in sezona bu kadar iyi başlayacağını kimse iddaa edemezdi sezon başlamadan önce.Ama Villarreal kimsenin beklemediği bi şekilde sezona bomba gibi başladı. Belki 3 maçta 9 puanı net skorlarla almadı ama sahadan 3 puanla ayrılmak asıl mesele tabi ki . Ayrıca Villarreal'in şuan ki oyununun bir iki oyuncuya bağlı olmaması da Villarreal açısından sevindirici bir konu takımın şuan ki hali tamamen takım oyunuyla ve takım içindeki olumlu havayla alakalı . Villarreal'in bu durumu ne kadar sürer zirve yarışını daha ne kadar kovalar bilinmez ama benim şahsi görüşüm bence böyle takımlar artmalı ve zirve yarışında Real Madrid ve Barcelona'ya rakip olabilmelidir . Bu sayede bir o kadar kaliteli olan İspanya Ligi çok daha kaliteli bir hala gelebilir . Son olarak da sezona çok kötü başlayan bir takımdan bahsetmek istiyorum , Malaga. Sezon başlangıcı bu klüp ve taraftarları için tam bir hayal kırıklığı oldu 3 haftayı 1 puanla ve -2 averajla kapatan Malaga ilerleyen haftalarda toparlanabilir diye düşünüyorum. Tabi ki kimsenin Malaga'nın zirveye oynamasını beklediğini düşünmüyorum ama ilk 3 hafta itibariyle daha iyi bir Malaga izlemek isterdim .

Sevgili futbolseverler şimdilik benden bu kadar. Milli maçlar nedeniyle liglere verilen arayı fırsat bilip İspanya Ligi hakkında bi değerlendirme yapmak istedim umarım beğenirsiniz .

5 Eylül 2013 Perşembe

Fransa League-1 Panorama

Yıllardır takip ettiğim Fransa League-1'i gazetegündemspor takipçilerine değerlendirme mutluluğunu yaşamaktayım. İlk yazımda Fransa League-1'de zirveye oynamaya aday kulüpler; son şampiyon Paris Saint-Germain, Rus milyarder Dmitriy Ribolovlev'in satın aldığı Monaco, eski günlerini mumla arayan Olympic Lyon ve zirveye ortak Marsilya ve Lille takımlarını değerlendireceğim.

Paris Saint-Germain : Carlo Ancelotti'nin ilk sezonunda süpriz şekilde Montpellier'in arkasında kalan başkent ekibi 2. sezonda işi sıkı tuttu ve uzun zaman sonra Fransa League 1'de şampiyon oldu. Bu sezon da şampiyonluk ipini göğüslemek isteyen PSG kendisini şampiyon yapan Carlo Ancelloti'nin Real Madrid'e gitmesi ve CAS'tan ağır ceza alan sportif direktör Leonardo'nun istifasından sonra takımın başına unutulmaz Fransız futbolcu Lauren Blanc'ı getirdi. Transfer sezonunda özellikle Monaco'nun yaptığı transferlerin gölgesinde kalmak istemeyen Arap sermayeli ekip 64 milyon Euro'ya Napoli'den Edinson Cavani, Lille'de müthiş bir sezon geçiren ve son olarak ülkemizde düzenlenen U-20 Dünya Kupası'nın yıldızlarından genç sol bek Lucas Digne ve Roma'nın gelecek vaad eden stoperi Marquinhos'u 35 milyon Euro karşılığında transfer etti. Oturmuş kadrosuna transfer ettiği 3 futbolcuyla gücüne daha da güç katan ekip tartışılmaz bu sezonun şampiyonluk yolunda en büyük favorisi.

Monaco : Uzun bir aradan sonra Fransa League-1'e dönen kırmızı beyazlı ekip, Rus milyarder Dmitriy Ribolovlev'in deyim yerindeyse para saçmasıyla müthiş transferler yaptı. Radamel Falcao, Joao Moutinho, James Rodriguez, Eric Abidal, Ricardo Carvalho bunlardan sadece göze çarpanlar. Bu sezonu ilk 3 içinde bitirip Şampiyonlar Ligi için bilet kapma sezonu olarak geçirmek isteseler de Fransa Liginde son şampiyonu en çok zorlayan takımların başında geliyorlar.

Olympic Lyon : En son şampiyonluğunu 2008 yılında yaşayan ve bir dönemin tartışılmaz en iyi takımı Lyon eski kadro gücünden uzak durumda. Son olarak Şampiyonlar Ligi ön eleme turunda Real Sociedad'a elenen efsane takım, sadece kendi taraftarlarını değil, Fransa League-1'i takip eden tüm futbolseverleri hayal kırıklığına uğrattı. Coupet'li, savunmada Cris, Cacapa'lı hücumda Malouda, Govou, Fred ve tabii ki frikiklerin ustası Juninho'lu efsane takım kadro gücü ve mali yeterliliği olmasa da ismiyle bu ligde şampiyonluğa aday takımlar arasında gösteriliyor.




Marsilya : 60 bin kişilik Stade Velodrome'de rakiplerine korkulu anlar yaşatan ekip Fransa'da en çok kupa kazanan takım olarak biliniyor.  9 Fransa Ligi, 10 Fransa Kupası, 2 Fransa Lig Kupası, 1 Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu bulunan mavi beyazlı güney ekibi en son şampiyonluğunu 2010 yılında yaşadı. Bu sene PSG ve Monaco'yla kıyasıya mücadele edecek olan ekip kuşkusuz ki evinde oynadığı maçlarda taraftarlarının da etkisiyle çok takımın canını acıtacak gibi görünüyor.

Lille : League-2'de 3 kez şampiyon olan Kuzey temsilcisi 2010-2011 sezonunda Eden Hazard, Moussa Sow başta olmak üzere savunmada Adil Rami ve Aurelien Chedjou'nun müthiş uyumuyla şampiyonluğu kazanmıştı. Geçtiğimiz sezon Şampiyonlar Ligi F Grubu'nda mücadele eden Lille büyük bir hayal kırıklığıyla grubu 3 puanla sonuncu sırada tamamlamıştı. Bu sezon PSG ve Monaco'nun ilk ikiyi paylaşacağı düşünülen ligde Marsilya ve Olympic Lyon gibi devlerle 3.lük mücadelesi verecek olan ekip özellikle Salomon Kalou önderliğinde süpriz sonuçlar alacaktır.

Bundesliga Sezona Giriş



 Merhaba arkadaşlar Gazete Gündem - Spor için ilk yazarken,arkadaşlarımın arasına yeni katıldığım için geride bıraktığımız 4 haftaya tek bir yazıda değerlendireceğim.Daha sonra ki yazılarımı hafta hafta Bundesliga'yı tüm detaylarıyla kapsayacak şekilde yazacağım.Hepimiz için hayırlı olsun.

Bundesliga değerlendirmemize başlamadan önce bu sezon taraftarlı heyecanlandıran ve beklenti yaratan olaylar hakkında biraz konuşmak istiyorum.Şüphesiz ki Bundesliga'da 2013-2014 sezonun transfer olayı sezon başlamadan önce kesinleşen Mario Götze transferiydi.Sud Tribününü fazlasıyla kızdıran bu olay Mesut Özil-Arsenal Transferine kadar Mario Götze'ye En pahalı alman oyuncu ünvanını kazandırmıştı.Doğal olarak Bayern taraftarlarının bu transferden beklentileri büyüktü ancak Götze'nin yaşadığı sakatlık sorunları sezona pekte istenildiği gibi başlamasına engel oldu ve oyuncunun önümüzde ki 2-3 hafta içinde hazır olacağı söyleniyor.Sakatlıktan kurtulsa bile oyuncunun bir röportajında da söylediği "Açıkçası sakatlıktan kurtulsam bile eski ritmime ve %100 formuma kavuşmam biraz zaman alabilir." sözleri oyuncunun ve Bayern taraftarlarının endişelerini ortaya koyuyor.

Sezonun başlangıcında diğer dikkat çekici olaylardan birisi de Frank Ribery'nin UEFA tarafından verilen Avrupa'nın En İyi Oyuncusu ödülünü kazanması oldu.Chelsea ile Oynanan Süper Kupa Finali ve geride bıraktığımız 4 haftada ki performansıyla Ribery bu ödülü hakkettiğini bu sezonda kanıtlamaya devam edeceğinin sinyallerini verdi.Ribery şimdiden gözünü Ballon d'Or'a dikti.Eğer bu performansını sürdürmeye devam ederse Messi ve Ronaldo için Neymar ve Bale'dan daha tehlikeli bir rakip olup,bir adım öne çıkarak bu ödülü kazanmaması için hiç bir sebep yok.

  Sezon öncesi en dikkat çeken iki olayında şampiyonluğun en büyük favorisini işaret ettiğini söyleyebiliriz.Bayern München sezona 3-1'lik çokta parlak bir performans sergilemediği B.M'Gladbach maçıyla giriş yaptı.Ribery'nin yıldızlaştığı maçta,Bayern'e galibiyeti getiren goller Robben,Mandzukic ve Alaba'nın (Pen) ayağından geldi.İkinci Hafta E.Frankfurth deplasmanına giden Bayern her iki takımında ofsayt nedeniyle birer golünün sayılmadığı maçta 3 puanı zor da olsa Mandzukic'in tek golüyle almayı bildi.Bayern üçüncü haftada Bavyera Derbisinde evinde konuk ettiği Nürnberg'i Ribery ve Robben'in golleriyle yenerek ilk üç haftada 9 puan toplayarak en yakın rakibi B.Dortmund'a adeta göz dağı verdi.UEFA Süper kupa Finali nedeniyle haftasonunda oynanması gereken maçta Freiburg deplasmanına haftaiçi konuk oldu.Freiburg,kalecisi Baumann'ın muhteşem oyunu sayesinde şampiyonluğun en büyük favorisi Bayern'den 1 puanı kopardı.1-1 biten maçta Bayern Shaqiri ile 33.dakika da öne geçse de,Freiburg dakika 86'da Höfler ile eşitliği sağlayarak 1 puanı hanesine yazdırmayı bildi. 

 Şampiyonluğun bir diğer favorisi Dortmund ise M.Götze'nin kaybını Henrikh Mkhitaryan ve Aubameyang transferleriyle doldurmuşa benziyor.Bu iki transferin haricinde savunma hattını Sokratis ile güçlendiren Dortmund'un bir diğer silahı ise şüphesiz altyapısından gelen muazzam bir potansiyele sahip Jonas Hofmann olacak.92 doğumlu Kanat oyuncusu  ilerleyen yıllarda Dortmund ve Almanya Milli Takımının en büyük kozlarından birisi olacak;İnanılmaz top tekniği ve muazzam oyun zekasıyla alman futbolunun da bir "David Silva" kazandığını söylemek pekte yanlış olmaz.Dortmund bu sezona yeni transferi Pierre-Emerick Aubameyang'ın 3 gollük muhteşem başlangıcıyla Ausburg deplasmanından 4-1 gibi net bir skorla dönerek başladı.Signal Iduna Park'ta ki ilk maçta Dortmund muhteşem taraftarı önünde genç yeteneği Hofmann'ın yıldızlaşmasıyla E.Braunschweig önünde 2-1 galip geldi.Dortmund'un gollerini Hofmann ve Reus (Pen) atarken rakip takımın tek golü Kevin Kratz'dan geldi.Ligte ki 3.hafta maçında Dortmund kendi evinde Reus'un parladığı maçta W.Bremen'i Lewandowski'nin tek golüyle mağlup etti.Milli maçlar öncesi ligte ki son maçında Dortmund H.Mkhitaryan'ın iki golüyke E.Frankfurth'u deplasmanda 2-1 mağlup ederek Bayern'in puan kaybettiği haftada 4'te 4 yaparak bu sezon işlerin daha farklı olacağını Guardiola ve öğrencilerine kanıtladı.

İlk 4 haftada dikkat çeken diğer takımlar ise 4'te 3 yapan geçen senenin de iddaalı ekipleri B.Leverkusen,Hannover 96 ve Mainz oldu.B.Leverkusen;B.M'Gladbach,Stuttgart ve Freiburg'u Sidney Sam'in üstün performansı önderliğinde yenerek Schalke deplasmanında kaybedene kadar gayet başarılı bir performans sergiledi.Bu sezon Bundesliga'da Şampiyonlar Ligi'nin Bayern ve Dortmund'dan sonraki en büyük adayı olduğunu kanıtladı.Sezon başında en büyük hayal kırıklığını yaratan iki takım ise 4 maçta 4 puan toplayan Schalke 04 ve 4 maçta 3 puan toplayan Stuttgart oldu.Leverkusen'i yenerek milli maçlar öncesi çıkışa geçmeyi başaran Schalke,K.P.Boateng'in gelişiyle beraber bu sezonu her ne kadar hedefleri ilk 4 olsa da,en kötü ihtimalle ilk 6'da bitirmek isteyecektir.Stuttgart ise ilk 3 haftada alınan 3 mağlubiyet sonrası hocası Bruno Labbadia ile yollarını ayırarak,takımı Haziran 2015'e kadar Thomas Schneider'e  emanet etti.Bu değişim daha ilk haftadan meyvelerini vermişe benziyor.Vedad İbisevic'in Hat-trick yaptığı maçta Stuttgart Hoffenheim'ı 6-2 yenerek istediği taze soluğu kazandı.Benim açımdan bu sene dikkat çeken ve takip edilmesi gereken bir diğer takım kendi evinde E.Frankfurth'u 6-1 ve Hamburg'u 1-0 yenen Hertha Berlin'dir.

 Bu hafta ki yazımı sonlandırmadan önce 2013-2014 Sezonuyla ilgili Bundesliga tahminlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum;
 -Şampiyon=B.Dortmund
 -Ş.Ligi'ne Gidecekler=B.München,B.Leverkusen,Mainz
 -A.Ligi'ne Gidecekler=Hannover,Stuttgart
 -Son 3 Sıra=E.Frankfurth,Freiburg,Braunschweig
 -Almanya Kupası Kazananı=B.Dortmund
 -En İyi Genç(U-21)=Julian Draxler
 -Gol Kralı=V.İbisevic
 -En İyi Teknik Adam=Thomas Tuchel (Mainz 05)
 -En İyi Transfer=H.Mkhitaryan(27,5 Milyon Euro)
 -En Kötü Transfer=L.Gustavo(17,5 Milyon Euro)
 -Yılın Oyuncusu=F.Ribery
 Herkese iyi ve bol gollü haftalar dilerim,Ofsayta Düşmemek Dileğiyle :)

                                                                                         T.KIDIL

PREMİER LİG


             


Merhaba arkadaşlar! Gazete Gündem- Spor için ilk yazıma başlamadan önce şunu söylemek isterim ki umarım uzun süre bu blogta birlikte oluruz. Ben blogda Premier Lig köşesini üstlenmiş bulunuyorum.Lafı fazla uzatmadan artık dünyanın en kaliteli ligi hakkındaki incelemelerimi, düşüncelerimi sizinle paylaşmaya çalışayım.
Premier Lig yine her sezon olduğu gibi şampiyonluk yarışı, şampiyonlar ligine katılma yarışı, kümede kalma yarışı müthiş bir heyecana sahne olacak. Bunlar da zaten Premier Ligi dünyanın en iyi ligi yapan özellikleri. Şampiyonluk yarışına bakacak olursak son birkaç sezondaki gibi 2 takım arasında değil 3-4 takım arasında olacağı kesin. Manchester United’ın oturmuş kadrosu Sir’ün gidişine rağmen gene yarış içinde olacak. City ise gene yükle meblağlar vererek yatırımlar yaptı ayrıca bence Manciniye oranla daha iyi bir menajerleri var artık. Chelsea’den söz etmeye gerek olduğunu düşünmüyorum çünkü bir adamın varlığı her takımı şampiyonluk yarışına sokabilir: Jose Mourinho… Liverpool’a gelecek olursak bütün yaz Suarezin kaprisleriyle uğraştılar fakat sonu güzel oldu ve Uruguaylı yıldız kulüpte kaldı. Daniel Sturridge ve Coutinho arasındaki uyum ayrıca kaleye ve defansa yapılan takviyelerle Liverpool bu sezon yarışın içinde. Kaldı ki lige müthiş bir başlangıç yaptılar. Arsenalde ise Wenger son güne kadar gene para harcamadı ve büyük tepki çekti. Fakat son gün belki de takımı yarışa dahil edecek bir hamle geldi: Mesut Özil… Real Madrid taraftarı bu transferden sonra Bale’in gelişine bile sevinemedi. Mesut, Walcott, Cazorla ve Wilshere gibi yıldızlarıyla gerçekten göz kamaştırıcı bir hücum hattına sahip. Bu yıldızlara yakışır bir forvetleri yok ama maalesef. Ve son olarak Tottenham’a gelecek olursak Bale’in parasını deyim yerindeyse bozdurup bozdurup harcadılar. Gerçekten çok kaliteli transferlerle bence geçen seneden daha güçlüler. Özellikle Soldado gibi üst düzey bir forvet, Lamela ve Eriksen gibi 2 genç yıldız ve Brezilyanın yükselen yıldızı Paulinho’yu almış olmaları iddialarını ve isteklerini ortaya koymaya yetti. Bu sezon artık 5.likten kurtulup Şampiyonlar Liginde boy göstermek istiyor Villas-Boas’ın öğrencileri.
Şimdi de biraz transfer döneminde öbür takımlar ne yapmış ona bakalım.Bir çok şaşırtıcı ve kaliteli transferler oldu diğer kulüpler adına da. Premier Ligin yeni takımı Cardiff City büyük paralar harcayarak kadrosunu güçlendirdi.Medel, Caulker ve Odemwingie transferleri dikkate değer transferlerdi. Anzhili yıldız Willian da bütün büyük kulüplerle adı anıldıktan sonra geleceğini Mourinho’ya emanet etti. Arsenal taraftarının çok sevdiği (!) Chamakh yeni ekiplerden Crystal Palace’ın yolunu tuttu ki bu kulüp için gerçekten önemli bir transfer. Everton Lukakuyu son gün Chelsea’den kiralayarak forvet hattını güçlendirdi. Fulhamsa kaleye Stekelenburg orta sahaya Scott Parker,  Taarabt ve forvet hattına Benti alarak kadrosunu güçlendirdi. Hull City’nin Huddlestone ve Livermore hamleleri orta sahalarını sağlamlaştırdı. Norwich ise forvet hattına çalıştı ve Van Wolfswinkel, Hooper ve Galatasaraylı Elmanderi kadrosuna kattı. Swensea ise ligin en beğendiğim transferlerinden birini yaparak Michu’nun yanına Bony’yi aldı. Bu ikili kesinlikle merak uyandırıcı. Son olarak WBA’nın Anelka, Amalfitano ve Sinclair hamleleri transfer dönemine damgasını vurdu.

Özellikle deadline day’i çok heyecanlı olan bir transfer dönemini geride bıraktık. Ve kesinlikle bizi müthiş bir sezon bekliyor.Her hafta burada size ligin gidişatı ve takımların son durumlarını aktarmaya çalışacağım. Mutlu haftalar dilerim…

17 Ağustos 2013 Cumartesi

BUNDESLİGA YENİ SEZONA MERHABA DEDİ



 

Almanya Bundesliga 2013-2014 sezonu bugün start aldı.

Şampiyonluğun en büyük favorilerinden olan Bayern Münih deplasmanda Eintracht Frankfurt’a konuk oldu.Rahat ve farklı bir galibiyet alacağı düşünülen Bayern Münih, 13.dakikada Mario Mandzukic ile öne geçti.Oyunun kalan bölümünde topa hakim olan ve kontrolü elinde tutan panzerler rakibini 1-0 yenerek böylece ligde 2. Galibiyetini almış oldular.Yeni transferlerden Mario Götze ilk 18 de kendine yer buldu ama maça dahil olmadı.Diğer bir yeni transfer Thiago Alcantara maça 65.dakikada dahil oldu.Bayern Münih haftaya kendi evinde Nürnberg’i ağırlayacak.

Luiz Gustavo transferi ile dikkatleri üzerine çeken Wolfsburg ise kendi evinde Schalke 04’ü 4-0 (Robin Knoche,Vieirinha, Rodrigues Naldo,Stefan Kutschke), gibi farklı bir skorla geçerek rahat bir galibiyet aldı. Wolfsburg 2010dan sonra ilk kez 4 gol fark ile bir maç kazandı.

Bir diğer karşılaşmada sürpriz bir sonuç ortaya çıktı.Deplasman karnesi pekte iyi olmayan Hoffenheim, Hamburg’a konuk oldu.Maça favori olarak çıkan ev sahibi beklenmedik bir skorla ve yenilgiyle karşılaştı.Hoffenheim deplasmanda Hamburg’u 5-1 (Anthony Modeste(2), Roberto Firmino(2), Kevin Volland) gibi ezici bir skorla geçti.

Werder Bremen evinde Augsburg’u Mehmet Ekici’nin attığı gol ile 1-0 yendi. Werder Bremen 2006'dan sonra ilk 2 lig maçını kazandı.

Stuttgart ise evinde güçlü rakibi Bayer Leverkusen’i ağırladı..Başa baş geçen mücadelede Stutgart rakibini Scwaab(KK) attığı golle 1-0 yendi..

B. Monchengladbach kendi sahasında konuk ettiği Honnover’i 3-0 (Max Kruse, Christoph Kramer,Filip Daems) skorla geçerek rahat bir galibiyet aldı. Max Kruse maça damgasını vuran oyuncu oldu.

Almanya Bundesliga 3.Hafta Programı: