12 Dev Adam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Dev Adam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2015 Perşembe

ERKEN DÜŞTÜ TOPRAĞA 'CEMRE'

Yaşanan terör olayları, verilen onlarca şehit.. Hani hep derler ya 'sözün bittiği yer' diye. sözün bittiği yer de bitti artık. Ciğerimiz yanıyor. Bitsin artık bu terör. Adam gibi insan gibi yaşamak mümkün.
Ülke bu durumdayken diğer yazar arkadaşlarım gibi benim de içimden spor yazmak, gündem dışı konuşmak hiç gelmedi. Oysaki harika bir Hollanda zaferi ve 12 Dev Adam'ın Euro Basket 2015 performansı vardı konuşacağımız.
Fakat hiçbir galibiyet hiçbir şampiyonluk şehitlerimizi geri getirmeyecek. Ateş düşen yürekleri soğutmayacak. Ben de geçtiğimiz gün şehit cenazesindeydim. Cemre'mizi verdik toprağa.. İlkokul arkadaşımdı. Karşı sınıfımdaydı. o zamanlarda da bebek yüzlüydü şehidim. Az halı saha maçı yapmadık küçükken kendisiyle. Sınıf turnuvalarında az rakip oynamadık. Ama o artık yok. kim verecek bunun hesabını. Türkiye Avrupa Şampiyonası'na katılmış katılmamış artık kimin umrunda.. 
Bütün bunların yanında hafta sonu lig maçları var. Maç öncesi hafta içerisinde verilen birlik ve beraberlik mesajları tek sevindirici olay. Tüm takımların aynı t-shirtle sahaya çıkma düşünceleri var. Bu gelişmenin bence sporda başlayan ve tüm branşlara hatta hayatın tüm alanına yer etmesi gereken birliğin başlangıcı olmasını diliyorum. 
Yaşamak mümkün.. Gelin şu cennet vatan topraklarında cennetteymişçesine yaşayalım. Aksi takdirde bu vatanın nasıl kazanıldığını tekrar tüm dünyaya göstermek zorunda bırakırsınız bizi. 
Son olarak yazımın başında da belirttiğim üzere Tarsus'lu şehidim Cemre Salih Gözen'e ve tüm şehitlerime Allah'tan rahmet diliyorum. Kardeşliğin ve barışın olduğu bir dünya dileğiyle....

9 Eylül 2015 Çarşamba

ŞEHİTLER ÖLMEZ

Futbol da pazar gecesi Hollanda maçın da aldığımız tarihi galibiyet ve cumartesi  gecesi basketbol da 12 dev adamın 58 yıl sonra resmi bir maçta Italya'yı yenmenin mutluluğunu ne yazık ki yaşayamadık.Yaşattırmadı hainler.Yine acı düştü ocaklara yüreğimiz yine yandı.Son 2 ayda kaç tane şehit verdiğimizin sayısını bile unuttuk.Her gün bir yenisi ekleniyor şehitlere her gün yeni gencecik bedenler düşüyor toprağa.Kim bilir bu anlamsız savaşta kaç anne baba evladını yitirirdi,kaç çocuk yetim kaldı.Ben de bir şehit yakınıyım,kuzenim Tunceli de şehit düşmüştü 1994'te.Ne büyük acıdır çok iyi bilirim ve acısı inanın her gün hissedilir şehitlerin.Hiç bir siyasi beklenti hiç bir ideoloji bir insanın hayatından daha değerli değildir.Tavan da birleşemeyen siyasilere inat taban da tek vücut olan halklar bu savaşı bitirebilir.Bu topraklar asırlardır göz yaşına kana doydu artık dur demenin vakti geldi de geçiyor.En kötü müzakerenin en iyi savaştan iyi olduğu gerçeğini unutmayıp diyaloğa tekrar dönme vaktidir.Konuşarak birbirimizi anlayarak halledilemeyecek sorunumuzun olduğunu sanmıyorum.
Allah bu ülke için canını siper edenlere rahmet eylesin bu savaşın bir an önce bitmesi temennisi ile...
Acılar bu kadar yoğunken futbol konuşmak anlamsız olurdu.

24 Ağustos 2015 Pazartesi

OLİMPİYAT VİZESİ SÜRPRİZ OLUR

Cuma günleri Beşiktaş yazılarıma ek olarak her Pazartesi Basketbol ile ilgili düşünce ve görüşlerimle birlikteyiz.
A Milli Basketbol takımımızın Avrupa Şampiyonası hazırlık maçları ile birlikte basketbol sezonunu açtık ve şimdi heyecan anla şampiyonanın başlamasını bekliyoruz. Maalesef bu heyecan Milli Takımımızın bizlere verdiği bir heyecan değil. Bir basketbol sever olarak Avrupa’nın en iyi oyuncularını izleyeceğimiz bir turnuvanın yaklaşıyor oluşu. Neden mi? Çünkü ne yazık ki son hazırlık maçlarımızı oynayacağımız Yunanistan’daki turnuvadan bir adım öncesindeyiz ve oynadığımız 3 hazırlık maçını da kaybettik. Bu takımların biri ilk turdaki rakibimiz Almanya (en azından zorlamalıydık) diğer iki rakibimiz ise Polonya ve Letonya (Türkiye basketbolunun fazlasıyla gerisinde iki ülke). Kaybetmek bir yana bir umut ışığı görmek için çok çaba sarf etmeme rağmen, üzülerek söylüyorum ki Avrupa Şampiyonası’nda ilk 8 beklemek çok büyük hayalcilik olur. Üstelik tarihteki en önemli şampiyonalarından biri önümüzde dururken, Olimpiyat vizesini almak hiç olmadığı kadar basitleşmişken. Bilmeyenleriniz için açıklayayım, Avrupa şampiyonasında 7. Ve 8. Sırayı alan ülkeler Olimpiyatlar için eleme maçları oynayacaklar, daha önceden bunun için ilk 5’e girmek gerekirken şu anda çeyrek finale yükselmek yetiyor. Olimpiyatlar neden bu kadar önemli derseniz, ülke basketbolu (Türkiye liginden bahsetmiyorum, zaten çok iyi yabancı basketbolcular alarak şu anda Avrupa ligleri içinde 1. Sırada gösterilmekteyiz. Bahsettiğim Türk basketbolcular..) için zirve olarak kabul edilen yerdir.
Peki Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek finale çıkmak için hiç umudumuz yok mu? Elbette ki var. Ancak bunun için en başta ilk 5’te yer alacak oyunculardan Ersan İlyasova ve Sinan Güler’in form tutmaları (şu anda çok formsuzlar) ve Boby Dixon’ın takıma uyum sağlayarak her maçı en az 20 sayıyla bitirmesi gerekir. Bunun dışında 4 numara zaafımız her geçen gün daha fazla sıkıntı yaratıyor, Ersan’ın kenarda olduğu zamanlarda onun yerini dolduracak oyuncumuz maalesef yok. Barış Hersek kendisinden beklenmeyecek kadar bir kamp dönemi geçiriyor ve üstelik hücumda sayı olanaklarını arttırmak için 4 numara olarak kullandığımız Cedi Osman Almanya turnuvasının ikinci maçında sağ ayak bileğinden sakatlandı, ne kadar sağlıklı dönecek şu anda muamma. Üçüncü zaafımız ise bench kadromuz maalesef 2000’li yılların çok gerisinde. İlk 5 dışında sanırım sadece beş numarada iyi alternatiflerimiz var (Furkan Aldemir, Semih Erden ve Oğuz Savaş iyi durumdalar) ancak Boby Dixon’ın ilk alternatifi Doğuş Balbay uzmanlığı gereği savunma profesörü ancak hücumda hiç sorumluluk almıyor. 2 numara pozisyonunda Sinan’ın alternatifi olarak gözüken Melih Mahmutoğlu sadece 3 sayılık atış deniyor oysa 2 numara pozisyonunda oynayan oyuncu pick&roll oyununu sıklıkla deneyip özellikle 5 numarayı oyun içinde tutması gerekir. Bütün bu eksikliklerimize ek olarak bir de bugüne kadar ilk turda karşılaştığımız en zor grupta yer alıyoruz. İspanya, Sırbistan, İtalya ve Almanya. Son rakibimiz İzlanda ancak gruptaki son maçımız olacağı için zaten kimlerin ikinci tura çıkacağı belirlenmiş olacak ve sadece formalite bir maç olacak. Bu dört Avrupa’nın güçlü milli takımlarının en azından 2 tanesini yenmek zorundayız ki çeyrek finale çıkma ümidimiz olsun. Çünkü gruptan ilk dört takım 2. Tura çıkacak ancak 4. Olarak bitirdiğimizde çapraz eşleşmeden rakibimiz çok büyük sürpriz olmazsa Fransa olacak ki o Fransa şu anda şampiyonayı kazanmak için gösterilen en güçlü aday.
Son hazırlık turnuvasına katılmak için Yunanistan’a gidecek A Milli Takım’da koç Ergin Ataman, şu anda Almanya’dan ayrılırken takımı artık 12 kişiye düşürmeli ve herkesin rolleri ve oynayacağı dakikalar kesin çizgilerle belirlenmeli. Hala arayışta olmasını anlıyorum ama şu aşamadan itibaren bize sadece zaman kaybı yaşatır. Keşke bu takımda Emir Preldziç, Ender Arslan, Ömer Aşık ve özellikle de Enes Kanter olabilseydi. Çok daha farklı bir takımdan bahsediyor olacaktık. Enes Kanter konusu başlı başına bir yazı konusu olduğunu düşündüğüm ve takıma şu aşamada zarar vereceğine inandığım için şampiyonadan sonra o konuyu ele alacağım.


Son olarak takımda gençleştirme yapılması kararı alan koç Ergin Ataman Boby Dixon’ı devşirmek yerine, Sinan Güler’i hala 30 dakikalarda oynatmak yerine, Avrupa ve Dünya’da fırtınalar estiren genç oyuncularımıza direk forma şansı verebilseydi. Zaten bu şampiyonada umudumuz çok fazla yokken, kendi gençlerimize güvenip bu oyuncuların en üst seviyedeki oyunculara karşı basketbol oynama şansı verebilsek. Belki onlara seviye atlatma şansı da verebilirdik…

10 Eylül 2013 Salı

İlk gruplar sona erdi


Turnuvada 1 haftayı geride bıraktık.Turnuvada ilk gruplarda oldukça sürpriz oldu diyebiliriz.12 Dev adamın elenmesi,genç bir kadroyla gelmelerine karşın Rusya'nın elenmesi, Mccalebb'li Makedonya'nın elenmesi,Belçika,Finlandiya ve Ukrayna'nın gruptan çıkmaları ilk gruplarda sayabileceğimiz sürprizler oldu.12 Dev adam beklentiler yüksekken kadro planlamasındaki yanlışlara, oyuncuların kendi performanslarına kurban gitti.Turnuvanın flaş takımı ilk grupları 5'te 5 ile tamamlayan İtalya diyebiliriz.En büyük 2 yıldızından yoksun İtalya ilk 5 oyuncularını uzun süreli kullanmış olup 2.gruplara yorgun gidecek olsalarda büyük başarı elde ettiler.Bireysel performansları ve yüksek şut yüzdeleri dikkat çekiyor.Hücumda bir oyuncuyu birebir oynatıp diğer 4 oyuncuyu sahaya iyi yerleştirip sonunda boş şutu buluyorlar. 2000'lerin başında bizim oynadığımız basketbol gibi...İlk gruplarda 5'te 5 yapan tek takım İtalya oldu.Göze hoş gelen basketbol oynuyorlar,turnuva başında kendilerinden şampiyonluk beklenmiyor olabilir ancak İtalyan basketbolseverler artık onlardan şampiyonluk bekliyorlar.


İlk gruplar sonunda 4 galibiyet 1 yenilgi ile gruplarını sürpriz şekilde tamamlayan iki takım da Ukrayna ve Finlandiya oldu.İki takım da ellerinden geldikçe mücadele edip savunma yapmaya çalışıyorlar.İlk gruplarda şanslarının yanlarında olduğu zamanlar da oldu ancak 2.gruplarda işleri çok daha zor.Finlandiya bizim grubumuzda olduğu için daha fazla bahsetmek istiyorum.Bizi yendikleri maçtan sonra kaptanları Teemu Ranniko 15 yıldır bu formayı giydiğini ve Türkiye galibiyetinin onlar için en büyük zafer olduğunu söyledi.Turnuvaya böyle bir galibiyetle başlamış olmaları kendilerine özgüven getirdi.Oldukça taraftar destekleri de var arkalarında...Mücadele gücü yüksek oyuncuları fazla ve hiç vazgeçmiyorlar.Petteri Koponen önderliğinde hücum ediyorlar,o da takımı çok iyi yönlendiriyor.Tek kaybettikleri maç İtalya maçı.O maçta da ilk yarı ellerinden geleni yaptılar ancak 2.yarıda hücum dengeleri bozuldu bir anda motivasyon kaybı yaşadılar ve fark açıldı.Turnuvaya şu ana kadar fazlasıyla renk kattılar,umarım 2.gruplarda da başarılı olurlar.


Kısaca B ve C gruplarından da bahsetmek gerekirse; B grubu maçları oldukça çekişmeli ve zevkli maçlara sahne oldu,her takım birbirini yenebileceğini gösterdi.Grubun 2 ağırbaş takımı Litvanya ve Sırbistan grubu ilk 2'de bitirdiler ancak ikişer yenilgi aldılar. Bo Mccalebb'li Makedonya bu sefer sürpriz takım görüntüsünde değillerdi,gruptan çıkmaları bekleniyordu ancak taraftarlarını hayal kırıklığına uğrattılar.2011 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda onları yarı finale kadar götüren harika alan savunmalarından eser yoktu bu turnuvada.Mccalebb çok iyi bir turnuva geçirmesine rağmen takımını gruptan çıkartamadı.
C grubunda ise ev sahibi Slovenya,İspanya ve Hırvatistan ilk 3'e girip gruptan çıkmayı başaran takımlar oldular.Grubun diğer takımları ise sürpriz potansiyelleri olan Gürcistan,Çek Cumhuriyeti ve Polonya'ydı.Özellikle Polonya'dan daha çok şey bekleniyordu ancak beklentileri karşılayamadılar.Gruptaki tek galibiyetleri grubun son maçında ev sahibi Slovenya'ya karşı oldu.İspanya 4-1,Hırvatistan 4-1 ile grupta ilk iki sırayı alırken ev sahibi Slovenya 3.sırada yer aldı.İspanya Navarro,Pau Gasol,Serge İbaka gibi yıldızlarından yoksun olmasına rağmen çok iyi turnuva geçiriyor.Zaten bu oyuncuların yokluğunu pek fazla hissetmeyecek kadar geniş kadroları var.Oyunun büyük bölümünü çift oyuncu kurucu ile oynamaları topu paylaşmada ve organizasyon konusunda onlara çok katkı sağlıyor.Onların da tek kaybettikleri maç ev sahibi Slovenya'ya karşı.Tabi ki turnuvanın en büyük şampiyonluk adaylarından biri de İspanya.


İlk gruplarda son olarak da benim şampiyonluk favorim Yunanistan'dan bahsedelim.İlk grupları 3 galibiyet 2 yenilgi ile tamamladılar.2 yenilgileri grubun son 2 maçında İtalya ve Finlandiya'ya karşı geldi.İlk 3 maçta çok iyi görüntü ortaya koyan Yunan takımı 4.maçlarında İtalya karşısında istedikleri oyunu sahaya yansıtamadılar.Bunun sebeplerinden biri Spanoulis'in yokluğu olsa da daha çok İtalya'nın oyununa ayak uydurdular.Birebiri fazla tercih ettiler ve bu da kendi düzenlerinden çıkmalarına sebep oldu.Çok akıllı ve dengeli hücum eden Yunanistan'ın çok fazla hücum silahı var.İç-dış dengesini harika kurup hücumda sıkıntı çekmiyorlar.İlk gruplarda Bourousis'i çok iyi kullandılar,Zizis de ön plana çıkan oyunculardan biri oldu.Ama her maç farklı bir oyuncuyu ön plana çıkartabilecek yetenekleri de oyun planları da fazlasıyla var.Finlandiya yenilgisinin sebeplerinden biri de İtalya'ya kaybetmiş oldukları maç.İtalya maçı Yunanları hem fizik olarak hem psikolojik olarak yordu.Tribünlerin de maçın içinde fazlasıyla olduklarını gördük.Zizis'in her basketinden sonra dönüp eski koçu Pianigiani'ye bakış atması,Perperoglu'nun attığı üçlüklerden sonra İtalyan taraftarlara sizi duyamıyorum işareti yapması maçın ne kadar sert,çetin ve çekişmeli bir mücadele olduğunu gösteriyor.Bunlar basketbolu güzelleştiren şeyler...Genel olarak topu iyi paylaşan,içi hücum eden,iç-dış dengesini iyi kuran ve iyi de savunma yapan bir takım Yunanistan.Turnuvada Diamantidis ve Calathes gibi iki önemli oyuncuları olmasa da oyun kurucu problemi yaşamıyorlar.Basketbol zekalarını 2.gruplarda sahaya fazlasıyla yansıtacaklarını ve diğer takımlardan fark yaratacaklarını düşünüyorum.


Son olarak da 2.grupları yazalım.E grubu Fransa,Sırbistan,Litvanya,Ukrayna,Letonya ve Belçika'dan oluşuyor.2.gruplara Fransa ve Sırbistan 2, Litvanya ve Ukrayna 1'er galibiyet taşırlarken Letonya ve Belçika 2.gruplara galibiyet taşıyamadılar.F grubu ise İtalya,İspanya,Slovenya,Hırvatistan,Finlandiya ve Yunanistan'dan oluşuyor.Bu gruba 2 galibiyet taşıyabilen tek takım İtalya oldu.Galibiyet taşıyamayan tek takım da Yunanistan.Diğer takımlar ise F grubuna 1'er galibiyet ile başlayacaklar.Bu grupları ilk 4 sıra içinde bitiren takımlar çapraz eşleşmeler ile eşleşip çeyrek finalde karşılaşacaklar.Seyir zevki ve basketbol kalitesi giderek artan bir turnuva olması dileğiyle...

5 Eylül 2013 Perşembe

Gidişat "BOGDAN"

               
Eurobasket 2013 Slovenya da basladi ve gruplarda ikiser maci geride bıraktık.Genel bir degerlendirme yaparsak son 10-15 yılın açık ara en zayıf avrupa şampiyonasi diyebiliriz.Basketbolun lokomotifi diyebileceğimiz ülkelerin hepsi bir cok yıldızından yoksun.Pau Gasol, J.C. Navarro, Nowitzki, Krilenko, Bargniani, Teodosic bu oyuncularin başlıcaları.                     Türkiye D grubunda; Rusya, Italya, Yunanistan, Isveç ve Finlandiya ile mücadele ediyor. Kağıt üzerinde baktığımızda ; Rusya, Italya ve Yunanistan bizim gerçekçi rakiplerimiz. Özellikle Rusya ve italya burada en önemli yildizlarindan yoksun durumdalar.Bizim takimimiza baktığımızda ise coach BOGDAN Tanjevic in tercihlerini bir kenara koyarsak Ömer Onan dışında as kadromuzla mücadele ediyoruz.     Turnuva başlangıcımız tam anlamıyla bir facia oldu.Basketbolda söz sahibi olmayan, U18 takimimizla dahi yenebilecegimiz Finlandiya ya mağlup olduk. Üstelik Finlandiya nin iyi oynamadigi bir macta. 3. Sınıf bir basketbol Takımına sadece 55 sayi atabildigimiz bir mac icin cok da fazla konusmak istemiyor insan.Tam anlamiyla fiyaskoydu bizim için.  Tarihimizin en ağır yenilgisini aldik.             Ikinci macimizda ise 56 yildir yenemedigimiz Italyanlara bir kez daha boyun egdik hem de farkli bir skorla. Hücumdaki problemlerimiz zaten aşikâr. Ama en azindan belli seviyede bir savunma koyardik ortaya. Ne yazik ki bu maçta o da yoktu.Tek başına Melli ilk çeyrekte 14, Aradoni ise üçüncü çeyrekte tam 17 sayı gönderdi potamiza. Toplam 90 sayi yedik Italyanlardan. Üstelik bu takımın en önemli iki oyuncusu Bargniani ve Gallinari den yokken. Gerçekten yazık...                                           Bundan sonrasina gelirsek. Her iki hücumda bir top kaybi yapan Sinan'la, her boş üçlüğü kaciran Ersan'la, her türlü gereksiz pozisyonda faul yapmayi beceren Semih'le, basketbol oynamayi unutmus; faul bile atamayan Hidayet'le ve her türlü çılgınlığı deneyip,  uçuk hayaller pesinde kosan BOGDAN Tanjevic'le neler yapabiliriz??? Bilemiyorum. Allah sonumuzu Hayır etsin. ..

ÖMÜR ÖZKAN

12 Dev Adam

                                     
                             
Senelerdir dışarda oynadığımız turnuvalarda beklenen başarıları sağlayamıyoruz.Avrupalı yazarlar, yorumcular da bu turnuvada yine Türkiye'nin çok potansiyelli bir takım olduğunu ancak Türkiye dışındaki turnuvalarda başarı sağlayamadığını söylüyor.Doğru da söylüyorlar bunu artık hepimiz biliyoruz.2001 de evimizdeki Avrupa 2.liği ve 2010 yılındaki Dünya Şampiyonası 2.liğimiz dışında en iyi jenerasyonumuzla bırakalım parlak bir başarıyı, kafaya oynayan takım dahi olamadık.
Bunun sebepleri yıllardır Tanjevic'in oynattığı basketbol felsefesi diyebiliriz,milli takımda oynayan oyuncuların ruhsuzluğundan bahsedebiliriz ama en çok devamlılığı olan bir takım olamadığımızı söyleyebilirim.Kırılgan bir takımız ve önceki turnuvalarda da gördük ki maç kazandıkça kazanmaya devam eden ancak kaybettiğimizde o maçı bir sonraki maça taşıyan bir takımız.Evimizde oynadığımızda arkamızdaki muhteşem taraftar desteğiyle bazı sorunları aşıyorduk.
Her zaman savunmamızla varolan bir takım olduk. İspanya'yı yendiğimiz dönemde de savunmayla yendiğimizi savunma yapamadan hücum yapamadığımızı, hücumlarımızın savunmadan doğduğunu söylüyorduk bugüne kadar...Ancak Slovenya'daki ilk maçımızda rezalet bir hücum performansıyla oynadık.Yediğimiz sayı  61.Bu rakam Finlandiya'dan yiyebileceğimiz bir sayı ancak hücum anlamındaki berbatlığımızı kelimelere dökmek bir hayli zor...Bence Emir'in de artık kendini sorgulaması gerekiyor.2011 'deki turnuvada neler yaptı bugünlerde neler yapıyor ve yapacak.Hidayet'in artık ilk 5 oyuncusu olmadığını düşünüyorum ancak Hidayet'in hala ilk 5 başlaması hem Emir'in hala beklenen performansı ortaya koyamaması hem de Tanjevic'in ondan vazgeçmeyişi.Dakikalarını Tanjevic'in iyi ayarlayıp takım içindeki rolünü Hidayet'e iyi anlatması gerekiyor.Kabul ediyorum Hidayet büyük oyuncu,belki de gelmiş geçmiş en kariyerli basketbolcumuz ancak kendisinin de artık bazı şeylerin farkına varması gerektiğini düşünüyorum.Böyle olursa eğer hem takıma ağabeylik etmiş olur ve takım kimyamızı oturtmaya biraz daha yaklaşırız.Takım planlamasında da kadro olarak yanlışlıklar yapıldığını da söyleyebilirim. Doğuş yerine P&R iyi oynayan bir Barış ve Kenan tercih edilmesi gerekirdi.Neden mi ? Çünkü kadromuzda zaten o tarz savunma yapan Sinan var ve bu tercih yapılırken Ömer Onan da kadrodaydı.Ömer'in sakatlanması üzerine savunması iyi olan Birkan dahil edildi.Planlamadaki yanlışları burdan da görebiliriz.Bu kadar oyun kurucu eksikliğimiz varken Barış'ın turnuvada olmaması büyük yanlış.Tarihimizdeki en kötü 1 ve 2 numara rotasyonuyla katıldık bu turnuvaya. Salt oyun kurucu olarak Ender oyuna girdiğinde sahada daha iyi işler yaptığımızı görmeyen yoktur.Oyun görüşü iyi ve topu iyi yönlendiren oyuncu sayımız kısıtlı bu yüzden de Emir'in hangi pozisyonda oynarsa oynasın katkı vermesi gerekiyor.
Sadece ilk maç olarak Slovenya maçına baktığımızda ise takımın pozisyon yaratma sıkıntısından bahsedebiliriz.Bunun en büyük sebebi oyun kurucu eksikliğimiz.Sinan gerekli pozisyonları kendi hazırlayamadığı gibi Hidayet te çok verimsiz oynadı, maça kötü başladı ve devamını getirdi. Ersan'ın 4 numarada Kotti'ye olan üstünlüğünü kullanamadık. P&R oynayamadık ve böylece Ömer'in de içerden etkinliği minimuma indi.İç-dış dengesini sağlayamadığımız gibi üretkenlik de minimumdaydı. Salondaki Fin taraftarların fazla oluşuyla beraber rüzgarı arkasına alan Finlandiya 4.çeyreğin ortalarına kadar maçı böyle getirdi.Basketbolcularımız maçın gittiğini anlamış olacak ki Kerem Gönlüm'ün takımı yüreklendirmesiyle takım bir anda üst üste sayılar bulmaya başladı zayıf Fin takımına karşı.Rüzgar bir anda arkamızdan esmeye başladı ki ancak o anda da 5-0 lık Finlandiya serisi geldi ve mola aldık. Ersan'ın ekstra çabasıyla  ve Emir'in tartışmalı pozisyonuyla kaptığımız topları baskete çevirince fark bir anda 3'e indi maçın sonunda.Artık burada kendini göstermesi büyük oyuncu olduğunu tekrar bizlere hatırlatması için Hidayet'in devreye girmesi gerekiyordu.Ancak Hidayet maçın içinde olduğu gibi yaptığı hatalı tercihler sebebiyle maçı kaybettik.Tabi bu yenilgiyi sadece Hidayet'e bağlamış gibi olmayalım.Takım halinde bu kadar kötü yüzdeyle oynayınca değil Finlandiya turnuvada olmayan Lüksemburg'a karşı bile kazanamazsınız.
Artık önümüzdeki maçlar için oyuncuların milli takım ruhunu,tecrübelerini ve akıllarını sahaya koymaları gerekiyor çünkü önümüzde çok kritik İtalya maçı var.Finlandiya maçı umarım bize iyi bir ders olmuştur ve hatalarımızdan ders çıkarıp önümüzdeki maçlara bakarız.