Avrupa Basketbol Şampiyonası 2013 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Avrupa Basketbol Şampiyonası 2013 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2015 Pazartesi

OLİMPİYAT VİZESİ SÜRPRİZ OLUR

Cuma günleri Beşiktaş yazılarıma ek olarak her Pazartesi Basketbol ile ilgili düşünce ve görüşlerimle birlikteyiz.
A Milli Basketbol takımımızın Avrupa Şampiyonası hazırlık maçları ile birlikte basketbol sezonunu açtık ve şimdi heyecan anla şampiyonanın başlamasını bekliyoruz. Maalesef bu heyecan Milli Takımımızın bizlere verdiği bir heyecan değil. Bir basketbol sever olarak Avrupa’nın en iyi oyuncularını izleyeceğimiz bir turnuvanın yaklaşıyor oluşu. Neden mi? Çünkü ne yazık ki son hazırlık maçlarımızı oynayacağımız Yunanistan’daki turnuvadan bir adım öncesindeyiz ve oynadığımız 3 hazırlık maçını da kaybettik. Bu takımların biri ilk turdaki rakibimiz Almanya (en azından zorlamalıydık) diğer iki rakibimiz ise Polonya ve Letonya (Türkiye basketbolunun fazlasıyla gerisinde iki ülke). Kaybetmek bir yana bir umut ışığı görmek için çok çaba sarf etmeme rağmen, üzülerek söylüyorum ki Avrupa Şampiyonası’nda ilk 8 beklemek çok büyük hayalcilik olur. Üstelik tarihteki en önemli şampiyonalarından biri önümüzde dururken, Olimpiyat vizesini almak hiç olmadığı kadar basitleşmişken. Bilmeyenleriniz için açıklayayım, Avrupa şampiyonasında 7. Ve 8. Sırayı alan ülkeler Olimpiyatlar için eleme maçları oynayacaklar, daha önceden bunun için ilk 5’e girmek gerekirken şu anda çeyrek finale yükselmek yetiyor. Olimpiyatlar neden bu kadar önemli derseniz, ülke basketbolu (Türkiye liginden bahsetmiyorum, zaten çok iyi yabancı basketbolcular alarak şu anda Avrupa ligleri içinde 1. Sırada gösterilmekteyiz. Bahsettiğim Türk basketbolcular..) için zirve olarak kabul edilen yerdir.
Peki Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek finale çıkmak için hiç umudumuz yok mu? Elbette ki var. Ancak bunun için en başta ilk 5’te yer alacak oyunculardan Ersan İlyasova ve Sinan Güler’in form tutmaları (şu anda çok formsuzlar) ve Boby Dixon’ın takıma uyum sağlayarak her maçı en az 20 sayıyla bitirmesi gerekir. Bunun dışında 4 numara zaafımız her geçen gün daha fazla sıkıntı yaratıyor, Ersan’ın kenarda olduğu zamanlarda onun yerini dolduracak oyuncumuz maalesef yok. Barış Hersek kendisinden beklenmeyecek kadar bir kamp dönemi geçiriyor ve üstelik hücumda sayı olanaklarını arttırmak için 4 numara olarak kullandığımız Cedi Osman Almanya turnuvasının ikinci maçında sağ ayak bileğinden sakatlandı, ne kadar sağlıklı dönecek şu anda muamma. Üçüncü zaafımız ise bench kadromuz maalesef 2000’li yılların çok gerisinde. İlk 5 dışında sanırım sadece beş numarada iyi alternatiflerimiz var (Furkan Aldemir, Semih Erden ve Oğuz Savaş iyi durumdalar) ancak Boby Dixon’ın ilk alternatifi Doğuş Balbay uzmanlığı gereği savunma profesörü ancak hücumda hiç sorumluluk almıyor. 2 numara pozisyonunda Sinan’ın alternatifi olarak gözüken Melih Mahmutoğlu sadece 3 sayılık atış deniyor oysa 2 numara pozisyonunda oynayan oyuncu pick&roll oyununu sıklıkla deneyip özellikle 5 numarayı oyun içinde tutması gerekir. Bütün bu eksikliklerimize ek olarak bir de bugüne kadar ilk turda karşılaştığımız en zor grupta yer alıyoruz. İspanya, Sırbistan, İtalya ve Almanya. Son rakibimiz İzlanda ancak gruptaki son maçımız olacağı için zaten kimlerin ikinci tura çıkacağı belirlenmiş olacak ve sadece formalite bir maç olacak. Bu dört Avrupa’nın güçlü milli takımlarının en azından 2 tanesini yenmek zorundayız ki çeyrek finale çıkma ümidimiz olsun. Çünkü gruptan ilk dört takım 2. Tura çıkacak ancak 4. Olarak bitirdiğimizde çapraz eşleşmeden rakibimiz çok büyük sürpriz olmazsa Fransa olacak ki o Fransa şu anda şampiyonayı kazanmak için gösterilen en güçlü aday.
Son hazırlık turnuvasına katılmak için Yunanistan’a gidecek A Milli Takım’da koç Ergin Ataman, şu anda Almanya’dan ayrılırken takımı artık 12 kişiye düşürmeli ve herkesin rolleri ve oynayacağı dakikalar kesin çizgilerle belirlenmeli. Hala arayışta olmasını anlıyorum ama şu aşamadan itibaren bize sadece zaman kaybı yaşatır. Keşke bu takımda Emir Preldziç, Ender Arslan, Ömer Aşık ve özellikle de Enes Kanter olabilseydi. Çok daha farklı bir takımdan bahsediyor olacaktık. Enes Kanter konusu başlı başına bir yazı konusu olduğunu düşündüğüm ve takıma şu aşamada zarar vereceğine inandığım için şampiyonadan sonra o konuyu ele alacağım.


Son olarak takımda gençleştirme yapılması kararı alan koç Ergin Ataman Boby Dixon’ı devşirmek yerine, Sinan Güler’i hala 30 dakikalarda oynatmak yerine, Avrupa ve Dünya’da fırtınalar estiren genç oyuncularımıza direk forma şansı verebilseydi. Zaten bu şampiyonada umudumuz çok fazla yokken, kendi gençlerimize güvenip bu oyuncuların en üst seviyedeki oyunculara karşı basketbol oynama şansı verebilsek. Belki onlara seviye atlatma şansı da verebilirdik…

13 Eylül 2013 Cuma

Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda son durum

2.gruplarda ilk maçları geride bıraktık.E grubunda Letonya Ukrayna ile Sırbistan Belçika ile karşılaşırken grubun diğer maçı Fransa ve Litvanya arasındaydı.
Letonya Ukrayna'yı 85-51 ile geçerken skordan da anlaşılacağı üzere hiç zorlanmadı.Ukrayna'nın kötü savunması karşısında oyunu istedikleri şekilde yönlendirip yüksek yüzdeyle oynadılar.Fiziksel temasa fazla girmediler ve maç boyunca sadece 5 serbest atış kullandılar.Bu da Ukrayna'nın ne kadar yumuşak,fiziksel temasa girmeden kötü savunma yaptığını gösteriyor.Buna karşılık 22 serbest atış kullandı Ukrayna ama bunların sadece 12'sinde isabet bulabildi.Ukrayna'nın saha içi isabet oranı %29.5 iken Letonya saha içinde %58 gibi yüksek bir yüzdeyle oynadı.15/29 üçlük isabeti bulan Letonya maçın başından sonuna kadar üstün oyununu ortaya koydu ve rahat bir galibiyet aldı.
Grubun diğer maçında ise Sırbistan Belçika'yı 76-69 ile geçerken oldukça zorlandı.Belçika rakibine maçın sonuna kadar direndi ancak istediği galibiyeti koparamadı.Sırbistan'ın oyun disiplininden hiçbir dakika kopmaması belki de olası Belçika galibiyetini önledi.Sırplar iyi savunma yaparak Belçika'ya kolay basket fırsatı vermezken %50 saha içi isabetiyle oynadı.Alt gruptan yukarıya 2 galibiyet taşıyan Sırbistan,Belçika'yı da yenerek grubunda çok büyük bir avantaj elde etmiş oldu.Teodosic'in yokluğunda turnuvada favori olarak gösterilmeseler de oyun disiplinlerinden vazgeçmemeleri onları her zaman maçların içinde tutacaktır.
Grubun diğer maçı zorlu ve çekişmeli geçmesi beklenen Litvanya-Fransa karşılaşmasıydı.Fransa alt gruptan 2 galibiyet taşıdığı için maça biraz daha rahat çıktı.Ancak Litvanya 1 galibiyet taşıdığı için olası bir mağlubiyette Sırbistan ve Fransa'nın altında kalıp muhtemelen grubu 3.tamamlayacaklardı.Bu da büyük ihtimalle çeyrek finalde İspanya veya Yunanistan ile karşılaşmak demek olacaktı.Maça bunun bilincinde olarak stresli çıktılar.Maçın büyük bölümü iyi savunmalara ve çekişmeye sahne olurken 2.çeyrek hariç bütün çeyrekleri kazanan takım Litvanya oldu.Farkı yavaş yavaş giderek açtılar ve sonunda 76-62 kazandılar.Fransa istediği basketbolu sahaya yansıtamadığı gibi Nba yıldızları da bireysel olarak iyi performans ortaya koyamadı.Litvanya akılcı basketbolu ile sahadan galibiyet ile ayrılmayı hakeden taraftı.Saha içinde çok kötü bir yüzde tutturan Fransa Tony Parker'ı da maç boyunca devreye sokamadı ve karşılaşmadan mağlubiyetle ayrıldı.E grubunda bu maçlar sonucunda Sırbistan 3 galibiyet ile 1.sırada yer alırken 2.Litvanya ve 3.Fransa'nın ikişer galibiyeti bulunuyor.Alt gruptan yukarıya 1 galibiyet taşıyan Ukrayna ve onları mağlup eden Letonya 4. ve 5.sırayı paylaşırken Belçikanın henüz galibiyeti bulunmuyor.E grubunda önümüzdeki maçlar Litvanya-Belçika,Ukrayna-Sırbistan ve Fransa-Letonya arasında oynanacak.

F grubunda ise Hırvatistan-Finlandiya,Yunanistan-İspanya,Slovenya-İtalya maçları oynandı.Hırvatistan maçın başından sonuna kadar üstün götürdüğü mücadelede Finlandiya'yı rahat bir şekilde 88-63 lük skorla mağlup etti.Finlandiya'nın ilk gruplarda verdiği olağanüstü mücadeleler bu maça yansıdı.Fiziksel ve psikolojik olarak çok yıpranmış bir görüntü ortaya koyan Finlandiya Hırvatlara direnemedi ve 25 sayı farkla mağlup oldu.Maç daha da farklı bitebilirdi ancak maçın son 2 dakikasında 22 sayı çıktı ve bunların çoğu hemen hemen 10 saniyede bir üçlük deneyen Finlandiya'dan geldi.Maç boyunca atamadıkları üçlükleri maçın sonunda sokmayı başaran Finlandiya farkı 25'e indirdi ve maç da böyle sona erdi.Hırvatların iyi savunmasına karşın,ilk gruplarda ortaya koyduğu mücadelenin tam tersine dağınık bir görüntü çizen Finlandiya'nın işi artık çok zor.Grupta kalan maçlarını İspanya ve ev sahibi Slovenya ile oynayacak olan Finlandiya için buralara gelmek bile büyük başarıydı.
Grubun diğer maçında şampiyonluk favorim Yunanistan İspanya'yı harika bir maç sonunda 79-75 ile geçti ve bu gruptaki ilk galibiyetini aldı.Yunanistan alt gruptan galibiyet taşıyamadığından dolayı onlar için telafisi olmayan bir maçtı.Maça çok iyi başlayan İspanya ilk çeyrek istedikleri yapan taraf görünümündeydi ve ilk çeyrek 26-16 lık skorla bitti.2.çeyrekte Gasol'un de 3 faul ile kenara gelmesinden yararlanan Yunanistan toparlanıp farkı eritti.Yunanistan da 2.çeyreğe damgasını vuran oyuncu Kaimakoglou'ydu.2 kritik üçlük sokmasının dışında akıllı oyunuyla Yunanistan'ı ileri taşıdı ve Yunanistan devreyi 41-38 önde kapadı.Ancak 3.çeyrekte Gasol ve Rudy'nin harika oyunuyla öne geçen taraf tekrar İspanya oldu.Ancak Rudy ve Gasol dışında skora katkı veren kimse olmayınca Spanoulis tam zamanında devreye girdi ve maçı Yunanistan'a kazandırdı.İspanya'da Gasol ve Rudy 40 sayı üretirken takımın geri kalanı sadece 35 sayı üretebildi.İspanya'nın 3.bir skorer çıkaramaması maçı kaybetmelerine sebep oldu.Her zaman söylediğim gibi çok akıllı hücum eden Yunanistan,İspanya'nın faul hakkı dolduğu anlarda serbest atış çizgisine gelmeyi bildi.Bu şekilde 38 serbest atış kullandılar maç boyunca.İspanya ise sadece 18 serbest atış kullandı.Pota altında Gasol dışında bir alternatifi bulunmayan İspanya başabaş getirdiği bütün mücadelelerde sıkıntı yaşayacak gibi gözüküyor.Slovenya maçından sonra 2.kez maç sonuna kafa kafaya girdiler ve yine kaybettiler.İspanya maç boyunca 15 asist yaparken Yunanistan 13 asist yaptı.Karşılıklı istatistiklerde fark yaratan tek şey serbest atışlar oldu.Faul hakkının dolduğu anlarda faul çizgisine gelmeyi bilen Yunanistan maçı kazanmayı başardı.
Grubun diğer maçı ise ev sahibi Slovenya ve İtalya arasındaydı.Ev sahibi avantajını iyi kullanmayı başaran Slovenya Dragic kardeşlerin ekstra oyunlarıyla maçı kazanmayı bildi.İtalya her zamanki oyununu sahaya yansıtmaya çalıştı.Yine Bellinelli'yi birebir oynatıp diğer oyunculara pozisyon hazırlamaya çalıştılar ancak bu sefer herşey yolunda gitmedi.2 takımın da saha içi yüzdeleri kötü olmasına rağmen çok şut kullanmalarından ve maçın yüksek tempoda oynanmasından dolayı yüksek skorlu bir mücadele oldu.İtalya harika atmosferde 19/20 gibi harika bir serbest atış yüzdesi yakaladı.10/21 de üçlük atarken 14/39 2'lik atmaları maçı kaybetmelerine sebep oldu.Bellinelli 3/15 saha içi yüzdesiyle oynarken kritik anlardaki yanlış tercihleriyle İtalya'nın maçı kaybetme sebeplerinden biri oldu.Bu maçlar sonunda ikişer galibiyetleri bulunan İtalya,Slovenya ve Hırvatistan ilk 3 sırada yer alırken 1'er galibiyeti bulunan İspanya,Yunanistan ve Finlandiya son 3 sırayı paylaşıyorlar.F grubunda önümüzdeki maçlar Hırvatistan-İtalya,Slovenya-Yunanistan ve İspanya-Finlandiya arasında oynanacak.

10 Eylül 2013 Salı

İlk gruplar sona erdi


Turnuvada 1 haftayı geride bıraktık.Turnuvada ilk gruplarda oldukça sürpriz oldu diyebiliriz.12 Dev adamın elenmesi,genç bir kadroyla gelmelerine karşın Rusya'nın elenmesi, Mccalebb'li Makedonya'nın elenmesi,Belçika,Finlandiya ve Ukrayna'nın gruptan çıkmaları ilk gruplarda sayabileceğimiz sürprizler oldu.12 Dev adam beklentiler yüksekken kadro planlamasındaki yanlışlara, oyuncuların kendi performanslarına kurban gitti.Turnuvanın flaş takımı ilk grupları 5'te 5 ile tamamlayan İtalya diyebiliriz.En büyük 2 yıldızından yoksun İtalya ilk 5 oyuncularını uzun süreli kullanmış olup 2.gruplara yorgun gidecek olsalarda büyük başarı elde ettiler.Bireysel performansları ve yüksek şut yüzdeleri dikkat çekiyor.Hücumda bir oyuncuyu birebir oynatıp diğer 4 oyuncuyu sahaya iyi yerleştirip sonunda boş şutu buluyorlar. 2000'lerin başında bizim oynadığımız basketbol gibi...İlk gruplarda 5'te 5 yapan tek takım İtalya oldu.Göze hoş gelen basketbol oynuyorlar,turnuva başında kendilerinden şampiyonluk beklenmiyor olabilir ancak İtalyan basketbolseverler artık onlardan şampiyonluk bekliyorlar.


İlk gruplar sonunda 4 galibiyet 1 yenilgi ile gruplarını sürpriz şekilde tamamlayan iki takım da Ukrayna ve Finlandiya oldu.İki takım da ellerinden geldikçe mücadele edip savunma yapmaya çalışıyorlar.İlk gruplarda şanslarının yanlarında olduğu zamanlar da oldu ancak 2.gruplarda işleri çok daha zor.Finlandiya bizim grubumuzda olduğu için daha fazla bahsetmek istiyorum.Bizi yendikleri maçtan sonra kaptanları Teemu Ranniko 15 yıldır bu formayı giydiğini ve Türkiye galibiyetinin onlar için en büyük zafer olduğunu söyledi.Turnuvaya böyle bir galibiyetle başlamış olmaları kendilerine özgüven getirdi.Oldukça taraftar destekleri de var arkalarında...Mücadele gücü yüksek oyuncuları fazla ve hiç vazgeçmiyorlar.Petteri Koponen önderliğinde hücum ediyorlar,o da takımı çok iyi yönlendiriyor.Tek kaybettikleri maç İtalya maçı.O maçta da ilk yarı ellerinden geleni yaptılar ancak 2.yarıda hücum dengeleri bozuldu bir anda motivasyon kaybı yaşadılar ve fark açıldı.Turnuvaya şu ana kadar fazlasıyla renk kattılar,umarım 2.gruplarda da başarılı olurlar.


Kısaca B ve C gruplarından da bahsetmek gerekirse; B grubu maçları oldukça çekişmeli ve zevkli maçlara sahne oldu,her takım birbirini yenebileceğini gösterdi.Grubun 2 ağırbaş takımı Litvanya ve Sırbistan grubu ilk 2'de bitirdiler ancak ikişer yenilgi aldılar. Bo Mccalebb'li Makedonya bu sefer sürpriz takım görüntüsünde değillerdi,gruptan çıkmaları bekleniyordu ancak taraftarlarını hayal kırıklığına uğrattılar.2011 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda onları yarı finale kadar götüren harika alan savunmalarından eser yoktu bu turnuvada.Mccalebb çok iyi bir turnuva geçirmesine rağmen takımını gruptan çıkartamadı.
C grubunda ise ev sahibi Slovenya,İspanya ve Hırvatistan ilk 3'e girip gruptan çıkmayı başaran takımlar oldular.Grubun diğer takımları ise sürpriz potansiyelleri olan Gürcistan,Çek Cumhuriyeti ve Polonya'ydı.Özellikle Polonya'dan daha çok şey bekleniyordu ancak beklentileri karşılayamadılar.Gruptaki tek galibiyetleri grubun son maçında ev sahibi Slovenya'ya karşı oldu.İspanya 4-1,Hırvatistan 4-1 ile grupta ilk iki sırayı alırken ev sahibi Slovenya 3.sırada yer aldı.İspanya Navarro,Pau Gasol,Serge İbaka gibi yıldızlarından yoksun olmasına rağmen çok iyi turnuva geçiriyor.Zaten bu oyuncuların yokluğunu pek fazla hissetmeyecek kadar geniş kadroları var.Oyunun büyük bölümünü çift oyuncu kurucu ile oynamaları topu paylaşmada ve organizasyon konusunda onlara çok katkı sağlıyor.Onların da tek kaybettikleri maç ev sahibi Slovenya'ya karşı.Tabi ki turnuvanın en büyük şampiyonluk adaylarından biri de İspanya.


İlk gruplarda son olarak da benim şampiyonluk favorim Yunanistan'dan bahsedelim.İlk grupları 3 galibiyet 2 yenilgi ile tamamladılar.2 yenilgileri grubun son 2 maçında İtalya ve Finlandiya'ya karşı geldi.İlk 3 maçta çok iyi görüntü ortaya koyan Yunan takımı 4.maçlarında İtalya karşısında istedikleri oyunu sahaya yansıtamadılar.Bunun sebeplerinden biri Spanoulis'in yokluğu olsa da daha çok İtalya'nın oyununa ayak uydurdular.Birebiri fazla tercih ettiler ve bu da kendi düzenlerinden çıkmalarına sebep oldu.Çok akıllı ve dengeli hücum eden Yunanistan'ın çok fazla hücum silahı var.İç-dış dengesini harika kurup hücumda sıkıntı çekmiyorlar.İlk gruplarda Bourousis'i çok iyi kullandılar,Zizis de ön plana çıkan oyunculardan biri oldu.Ama her maç farklı bir oyuncuyu ön plana çıkartabilecek yetenekleri de oyun planları da fazlasıyla var.Finlandiya yenilgisinin sebeplerinden biri de İtalya'ya kaybetmiş oldukları maç.İtalya maçı Yunanları hem fizik olarak hem psikolojik olarak yordu.Tribünlerin de maçın içinde fazlasıyla olduklarını gördük.Zizis'in her basketinden sonra dönüp eski koçu Pianigiani'ye bakış atması,Perperoglu'nun attığı üçlüklerden sonra İtalyan taraftarlara sizi duyamıyorum işareti yapması maçın ne kadar sert,çetin ve çekişmeli bir mücadele olduğunu gösteriyor.Bunlar basketbolu güzelleştiren şeyler...Genel olarak topu iyi paylaşan,içi hücum eden,iç-dış dengesini iyi kuran ve iyi de savunma yapan bir takım Yunanistan.Turnuvada Diamantidis ve Calathes gibi iki önemli oyuncuları olmasa da oyun kurucu problemi yaşamıyorlar.Basketbol zekalarını 2.gruplarda sahaya fazlasıyla yansıtacaklarını ve diğer takımlardan fark yaratacaklarını düşünüyorum.


Son olarak da 2.grupları yazalım.E grubu Fransa,Sırbistan,Litvanya,Ukrayna,Letonya ve Belçika'dan oluşuyor.2.gruplara Fransa ve Sırbistan 2, Litvanya ve Ukrayna 1'er galibiyet taşırlarken Letonya ve Belçika 2.gruplara galibiyet taşıyamadılar.F grubu ise İtalya,İspanya,Slovenya,Hırvatistan,Finlandiya ve Yunanistan'dan oluşuyor.Bu gruba 2 galibiyet taşıyabilen tek takım İtalya oldu.Galibiyet taşıyamayan tek takım da Yunanistan.Diğer takımlar ise F grubuna 1'er galibiyet ile başlayacaklar.Bu grupları ilk 4 sıra içinde bitiren takımlar çapraz eşleşmeler ile eşleşip çeyrek finalde karşılaşacaklar.Seyir zevki ve basketbol kalitesi giderek artan bir turnuva olması dileğiyle...

6 Eylül 2013 Cuma

Çizmeyi Aşamadık

Turnuvanın 2.gününde de kötü oyunumuza devam ettik.Maç sonunda Bogdan Tanjevic'in de dediği gibi sorun belki de kendisinde...İstatistiklerden bahsetmek gerekirse 16/32 iki sayılık atış, 9/18 üç sayılık atış ve 16/28 faul yüzdeleriyle oynadık.% 50 saha içi isabet kötü bir yüzde değil ve maç kazanmamıza da yetebilirdi.Ancak o kadar kötü savunma yaptık ki İtalyanlar harika hücum etti gibi gözüktü.İtalyanların istatistikleri de şöyle: 25/47 iki sayılık atış, 11/16 gibi muazzam üç sayılık atış ve 7/11 serbest atış.16 asist yapmamıza karşın İtalyan takımı 11 asist yaptı,31 ribaund aldık rakip 24 ribaund aldı.Top kayıtları ise 10-3.Kim mi 10 top kaybetti ? Tabi ki biz.
Bireysel bazda istatistikleri konuşacak olursak Aradori 9/10 saha içi isabetiyle 23 sayı kaydetti.Genç isimler olarak Gentile 8/13, Melli 7/12 saha içi isabetleriyle oynadılar.Bu istatistikleri yazma sebebim İtalyan takımının neden bu kadar iyi bir yüzdeyle oynamasına müsaade etmemiz.Bizim oyuncularımızın bireysel performanslarını yazmaya gerek duymuyorum çünkü hem öne çıkan bir oyuncu yok hem de zaten takım halinde o kadar kötüyüz ki bir maçta bile olsa maçı domine edebilecek oyuncu çıkaramayacağız.Bireysel olarak da takım halinde de iyi savunma yapamıyoruz.İtalya'dan 90 sayı yememize karşın üstelik Bargnani ve Galinari gibi 2 yıldızından yoksun İtalya.Bu kadrosundaki en önemli 2 skorer de Belinelli ve Datome.Ancak biz takım halinde iyi oynamalarına neden olduk ve farklı oyunculardan verim aldılar.75 sayılık hücum performansımız eğer kimliğimizi sahaya yansıtabilseydik İtalya'ya yeterli olabilirdi.Onlardan daha fazla asist yapmamızın sebebi de onlardan daha fazla ikili oyun oynamış olmamız.İyi oynayamadığımız halde çok fazla denedik.Eğer Kerem Tunçeri kadroda olsaydı belki de daha farklı bir takım görünümünde olabilirdik ancak sorunlarımız 1 oyuncuyla çözülebilecek gibi değil.Bugüne kadar savunmasıyla varolan takımımızın savunması resmen dökülüyor.Oyun kurucu eksikliğimiz turnuva ilerledikçe bize daha çok sorun yaratacak.Sistem dışında skor üretebilecek oyuncumuz olmadığı gibi sistem içinde de pozisyon üretemediğimiz için bizim atacağımız sayı her zaman rakibin oyun anlayışıyla paralel olacak.Finlandiya'ya 55 sayı attık İtalyanlara 75 diyebilirsiniz.Bunun en büyük sebebi Pianigiani'nin oyun anlayışı.Bizim nasıl oynadığımızı iyi biliyor,eleme gruplarında içerde ve dışarda da bizi yendiler.Şuanda rakipler bize ne kadar izin verirse o kadar sayı atabiliriz gibi gözüküyor.İtalya dün yorulmuş olmasına rağmen bize karşı rahat ve yüzdeli oynadılar.İyi şutörleri olan genç ve dinamik bir takımlar aynı zamanda.Yıllardır yenemediğimiz İtalya'yı yenemememizin genel olarak sebepleri bunlar.İtalya harika yüzdeyle oynamış olabilir ancak buna izin veren de bizim çok kötü olan savunmamızdı.Sorunları düşüneceğini söyleyen Tanjevic'e oyuncuların da yardımcı olması gerekiyor.Tanjevic ile başarılı sayılabilecek turnuvalar da geçirdik.Sorunun tamamı teknik sorunlar değil.Takım içinde mental olarak da sorun yaşıyoruz.Oyuncular Milli Takım formasının hakkını vermek zorundalar.
Takıma genel olarak baktığımızda durum böyle.Takım planlamasındaki yanlışlar ve Tanjevic'in tercihleri turnuvaya kötü başlamamızın sebeplerinin başlıcaları olsa da oyuncuların ruhsuz olduğunu bir önceki yazımda belirtmiştim.Takımda sorunlar olduğunu hem oyuncularımız hem de teknik ekip biliyor.Umarım bu sorunları bir an önce çözüp turnuvaya bir sonraki maçla başlamış oluruz.Potansiyelli bir takımız ancak bunu sahaya yansıtmadığımızda kadronun hiçbir önemi yok.Takım olmanın,bu işin her zaman yıldızlarla olmayacağının göstergesi de 2011'deki turnuvada Makedon takımıdır.Tek yıldızı Bo Mccalebb olarak gözüken Makedon takımı,takım olmayı başarıp 4.olmuştu o turnuvada.Şimdi yapmamız gereken hep birlikte kafa kafaya verip problemin ne olduğunu ve bunu bir an önce nasıl çözmemiz gerektiğini konuşmak.