Arda Turan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arda Turan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Eylül 2015 Çarşamba

5.HAFTA VE HAKEMLER

5.haftayı Ankara da Gençlerbirliği-Beşiktaş maçıyla noktaladık.22 golün atıldığı 5.haftada en gollü maç Rize de oynandı.Rizespor,kendi sahasında Etolu Antalyaspor'u 5-1 gibi flaş bir skorla devirdi.Yine Osmanlıspor deplasman da Mersin İdmanyurdunu 4-0 gibi net bir skorla yenerek çıkışını sürdürdü.Galatasaray,Trabzonspor'u ve Fenerbahçe ise Bursaspor'u zorlanarak da olsa yenmeyi başardılar.Ligde galibiyet ile tanışmayan 2 ekip Mersin İdmanyurdu ve Sivasspor oldular.Gökhan Töre,Gençlerbirliğine attığı gol ile Beşiktaş'ın ligdeki 3000.golüne imza atarak tarihe geçti.Bursaspor kadrosundan  hocası dahil önemli  isimler kaybetti ama yine önemli isimler transfer etmelerine karşın sadece 3 puan da kaldılar 5 hafta sonunda.Fenerbahçe en yakın takipçisine 3 puan fark atarak liderlik koltuğunda.Fenerbahçe'nin 5 hafta sonun da sivrilen tek ismi Nani.Attığı 4 gol ve 1 asistle Fenerbahçe'ye hayat veriyor.Vitor Pereira,henüz sakatlıkların da etkisiyle ideal kadrosunu bulamadı.Hem defansta hem de hücum hattında surekli farklı isimler izledik.Bursaspor maçın da iyi oynamış gözükebilir Fenerbahçe ama bundaki en büyük etken Bursaspor un işlemeyen ortasahasıydı bana göre.Fenerbahçe'nin hem Avrupa hem de ligimizdeki silik futbolunun nedenleri irdelenmelidir.Yeni kurulan takım yeni hoca hepsi etken olabilir ama takım da bir ruh eksikliği var.Sahadaki kötü mücadeleye isyan edecek oyuncu yok.Robin Van Persie yi aldıysanız oynatacaksınız.Manchester Unitedda yedek kalinca sorun çıkartan adam burda da aynı tepkiyi verecektir.Hatta oyunu bile Persie ye göre uyarlamakta fayda görüyorum.Sahada ki oyuncular arasında gol atma becerisi en yüksek isim.Fenerbahçe'nin en büyük avantajı ligdeki maçları bir şekilde kazanıyorlar ama Avrupa da hüsran yaşamaya devam ediyorlar.Beşiktaş derbisi önemli bir sınav olacaktır onlar için.
Beşiktaş,Ankara da Gençlerbirliği'ne  karşı zorda olsa 1 puanı hanesine ekledi.İlk yarıda Beşiktaş hiç bir şey yapmadı bundaki temel faktör orta saha hakimiyetini ev sahibi ekibe kaptırmaları idi.Gençlerbirliği ilk yarıda orta saha hakimiyeti ile birlikte hücum hattında istediğini yaptı.Stancu etkili oynadı ilk yarıda.Defansı yıprattı,etkili 2 şut attı.Golü de eski oyuncuları Tosic kendi kalesine bıraktı.Ikinci yarıya Şenol Hoca 2 değişiklik ile başladı.Olcay-Necip,Quaresma-Cenk Tosun değişikliği Besiktaş için uykudan uyanmayı ifade ediyordu.Özellikle Necip ile orta sahadaki hakimiyeti eline aldı.Dönen her topa tekrar sahip oldular.Golü de erken bir dakika da buldular ama kaleciyi geçemediler.
Galatasaray,Trabzonspor karşısında ecel terleri döktüğü mücadeleden istediğini aldı.Onur'dan dönen top Mbia'ya çarparak gol oldu.Bu golden sonra farka gidebilirdi Galatasaray ama yine beceriksizliklerinin kurbanı oldular.Burak Yılmaz'ın en az 1 ay sahalardan uzak kalacak olması Galatasaray'ı çok zorlayacaktır.
Trabzonspor ise Galatasaray karşısında bu sezon ki ilk yenilgisini en iyi oynadığı maçta aldı.Kaçan sayısız gol pozisyonu,direkten dönen toplardan sonra yenilen şansız golden sonra yenilgi kaçınılmaz oldu.İyi yolda ilerliyorlar,uzun bir aradan sonra Trabzonspor tribünlerinde giren çıkan oyuncunun alkışlandığını gördüm.Seyircinin baskısını kendi takımına değilde rakiplere hissettirmesi olumluydu.Sonuçta yine futbolun değişmeyen altın kuralı işledi,"atamayana atarlar".

Hakem hataları maçların sonucuna tesir etmeye devam ediyor.Fırat Aydunus,Mario Gomezin rakibine attığı dirseği sarı kart ile cezalandırdı,oysa ki kural direkt olarak kırmızı karta hükmediyordu.Yine ev sahibi takım adına net bir penaltı verilmedi.Cüneyt Çakır,Trabzonspor Galatasaray maçın da Erkanin şutunda Denayerin eline çarpan topta penaltı yerine devam kararını uyguladı.Hakemlerimiz çok formsuz malesef.Bir an önce toparlanmaları dileğiyle...


13 Eylül 2015 Pazar

DENGE PROBLEMİ

Galatasaray - Mersin İdmanyurdu  maçı  yoğun yağmur altın da oynandı.İlk yarı da Galatasaray Burak-Sneijder ikilisi ile  etkili olmaya çalışırken en net pozisyon da Burak boş kale yerine topu auta attı.Mersin İdmanyurdu kontrataklarda pozisyon bulmaya çalışti hatta ilk yarının ortalarına doğru maçı dengeledi.Hamza Hoca,Olcan'ı geçen sezon bazı maçlarda olduğu gibi bu maçta da sol bekte oynattı ve 30 yaşındaki bir oyuncuyu o bölgeye monte etmek hayalperestlikten öteye gidemedi.Olcan ileri çıksa geri gelemiyor ileri çıkmazsa hücum bölgesi aksıyor.Oysa ki Hakan Balta'yı sol beke,Denayer'i de stopere çekse hem savunmanın boyu uzar hem de daha dengeli bir takım olurdu.İkinci yarı en azından bu değişiklik ile başlar diye düşünmüştüm fakat Hamza Hoca oyuncu değişikliği için 80 dk.bekledi.Kulübeden gelip de skora katkı yapacak oyuncu da pek yok gibiydi.Taraftarlar transfer döneminden bu manzarayı hissetmişti bu yüzden tepki göstermişti.Atletico Madrid maçın da olası bir yenilgi sonrası istifa sesleri daha güçlü yükselmeye başlayacaktır.Galatasaray saha için de şuursuz bir görüntü sergiliyor hemen hemen ligdeki 4 maçta da böyleydi.4 maçın 3 ünde skor olarak hep geriye düştüler ve panik başlıyor.Kontrolsüz yapılan hücumlar  gereksiz şut denemeleri hep plansız ve taraftar baskısından kaynaklanan panik havası.Galatasaray kötü oynuyor,hem teknik hem de idari anlamda kötü yönetiliyor.Yeni bir seçim belki de hoca değişimi geç olmadan yapılmalı şu an ki tablo da Galatasaray'ın ileri gelenleri daha çok şey kaybetmeden bir an önce gereğini yapmalı.
4 hafta da 7 puan kaybetmişsin kendi sahanda 2 maçta sadece 1 puan almışsın ve daha kalbur üstü bir takımla bile oynamamışsın geçen yılki kadronun %90'ı saha da ama Hamza Hoca maçtan sonra geçiş dönemindeyiz diye beyanat veriyorsun.Paunı bile olmayan,transfer yasağı bulunan Mersin İdmanyurduna puan kaptırıyorsun hakemi sucluyorsun ya Hamza Hocam neyin geçiş dönemi ya çık deki kadromuz yetersiz,istediğim oyuncuları almadilar,melonun takım da tutulmaması hataydı de bizde tamam diyelim bu verdiğin beyanatları taraftar dinlemiyor artık.Yönetim için kendini feda etme, taraftarı karşına alma artık.Selçuk İnan yaptığı hareket ile en az 2 maçta takımını yanlız bırakacak.Haklı olabilirsin ama yaptığın hareketle haksız duruma düştün.Yakışmadı kaptana.Galatasaraylı oyuncular geçen yıl sadece 1 kırmızı kart görmüştü bu yıl 4 maçta 2 kırmızı kart gördüler.Baskı olunca kartların devamı da gelecek.

Umarim şampiyonlar ligin de stat dolu olur ve Galatasaray yine göğsümüzü kabartir.Başarılar Galatasaray

Metin Oktay,Galatasaraylılar için ölümsüz efsane.Bir çoğumuz için Galatasaray deyince akla gelen ilk isim Metin Oktay'dır.Galatasaray'ı fetret devrinden kurtaran kahraman,Taçsız Kral.Attığın gollerle,centilmenliğinle,beyefendiliğinle ve Galatasaray'a olan sevdanla büyüdük biz.Ölümünün 24.yılında seni saygıyla  anıyoruz.Nur içinde yat Taçsız Kral.

TFF'nin 3 büyükler ile ortaklaşa başlattığı "teröre karşı birlikteyiz"tşörtü son günlerin en olumlu hareketi oldu.

9 Eylül 2015 Çarşamba

ŞEHİTLER ÖLMEZ

Futbol da pazar gecesi Hollanda maçın da aldığımız tarihi galibiyet ve cumartesi  gecesi basketbol da 12 dev adamın 58 yıl sonra resmi bir maçta Italya'yı yenmenin mutluluğunu ne yazık ki yaşayamadık.Yaşattırmadı hainler.Yine acı düştü ocaklara yüreğimiz yine yandı.Son 2 ayda kaç tane şehit verdiğimizin sayısını bile unuttuk.Her gün bir yenisi ekleniyor şehitlere her gün yeni gencecik bedenler düşüyor toprağa.Kim bilir bu anlamsız savaşta kaç anne baba evladını yitirirdi,kaç çocuk yetim kaldı.Ben de bir şehit yakınıyım,kuzenim Tunceli de şehit düşmüştü 1994'te.Ne büyük acıdır çok iyi bilirim ve acısı inanın her gün hissedilir şehitlerin.Hiç bir siyasi beklenti hiç bir ideoloji bir insanın hayatından daha değerli değildir.Tavan da birleşemeyen siyasilere inat taban da tek vücut olan halklar bu savaşı bitirebilir.Bu topraklar asırlardır göz yaşına kana doydu artık dur demenin vakti geldi de geçiyor.En kötü müzakerenin en iyi savaştan iyi olduğu gerçeğini unutmayıp diyaloğa tekrar dönme vaktidir.Konuşarak birbirimizi anlayarak halledilemeyecek sorunumuzun olduğunu sanmıyorum.
Allah bu ülke için canını siper edenlere rahmet eylesin bu savaşın bir an önce bitmesi temennisi ile...
Acılar bu kadar yoğunken futbol konuşmak anlamsız olurdu.

6 Eylül 2015 Pazar

ÇEK BİR LETONYA

Türkiye,Letonya ile hazırlık ve resmi maçlar dahil toplam da 6 kez karşılaştı.Bu maçlardan sadece 22.06.1924 te oynanan hazırlık maçın da 3-1 lik skorla  sahadan galip ayrıldı.Oynadığımız 6 maçta 1 galibiyet,1 mağlubiyet ve 4 beraberlik  ile sahadan ayrıldık.Futbolda bazı takımlar bize ters gelebiliyor.Letonya da onlardan bir tanesi.Adına şansızlık,beceriksizlik,rakibi küçümseme,yanlış kadro planlaması ne derseniz deyin ama gerçek şu ki biz Letonyayı yenemiyoruz.2004 Avrupa Futbol Şampiyonası kura çekiminden önce medyamız ve tüm spor otoriteleri "çek bir Letonya" sloganıyla kuradan Letonyanın çıkması temennisinde bulunmuştu.Futbol saha da mücadele ile oynanır ve topu kale direkleri arasından  içeri atamazsan kaybedersin.2003 teki eleme maçların da Letonya'ya ilk maçta 1-0 yenildik,rövanşta ise İstanbul da 2-0 öne geçtiğimiz maçta 2-2 berabere kalarak elendik..Geride bıraktığımız 2 maçta ise sayısız gol pozisyonlarına rağmen zar zor 1-0 öne geçip skoru koruyamadik ve 4 puan kaybettik.Futbolu çok seviyoruz ama malesef oyuncu yetiştirmede ciddi sıkıntılarımız var.Eğitim eksikliğinden tutunda tesisleşmeye ve hatta sporun içine çektiğimiz siyasete kadar pek çok etken futbolumuzun gelişmesine engel.Mesela ,3 tarafımız denizlerle kaplı ama ülkenin yarısından çoğu yüzme bilmiyor.Haziran,Temmuz ve Ağustos ayların da toplam 218 kişi suda boğularak can vermiş.Şampiyonalara katılan yüzücülerimizin hiç biri elemeleri bile geçemiyor.Ülke olarak bir çok konu da olduğu gibi sporda da çok ciddi bir eğitimsizlik ile karşı karşıyayız.
Dönelim Letonya maçına,Fatih Terim bana göre ilk 11 de ciddi hatalar yaptı.Ozan'dan sağbek olmaz.Volkan Şen sayısız pozisyondan yararlanamadı,Gökhan Töre hiç etkili olamadı.Yine de baskılı istekli oynadık ve bir çok gol pozisyonundan yararlanamadık.Bu düzene en azından 2.yarıya başında devam etmemeliydik.Volkan -Şener,Gökhan -Batuhan değişikliği ile hem hava topların da hakimiyeti ele geçirecektik,hem de Şener sağ beke Ozan ortaya ve Selçuk da ön bölgeye daha çok çıkacaktı.Ama Fatih Hoca ezberden devam etti.Şener 58.dk da oyuna girip sağ beke Ozan ön liberoya geçince Selçuk on bölgeye geçti ve golü de Selçuk un güzel şutuyla bulduk.Tam işler yerine girmişken Fatih Hoca,Burak - Mehmet Topal değişikliğini yaptı ve maçta golü aslında bu dakika da yedik.Hücum hattına giden her top hemen geri geldi baskımız kayboldu.Topal'ın oyuna girmesi ile sahadaki oyuncular  da mesajı aldı ve geriye yaslanmaya başladılar.Defans yapmasını bilmeyen bir ülkeyiz 1-0'ı korumak yerine son 10 dakikayı baskılı ve önde oynasaydik gol bile bulacakken uzatma dakikaların da pozisyon hatası yapıp gol yedik ve 1-1'e razı olduk.Hollanda maçın da aynı hatalar devam etmez umarım.Maçın hakemi kötüydü ama puan kaybını hakeme bağlamak  seyirciyi uyutmaya çalışmaktan öteye gitmez.Sorunu önce içerden halletmek gerekir.

MAÇIN ADAMI
Maçta Selçuk İnan,Arda Turan ve oyuna sonradan giren Şener Özbayraklıyı beğendim.Ama asıl yıldız Hakan Balta idi.Savunmada hatasız oynadı ve biri çizgiden olmak üzere 2 tane net golü çıkardı.Çoğu spor duayenine göre bırakın milli takımı Galatasaray da bile oynamaz dediği Hakan Balta müthiş oynadı ve tam bir profesyonellik örneği sergiledi.Hakan tam bir görev adamı yedek kalsa bile dert etmez.Her takıma lazım.

Konya da nefis bir taraftar vardı.Oyundan çıkan oyuna giren her  oyuncunun alkışlandığı milli maçları özlemişiz.90 dakika destek verdiler takıma.Onlarda alkışı hakettiler.

4 Eylül 2015 Cuma

MUCİZELERE İNANMAK...

Cuma günleri Beşiktaş yazıyorum ama dün oynanan ve Pazar günü oynanacak Milli Takım maçlarını konuşalım istiyorum.  

İlk 6 maçında sadece Kazakistan maçlarını kazanabilen A Milli Takım, diğer takımların özellikle de Hollanda’nın aldığı sürpriz sayılabilecek kötü sonuçlarla birlikte son 4 maça girilirken umudunu hala koruyordu. Bu umudu gerçekleştirebilmek için önünde duran 4 maçı da kazanmak şarttı. Herkesin kesin gözüyle baktığı Letonya maçıyla başladı son umuda yolculuk. Fatih Terim de bunun bilincinde bir kadroyla sahaya çıkmayı düşündü ve inandığı kadroyu sahaya sürdü. Ancak Fatih Terim de olsanız hata yapabiliyorsunuz ama Fatih Terim egosu başka bir şey, hata yaptığını kabul etmiyor. İlk maçta İzlanda karşısında sahaya sürdüğü anlamsız 3 lü defans kurgusu gibi bu maçta da kendi takımlarında oynamayan ya da başarısız bir futbol sergileyen oyuncuları ilk 11 de sahaya sürdü. Volkan Şen daha Fenerbahçe’de 90 dakika oyunda kalmamışken ve Letonya’nın sert ve kapanan savunmasını ortadan delmeye çalışırken hem Volkan hem de Gökhan Töre tercihi, ikisinin birden sahada olması tutarsız bir oyun oynanmasına dönüştü. Oyuna çift santrafor ile başlansa bu tercih anlaşılabilirdi ancak savunmanın arasında Burak son derece etkisiz kaldı. İkinci yarıda bu iki kanat oyuncusunu çıkarıp Umut’u oyuna alarak ne düşündü Fatih hoca sanırım kimse anlayamadı. Çift forvet ile sahadayken kenarlardan gelecek ortayı yapacak iki oyuncusunu da kenara aldı. En azından iki kanat oyuncusundan biri sahada kalıp kendi takımında oynayamayan, oynadığında son derece etkisiz olan Umut yerine Batuhan tercih edilseydi veya kadroya çağrılmayan Cenk Tosun olsaydı, daha rahat ve erken gol bulunabilirdi. 


İlk yarıda girdiğimiz pozisyonların çoğunda Volkan Şen vardı ama onun son vuruşlardaki etkisizliği eşitliği bozamamamıza neden oldu. Eğer Volkan’dan böyle bir isteği varsa Fatih Terim’in, yani ceza sahasında gol bölgelerine yakın olması istendiyse, o pozisyonda Türk olarak en iyi şekilde gol arayan kanat oyuncusu Olcay Şahan tercih edilmeliydi. Eğer tercihiniz ortadan delmek ise sizin en büyük kozunun Oğuzhan Özyakup olması gerekirdi. Zira Oğuzhan’nın ceza sahası çevresinde ölümcül ara paslarına ve zekasına dün çok fazla ihtiyacımız vardı. Eğer elinizdeki tek sağbek Şener ise ve o da oynayabilecek düzeydeyse Ozan ile o bölgede başlamak, şapkadan tavşan çıkarmaya çalışmaktır. Zaten, ilk yarıda Gökhan Töre’nin etkisiz oluşunun ve sürekli geriye gidip top almasının en büyük nedeni kendi bekinden yeteri kadar destek görmemesindendi. Yine de bu seviyedeki futbolcuların maçın son dakikasına girildiğinde Letonya gibi orta altı seviyedeki bir takımdan gol yiyerek üstünlüğünü koruyamamasının hiçbir bahanesi olamaz. Fatih Hoca maç sonunda hakemi hedef gösterdi ancak Letonya karşısında galibiyet alamamanızı hakeme bağlarsanız futbol severleri değil kendinizi kandırırsınız. Basın toplantısındaki muhabirler de Fatih Terim korkusundan sanırım bir tane düzgün soru soramadılar. Diyemediler ki hocam sadece Kazakistan’ı yenebildik, diğer 5 maçta bu takımın ortaya koyduğu futbol belli bunun sorumlusu kim, neden iyi futbol oynanmıyor diye kimse cesaret edip de soramadı. Hollanda’nın kaybettiği ve 3. Lüğü altın tepsiyle önümüze sunduğu bir zamanda Letonya’yı mağlup edemiyorsak, hiç kimse kusura bakmasın kalan 3 maçtan 9 puan alabilmek ve playoff oynamaya hak kazanmak bir rüyadan öteye gidemez. 



Acımasızca eleştirdiğimiz Gus Hiddink döneminde bile bu takım playoff oynamaya 2. Olarak hak kazanmıştı. Şimdi 3. Olsanız dahi şampiyonaya gitmeye bir şansınız oluyor ama biz Hollanda bu durumdayken bile bunu başaramıyoruz. Milli takımda yeni bir kan değişikliği gerekiyor ve pozitif futbol oynayan ve heyecanlı tempolu bir takım oluşturabilen bir antrenöre ihtiyacımız var ve bu konuda en büyük favori sistemine sağdık kalıp oyuncuları o sisteme uyarlayan, her maç başka formasyon denemeyen ve isime değil de hakkı olan oyuncuya forma verecek Aykut Kocaman’dır. Çünkü Fatih Hoca hala Galatasaray taraftarlığını bırakamamış. Letonya maçının en güzel tarafı Konyalılardır ve Milli takım taraftarlığı nasıl olunur İstanbul’dakilere göstermişlerdir sanırım. Bundan sonra maçlarımızı Anadolu şehirlerinde oynamak kötü giden takıma belki heyecan getirebilir. Futbolcuların da o stadı dolduran taraftarlarına vefa borcunu ödemek için bütün enerjilerini sahaya yansıtmalarını bekliyorum. Hollanda maçında Milli Takıma başarılar dilerim ancak mucizeler hak eden için gerçekleşir. Sizce biz bunu ne kadar hak ediyoruz!!!

6 Eylül 2013 Cuma

Şimdi Daha UMUT'luyuz.



Sonunda huzurlu,keyifli ve işte bu dediğimiz bir Milli maç izledik uzun süre sonra.Abdullah Avcı döneminde ki isteksiz,hırssız,oyuna ağırlığını koymayan Milli Takım gitmiş yerine daha dinamik,istekli ve bir o kadarda saldırgan bir Milli Takım gelmiş.
Fatih Terim rakip ne kadar bize göre güçsüz de olsa takımın daha istekli ve hırslı olması gerektiğini kısa sürede takıma aşılamış.Andorra takımın iyi oynadığını ölçmek için yeterli güçte bir rakip olmasa bile Avcı döneminde oynanan ve 2-0 kazandığımız maçta ki isteksiz tavır maç bitse de gitsek havası bu karşılaşma da yoktu.İlk dakikadan itibaren önde basan ve gol isteyen Milli Takım bu görüntüsüyle gelecek maçlara daha umutla bakmamızı sağladı.Uzun süre sonra Milli Takıma çağırılan Gökhan Töre iyi oyunuyla sağ kanatta harikalar yarattı ve Gökhan Gönül ile uyumlu bir görüntü çizdi.Maça kaptan olarak çıkan Arda Turan ise tam bir lider gibi takımı oyun içinde yönlendirerek farklı galibiyette başrol oynadı.Hızlı ve seri bir oyun stili benimseyen Milli Takım bu oyun şablonunu daha da ileriye taşırsa rakiplerimizin puan kayıplarına göre Dünya Kupası Play-Off'a kalarak Brezilya'ya gitme şansını arttırabilir.Kısa dönem olarak gelen Fatih Terim'den sonra Milli Takım'ın başına geçecek olan hocanın aynı sistem ve şablon üzerinde takımı yönetmesi 2002 Dünya Kupası ve 2008 Avrupa Şampiyonasında harikalar yaratan Milli Takım seviyesine ulaştırabilmesi zor gözükmüyor.Tabi bu anlamda Romanya maçı daha büyük bir ölçü olacaktır ki Romanya'yı yenmemiz durumunda grubu 2.olarak bitirme şansımızı son maçlara taşıyabilir ve Dünya Kupasına katılmak için daha ümitli konuşabiliriz.Takımı orta sahada iyi yöneten Nuri Şahin ileri çıkışlar da ağır kalsa bile oyunu kanatlara yayarak takımı iyi organize etti.Milli Takımda Arda'nın ve Gökhan Töre'nin formlarını devam ettirmesi de önemli bir unsur olacaktır.


Maçta 3 gol atarak yıldızlaşan Umut Bulut ise Galatasaray'da yedek olmasına karşın her zaman hazır durumda olduğunu gözler önüne serdi.Takımın bu hırsı bu isteği insanların Milli Takıma daha çok destek vermeye iter ve önceki teknik kadronun başarısızlığından dolayı Milli maçları takip etmeyen hatta skorun ne olduğunu bile umursamayan insanların yeniden Milli Takımı izleme isteğini yerine getirecektir.Takımda gelecek maçlarda orta sahaya yerleşecek bir Selçuk İnan faktörünü de göz önüne alırsak takımın daha iyi pas seçenekleri yapacağı ve defanstan daha iyi seri bir şekilde top çıkarmada daha başarılı olacağı aşikardır.Önümüzde daha iyi olmamız ve kazanmamız gereken bir Romanya maçı var.Bu maçı da kazanarak Romanya ile grubumuz da puanları eşitlediğimiz takdir de geriye kalan Hollanda ve Estonya maçlarını kazanmamız ve Macaristan'ın puan kaybı yaşamasını umut ederek bekliyeceğiz ve Milli Takımımızı son maça son dakikaya kadar destekleyip,Brezilya'ya yeni başarılar için yolcu edeceğiz.

16 Ağustos 2013 Cuma

La Liga'da Haftanın Maçı

İspanya La Liga her zaman ki ihtişamıyla başlıyor.Transfer dönemini en hızlı geçiren La liga da ilk hafta maçlarında yine nefesler tutulacak bu maçlar arasında belki de en önemlisi Sevilla Atletico Madrid maçı olacak iki gol makinesi satan takımının yeni golcüleriyle neler yapacağı merak konusu ....Sevilla transfer döneminde Negredo ve Navas ın yerlerini daha ekonomik ve gelecek vaad eden oyuncularla takviye ederken 

Atletico ise bu ligin gerçek krallarından David Villa ile anlaştı.Şamapiyonluktan uzak geçse de ligin üçüncü büyüğünün kim olacağı hakkında gerçek bir fikir verecek maçta maçın yıldızı adayım Carlos Bacca ....Avrupada bir çok golcüde olmayan çalım atma özelli bu golcüde doğuştan var tabi birde bu maçta Marko Marinin gerçek potansiyelinide göreceğiz ....Atletico da ise maçın kilit ismi yine Gabi olcaktır Falcao suz bir düzende Villa ne yapacak acaba Arda Turan La Liga da son maçına mı çıkacak tüm bu sorular tüm heyacanıyla pazartesi günü belli olacak bu heyacanı hep birlikte yaşamak dileğiyle