Hakan Çalhanoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hakan Çalhanoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2015 Pazar

ÇEK BİR LETONYA

Türkiye,Letonya ile hazırlık ve resmi maçlar dahil toplam da 6 kez karşılaştı.Bu maçlardan sadece 22.06.1924 te oynanan hazırlık maçın da 3-1 lik skorla  sahadan galip ayrıldı.Oynadığımız 6 maçta 1 galibiyet,1 mağlubiyet ve 4 beraberlik  ile sahadan ayrıldık.Futbolda bazı takımlar bize ters gelebiliyor.Letonya da onlardan bir tanesi.Adına şansızlık,beceriksizlik,rakibi küçümseme,yanlış kadro planlaması ne derseniz deyin ama gerçek şu ki biz Letonyayı yenemiyoruz.2004 Avrupa Futbol Şampiyonası kura çekiminden önce medyamız ve tüm spor otoriteleri "çek bir Letonya" sloganıyla kuradan Letonyanın çıkması temennisinde bulunmuştu.Futbol saha da mücadele ile oynanır ve topu kale direkleri arasından  içeri atamazsan kaybedersin.2003 teki eleme maçların da Letonya'ya ilk maçta 1-0 yenildik,rövanşta ise İstanbul da 2-0 öne geçtiğimiz maçta 2-2 berabere kalarak elendik..Geride bıraktığımız 2 maçta ise sayısız gol pozisyonlarına rağmen zar zor 1-0 öne geçip skoru koruyamadik ve 4 puan kaybettik.Futbolu çok seviyoruz ama malesef oyuncu yetiştirmede ciddi sıkıntılarımız var.Eğitim eksikliğinden tutunda tesisleşmeye ve hatta sporun içine çektiğimiz siyasete kadar pek çok etken futbolumuzun gelişmesine engel.Mesela ,3 tarafımız denizlerle kaplı ama ülkenin yarısından çoğu yüzme bilmiyor.Haziran,Temmuz ve Ağustos ayların da toplam 218 kişi suda boğularak can vermiş.Şampiyonalara katılan yüzücülerimizin hiç biri elemeleri bile geçemiyor.Ülke olarak bir çok konu da olduğu gibi sporda da çok ciddi bir eğitimsizlik ile karşı karşıyayız.
Dönelim Letonya maçına,Fatih Terim bana göre ilk 11 de ciddi hatalar yaptı.Ozan'dan sağbek olmaz.Volkan Şen sayısız pozisyondan yararlanamadı,Gökhan Töre hiç etkili olamadı.Yine de baskılı istekli oynadık ve bir çok gol pozisyonundan yararlanamadık.Bu düzene en azından 2.yarıya başında devam etmemeliydik.Volkan -Şener,Gökhan -Batuhan değişikliği ile hem hava topların da hakimiyeti ele geçirecektik,hem de Şener sağ beke Ozan ortaya ve Selçuk da ön bölgeye daha çok çıkacaktı.Ama Fatih Hoca ezberden devam etti.Şener 58.dk da oyuna girip sağ beke Ozan ön liberoya geçince Selçuk on bölgeye geçti ve golü de Selçuk un güzel şutuyla bulduk.Tam işler yerine girmişken Fatih Hoca,Burak - Mehmet Topal değişikliğini yaptı ve maçta golü aslında bu dakika da yedik.Hücum hattına giden her top hemen geri geldi baskımız kayboldu.Topal'ın oyuna girmesi ile sahadaki oyuncular  da mesajı aldı ve geriye yaslanmaya başladılar.Defans yapmasını bilmeyen bir ülkeyiz 1-0'ı korumak yerine son 10 dakikayı baskılı ve önde oynasaydik gol bile bulacakken uzatma dakikaların da pozisyon hatası yapıp gol yedik ve 1-1'e razı olduk.Hollanda maçın da aynı hatalar devam etmez umarım.Maçın hakemi kötüydü ama puan kaybını hakeme bağlamak  seyirciyi uyutmaya çalışmaktan öteye gitmez.Sorunu önce içerden halletmek gerekir.

MAÇIN ADAMI
Maçta Selçuk İnan,Arda Turan ve oyuna sonradan giren Şener Özbayraklıyı beğendim.Ama asıl yıldız Hakan Balta idi.Savunmada hatasız oynadı ve biri çizgiden olmak üzere 2 tane net golü çıkardı.Çoğu spor duayenine göre bırakın milli takımı Galatasaray da bile oynamaz dediği Hakan Balta müthiş oynadı ve tam bir profesyonellik örneği sergiledi.Hakan tam bir görev adamı yedek kalsa bile dert etmez.Her takıma lazım.

Konya da nefis bir taraftar vardı.Oyundan çıkan oyuna giren her  oyuncunun alkışlandığı milli maçları özlemişiz.90 dakika destek verdiler takıma.Onlarda alkışı hakettiler.

4 Eylül 2015 Cuma

MUCİZELERE İNANMAK...

Cuma günleri Beşiktaş yazıyorum ama dün oynanan ve Pazar günü oynanacak Milli Takım maçlarını konuşalım istiyorum.  

İlk 6 maçında sadece Kazakistan maçlarını kazanabilen A Milli Takım, diğer takımların özellikle de Hollanda’nın aldığı sürpriz sayılabilecek kötü sonuçlarla birlikte son 4 maça girilirken umudunu hala koruyordu. Bu umudu gerçekleştirebilmek için önünde duran 4 maçı da kazanmak şarttı. Herkesin kesin gözüyle baktığı Letonya maçıyla başladı son umuda yolculuk. Fatih Terim de bunun bilincinde bir kadroyla sahaya çıkmayı düşündü ve inandığı kadroyu sahaya sürdü. Ancak Fatih Terim de olsanız hata yapabiliyorsunuz ama Fatih Terim egosu başka bir şey, hata yaptığını kabul etmiyor. İlk maçta İzlanda karşısında sahaya sürdüğü anlamsız 3 lü defans kurgusu gibi bu maçta da kendi takımlarında oynamayan ya da başarısız bir futbol sergileyen oyuncuları ilk 11 de sahaya sürdü. Volkan Şen daha Fenerbahçe’de 90 dakika oyunda kalmamışken ve Letonya’nın sert ve kapanan savunmasını ortadan delmeye çalışırken hem Volkan hem de Gökhan Töre tercihi, ikisinin birden sahada olması tutarsız bir oyun oynanmasına dönüştü. Oyuna çift santrafor ile başlansa bu tercih anlaşılabilirdi ancak savunmanın arasında Burak son derece etkisiz kaldı. İkinci yarıda bu iki kanat oyuncusunu çıkarıp Umut’u oyuna alarak ne düşündü Fatih hoca sanırım kimse anlayamadı. Çift forvet ile sahadayken kenarlardan gelecek ortayı yapacak iki oyuncusunu da kenara aldı. En azından iki kanat oyuncusundan biri sahada kalıp kendi takımında oynayamayan, oynadığında son derece etkisiz olan Umut yerine Batuhan tercih edilseydi veya kadroya çağrılmayan Cenk Tosun olsaydı, daha rahat ve erken gol bulunabilirdi. 


İlk yarıda girdiğimiz pozisyonların çoğunda Volkan Şen vardı ama onun son vuruşlardaki etkisizliği eşitliği bozamamamıza neden oldu. Eğer Volkan’dan böyle bir isteği varsa Fatih Terim’in, yani ceza sahasında gol bölgelerine yakın olması istendiyse, o pozisyonda Türk olarak en iyi şekilde gol arayan kanat oyuncusu Olcay Şahan tercih edilmeliydi. Eğer tercihiniz ortadan delmek ise sizin en büyük kozunun Oğuzhan Özyakup olması gerekirdi. Zira Oğuzhan’nın ceza sahası çevresinde ölümcül ara paslarına ve zekasına dün çok fazla ihtiyacımız vardı. Eğer elinizdeki tek sağbek Şener ise ve o da oynayabilecek düzeydeyse Ozan ile o bölgede başlamak, şapkadan tavşan çıkarmaya çalışmaktır. Zaten, ilk yarıda Gökhan Töre’nin etkisiz oluşunun ve sürekli geriye gidip top almasının en büyük nedeni kendi bekinden yeteri kadar destek görmemesindendi. Yine de bu seviyedeki futbolcuların maçın son dakikasına girildiğinde Letonya gibi orta altı seviyedeki bir takımdan gol yiyerek üstünlüğünü koruyamamasının hiçbir bahanesi olamaz. Fatih Hoca maç sonunda hakemi hedef gösterdi ancak Letonya karşısında galibiyet alamamanızı hakeme bağlarsanız futbol severleri değil kendinizi kandırırsınız. Basın toplantısındaki muhabirler de Fatih Terim korkusundan sanırım bir tane düzgün soru soramadılar. Diyemediler ki hocam sadece Kazakistan’ı yenebildik, diğer 5 maçta bu takımın ortaya koyduğu futbol belli bunun sorumlusu kim, neden iyi futbol oynanmıyor diye kimse cesaret edip de soramadı. Hollanda’nın kaybettiği ve 3. Lüğü altın tepsiyle önümüze sunduğu bir zamanda Letonya’yı mağlup edemiyorsak, hiç kimse kusura bakmasın kalan 3 maçtan 9 puan alabilmek ve playoff oynamaya hak kazanmak bir rüyadan öteye gidemez. 



Acımasızca eleştirdiğimiz Gus Hiddink döneminde bile bu takım playoff oynamaya 2. Olarak hak kazanmıştı. Şimdi 3. Olsanız dahi şampiyonaya gitmeye bir şansınız oluyor ama biz Hollanda bu durumdayken bile bunu başaramıyoruz. Milli takımda yeni bir kan değişikliği gerekiyor ve pozitif futbol oynayan ve heyecanlı tempolu bir takım oluşturabilen bir antrenöre ihtiyacımız var ve bu konuda en büyük favori sistemine sağdık kalıp oyuncuları o sisteme uyarlayan, her maç başka formasyon denemeyen ve isime değil de hakkı olan oyuncuya forma verecek Aykut Kocaman’dır. Çünkü Fatih Hoca hala Galatasaray taraftarlığını bırakamamış. Letonya maçının en güzel tarafı Konyalılardır ve Milli takım taraftarlığı nasıl olunur İstanbul’dakilere göstermişlerdir sanırım. Bundan sonra maçlarımızı Anadolu şehirlerinde oynamak kötü giden takıma belki heyecan getirebilir. Futbolcuların da o stadı dolduran taraftarlarına vefa borcunu ödemek için bütün enerjilerini sahaya yansıtmalarını bekliyorum. Hollanda maçında Milli Takıma başarılar dilerim ancak mucizeler hak eden için gerçekleşir. Sizce biz bunu ne kadar hak ediyoruz!!!

12 Eylül 2013 Perşembe

Genç Yetenekler Serisi ; Hakan Çalhanoğlu


8 Şubat 1994 doğumlu Hakan Çalhanoğlu..Son aylarda Almanların elinden aldığımız yetenekleri ve özellikle uzaktan şutları,aynı zamanda duran toplardaki ustalığı ile bu yaz ülkemizde düzenlenen U-20 Dünya kupasında dikkatleri çekmişti.Ama bu yeteneği bizden yani turnuvadan önce farkeden Hamburg Scoutları vardı.Hamburg Hakan Çalhanoğlu'nun geçen sezon Almanya 3.Liginde 36 resmi maç ve 17 gol ve 14 asistlik müthiş performansından sonra transferini yaptı.Bundesliga'da oynayacak seviyede olduğuna kesin gözüyle bakılan Hakan sezon başında henüz 19 yaşında olmasına rağmen 3.5 milyon euro bonservis bedeliyle Alman Liginin en köklü kulüplerinden biri olan ve tarihinde hiç küme düşmemesiyle ün kazanan Hamburg'a transfer oldu.Bu sezon hamburg'ta direk oyuncu olarak başladı.Hakan ilk 2 maçta ilk 11'de başladı ve sonradan oyuna girdiği Braunschweig maçında son 12 dakika da 2 gol atma başarısı gösterdi.Orta sahada genellikle ön liberonun hücümsal kısmında veya bizim tabirimizle 10 numara mevkiinde forma giyen Hakan Çalhanoğlu sağ ayağını kullanıyor.Almanya 3.ligini izleme fırsatı bulamadığımız için Hakan'ı daha çok U-20 Dünya kupasında seyretme şansı buldum.Oynadığımız 4 maçtada ilk 11'de forma giydi ve özellikle Avustralya'ya attığı gol Hakan'ın oyun yapısını gösteren bir gol olduğunu düşünüyorum.(golü burdan izleyebilirsiniz).Uzaktan şutlarıyla Hamit Altıntop'a benzetilen Hakan,Hamit Altıntop kadar kuvvetli olmasa da tekniğiyle bu dezavantajını rahatlıkla kapatıyor.


Aslında Almanlar'ın Yeni Özil olarak adlandırdığı Hakan Çalhanoğlu'nun Türk milli takımında oynamayı seçmesi bizim için çok önemli.Önünde İlkay Gündoğan ve Mesut Özil gibi Alman Milli takımı seçip kendini Dünyaya tanıtmış örnekler dururken Hakan Çalhanoğlu Son 10 dakikasında forma giydiği Andorra maçından sonra yaptığı açıklamada Almanya adına oynaması için kendisine çok baskı yapıldığını söylese de Hakan Türk Milli takımında oynamayı tercih etti.Aslen Bayburtlu olan Hakan Çalhanoğlu'nun alt yaş kategorilerinde de 42 maç ve 8 gollük bir performans sergilediğini görüyoruz.A milli takımımızda kendine yer bulabilecek düzeyde olduğunu düşünüyorum.Gerçi Orta saha rotasyonu çok güçlü olan bir milli takımımız var.Ama Hakan şu anda olmasa bile 2016 ve 2018 elemelerinde Milli takımımızın rotasyonundaki önemli isimlerden olmaya aday.Hakan Çalhanoğlu kesinlikle bir Tunay Torun veya Sercan Sararer olmaz.Çünkü Hakan'ın bu seviyelere geleceği tahmin ediliyordu.Yetenekleri ve şut özelliği sayesinde Bundesliga'da kalıcı olmayı başarırsa (ki 19 yaşında bunu başaracak görünüyor) biraz daha güçlendiği ve oyun zekasını geliştirdiği taktirde Milli takımın yeni Selçuk İnan'ı olmaya aday.



Babası ve kardeşi de kendisi gibi futbolcu olan Hakan Çalhanoğlu babasının yaşadığı Bayburt'a yaptığı ziyaretlerle de biliniyor.Biz genç yeteneklerin tanıtımıyla tekrar Yazılarımızla karşınızda olmaya çalışacağız..

Samet Zinciroğulları  https://twitter.com/SZincirogullari