Volkan Şen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Volkan Şen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2015 Cumartesi

KİMSENİN ŞANS TANIMADIĞI BİR NORVEÇ TAKIMI ... MOLDE …


İstanbul ‘ daki ilk maçta José Fernandão ‘ nun son dakikalarda attığı golle Ajax karşısında 1-0 galip gelen Fenerbahçe , rakibi ile geçen Perşembe  akşamı  bu sefer de Amsterdam ‘ da 0-0 berabere kalarak bir üst tura çıkma yolundaki iddiasını son iki maça taşıdı.


Özellikle maçın son dakikalarında oyuna sonradan giren José Fernandão ve Volkan Şen  ile saç baş yolduracak cinsten , inanılması güç goller kaçıran Sarı Lacivertli Ekip grupta 2 nci sırayı alarak bir üst tura çıkmayı büyük ölçüde garantileme yönünde önemli bir fırsatı da elinden kaçırmış oldu.

Grup kuraları çekildiğinde kimsenin şans vermediği  Norveç ekibi Molde ‘ nin grupta harikalar yaratması ve son olarak deplasmanda Celtic ‘ i yenerek puanını 10 ‘ a çıkararak  bir üst turu garantilemesi futbolda ön yargıların geçersiz olduğunun en güzel kanıtı olsa gerek.


Molde ‘ nin mevcut oyun yapısı ile üst turlarda da başarılı sonuçlar alacağına inanıyorum.Bunu da özellikle bizim o çok bilmiş Spor Medyasının ne denli yersiz yorumlar yaptıklarının bir kez daha gözler önüne serilmesi açısından yürekten istiyorum.

Fenerbahçe karşısında deplasmanda aldığı 3-1 ‘ lik galibiyet ile grup maçlarına fırtına gibi giren , bir çok spor otoritesinin ‘’ bu takıma nasıl olurda kaybedilir ‘’ dediği Molde son iki maça oldukça rahat bir şekilde çıkıyor olacak. Molde ile deplasmanda karşılaşacak olan Fenerbahçe , bu durumu lehine kullanabilecek mi , onu da hep birlikte göreceğiz.

Grupta şu an itibari ile 5 puan ile ikinci sırada bulunan Fenerbahçe kalan maçlarında 4 puan aldığı takdirde büyük ihtimalle rakipleri Ajax ve Celtic ‘ in önünde Molde ile  bir üst tura çıkan ekip olacak , özellikle Celtic ile İstanbul ‘da karşılaşılacak olması Fenerbahçe açısında çok ama çok büyük bir avantaj olarak görülüyor.

Öte yandan Fenerbahçe Süper Lig ‘ de yarın kendi sahasında Aykut Kocaman ‘ li Torku Konyaspor ile karşılaşacak , Aykut Kocaman olunca duygusal anların zirve yapacağı maçın özellikle kısır skorlar ile sezona devam eden Vitor Pereira ve öğrencileri için bir dönüm noktası olmasını ve o beklenen özlenen farklı skorlar ile bu maçta tanışmasını bekliyor olacak Fenerbahçe taraftarı.


Ve Basketbol  ; Hafta başında ezeli rakip Galatasaray ‘ a deplasmanda farklı mağlup olan Fenerbahçe dün akşam özellikle Kaliniç ve Bogdanoviç için duygusal anların zirve yaptığı maçta rakibi Kızılyıldız ‘ ı Belgrad deplasmanında 74-60 ‘ lık skorla yenerek Turkish Airlines Euroleague ‘ de 4 maç sonunda 3 ncü galibiyetini alarak liderlik koltuğunu 4 ncü maçlar sonunda da korumuş oldu.


Zeljko Obradoviç ‘ in öğrencileri Süper Lig ‘ de  sezona iyi başlamazken , Turkish Airlines Euroleague ‘ de herkesin yüzünü güldüren skorlar almaya devam ediyorlar , umarım Süper Lig ‘ e de kısa sürede damgasını vuracaklardır.

Ve son olarak hafta içi yöneticilerinin ve klubünün cezalar aldığı Trabzonspor ;


Ligde kötü sonuçlar almaya devam eden ve zirvenin oldukça gerisinde kalan bordo mavili camianın 2010 – 2011 sezonunu akıllarından çıkarmadığı ve bunla yatıp bunla kalktığı müddetçe yaşadıkları bu kaoslar kaçınılmaz olacaktır.Çok açıktır ki , Trabzonspor yönetimi başarısızdır , ve bu başarısızlığını örtbas etme çabaları içinde birbirini takip eden yanlışlara imza atmakta bu da camiaya ve takımına yürekten bağlı Trabzon halkına ciddi zararlar vermektedir.Sağduyu sahibi Trabzon halkının artık bazı yanlışlara dur demesinin kendi yararlarına olduğuna inanıyorum

Ve son olarak ;  Türkiye Cumhuriyeti ‘ nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK ‘ ün aramızdan ayrılışının 77 nci yıldönümünde kendisini sevgi saygı ve rahmet ile anıyorum.



 

6 Eylül 2015 Pazar

ÇEK BİR LETONYA

Türkiye,Letonya ile hazırlık ve resmi maçlar dahil toplam da 6 kez karşılaştı.Bu maçlardan sadece 22.06.1924 te oynanan hazırlık maçın da 3-1 lik skorla  sahadan galip ayrıldı.Oynadığımız 6 maçta 1 galibiyet,1 mağlubiyet ve 4 beraberlik  ile sahadan ayrıldık.Futbolda bazı takımlar bize ters gelebiliyor.Letonya da onlardan bir tanesi.Adına şansızlık,beceriksizlik,rakibi küçümseme,yanlış kadro planlaması ne derseniz deyin ama gerçek şu ki biz Letonyayı yenemiyoruz.2004 Avrupa Futbol Şampiyonası kura çekiminden önce medyamız ve tüm spor otoriteleri "çek bir Letonya" sloganıyla kuradan Letonyanın çıkması temennisinde bulunmuştu.Futbol saha da mücadele ile oynanır ve topu kale direkleri arasından  içeri atamazsan kaybedersin.2003 teki eleme maçların da Letonya'ya ilk maçta 1-0 yenildik,rövanşta ise İstanbul da 2-0 öne geçtiğimiz maçta 2-2 berabere kalarak elendik..Geride bıraktığımız 2 maçta ise sayısız gol pozisyonlarına rağmen zar zor 1-0 öne geçip skoru koruyamadik ve 4 puan kaybettik.Futbolu çok seviyoruz ama malesef oyuncu yetiştirmede ciddi sıkıntılarımız var.Eğitim eksikliğinden tutunda tesisleşmeye ve hatta sporun içine çektiğimiz siyasete kadar pek çok etken futbolumuzun gelişmesine engel.Mesela ,3 tarafımız denizlerle kaplı ama ülkenin yarısından çoğu yüzme bilmiyor.Haziran,Temmuz ve Ağustos ayların da toplam 218 kişi suda boğularak can vermiş.Şampiyonalara katılan yüzücülerimizin hiç biri elemeleri bile geçemiyor.Ülke olarak bir çok konu da olduğu gibi sporda da çok ciddi bir eğitimsizlik ile karşı karşıyayız.
Dönelim Letonya maçına,Fatih Terim bana göre ilk 11 de ciddi hatalar yaptı.Ozan'dan sağbek olmaz.Volkan Şen sayısız pozisyondan yararlanamadı,Gökhan Töre hiç etkili olamadı.Yine de baskılı istekli oynadık ve bir çok gol pozisyonundan yararlanamadık.Bu düzene en azından 2.yarıya başında devam etmemeliydik.Volkan -Şener,Gökhan -Batuhan değişikliği ile hem hava topların da hakimiyeti ele geçirecektik,hem de Şener sağ beke Ozan ortaya ve Selçuk da ön bölgeye daha çok çıkacaktı.Ama Fatih Hoca ezberden devam etti.Şener 58.dk da oyuna girip sağ beke Ozan ön liberoya geçince Selçuk on bölgeye geçti ve golü de Selçuk un güzel şutuyla bulduk.Tam işler yerine girmişken Fatih Hoca,Burak - Mehmet Topal değişikliğini yaptı ve maçta golü aslında bu dakika da yedik.Hücum hattına giden her top hemen geri geldi baskımız kayboldu.Topal'ın oyuna girmesi ile sahadaki oyuncular  da mesajı aldı ve geriye yaslanmaya başladılar.Defans yapmasını bilmeyen bir ülkeyiz 1-0'ı korumak yerine son 10 dakikayı baskılı ve önde oynasaydik gol bile bulacakken uzatma dakikaların da pozisyon hatası yapıp gol yedik ve 1-1'e razı olduk.Hollanda maçın da aynı hatalar devam etmez umarım.Maçın hakemi kötüydü ama puan kaybını hakeme bağlamak  seyirciyi uyutmaya çalışmaktan öteye gitmez.Sorunu önce içerden halletmek gerekir.

MAÇIN ADAMI
Maçta Selçuk İnan,Arda Turan ve oyuna sonradan giren Şener Özbayraklıyı beğendim.Ama asıl yıldız Hakan Balta idi.Savunmada hatasız oynadı ve biri çizgiden olmak üzere 2 tane net golü çıkardı.Çoğu spor duayenine göre bırakın milli takımı Galatasaray da bile oynamaz dediği Hakan Balta müthiş oynadı ve tam bir profesyonellik örneği sergiledi.Hakan tam bir görev adamı yedek kalsa bile dert etmez.Her takıma lazım.

Konya da nefis bir taraftar vardı.Oyundan çıkan oyuna giren her  oyuncunun alkışlandığı milli maçları özlemişiz.90 dakika destek verdiler takıma.Onlarda alkışı hakettiler.

4 Eylül 2015 Cuma

MUCİZELERE İNANMAK...

Cuma günleri Beşiktaş yazıyorum ama dün oynanan ve Pazar günü oynanacak Milli Takım maçlarını konuşalım istiyorum.  

İlk 6 maçında sadece Kazakistan maçlarını kazanabilen A Milli Takım, diğer takımların özellikle de Hollanda’nın aldığı sürpriz sayılabilecek kötü sonuçlarla birlikte son 4 maça girilirken umudunu hala koruyordu. Bu umudu gerçekleştirebilmek için önünde duran 4 maçı da kazanmak şarttı. Herkesin kesin gözüyle baktığı Letonya maçıyla başladı son umuda yolculuk. Fatih Terim de bunun bilincinde bir kadroyla sahaya çıkmayı düşündü ve inandığı kadroyu sahaya sürdü. Ancak Fatih Terim de olsanız hata yapabiliyorsunuz ama Fatih Terim egosu başka bir şey, hata yaptığını kabul etmiyor. İlk maçta İzlanda karşısında sahaya sürdüğü anlamsız 3 lü defans kurgusu gibi bu maçta da kendi takımlarında oynamayan ya da başarısız bir futbol sergileyen oyuncuları ilk 11 de sahaya sürdü. Volkan Şen daha Fenerbahçe’de 90 dakika oyunda kalmamışken ve Letonya’nın sert ve kapanan savunmasını ortadan delmeye çalışırken hem Volkan hem de Gökhan Töre tercihi, ikisinin birden sahada olması tutarsız bir oyun oynanmasına dönüştü. Oyuna çift santrafor ile başlansa bu tercih anlaşılabilirdi ancak savunmanın arasında Burak son derece etkisiz kaldı. İkinci yarıda bu iki kanat oyuncusunu çıkarıp Umut’u oyuna alarak ne düşündü Fatih hoca sanırım kimse anlayamadı. Çift forvet ile sahadayken kenarlardan gelecek ortayı yapacak iki oyuncusunu da kenara aldı. En azından iki kanat oyuncusundan biri sahada kalıp kendi takımında oynayamayan, oynadığında son derece etkisiz olan Umut yerine Batuhan tercih edilseydi veya kadroya çağrılmayan Cenk Tosun olsaydı, daha rahat ve erken gol bulunabilirdi. 


İlk yarıda girdiğimiz pozisyonların çoğunda Volkan Şen vardı ama onun son vuruşlardaki etkisizliği eşitliği bozamamamıza neden oldu. Eğer Volkan’dan böyle bir isteği varsa Fatih Terim’in, yani ceza sahasında gol bölgelerine yakın olması istendiyse, o pozisyonda Türk olarak en iyi şekilde gol arayan kanat oyuncusu Olcay Şahan tercih edilmeliydi. Eğer tercihiniz ortadan delmek ise sizin en büyük kozunun Oğuzhan Özyakup olması gerekirdi. Zira Oğuzhan’nın ceza sahası çevresinde ölümcül ara paslarına ve zekasına dün çok fazla ihtiyacımız vardı. Eğer elinizdeki tek sağbek Şener ise ve o da oynayabilecek düzeydeyse Ozan ile o bölgede başlamak, şapkadan tavşan çıkarmaya çalışmaktır. Zaten, ilk yarıda Gökhan Töre’nin etkisiz oluşunun ve sürekli geriye gidip top almasının en büyük nedeni kendi bekinden yeteri kadar destek görmemesindendi. Yine de bu seviyedeki futbolcuların maçın son dakikasına girildiğinde Letonya gibi orta altı seviyedeki bir takımdan gol yiyerek üstünlüğünü koruyamamasının hiçbir bahanesi olamaz. Fatih Hoca maç sonunda hakemi hedef gösterdi ancak Letonya karşısında galibiyet alamamanızı hakeme bağlarsanız futbol severleri değil kendinizi kandırırsınız. Basın toplantısındaki muhabirler de Fatih Terim korkusundan sanırım bir tane düzgün soru soramadılar. Diyemediler ki hocam sadece Kazakistan’ı yenebildik, diğer 5 maçta bu takımın ortaya koyduğu futbol belli bunun sorumlusu kim, neden iyi futbol oynanmıyor diye kimse cesaret edip de soramadı. Hollanda’nın kaybettiği ve 3. Lüğü altın tepsiyle önümüze sunduğu bir zamanda Letonya’yı mağlup edemiyorsak, hiç kimse kusura bakmasın kalan 3 maçtan 9 puan alabilmek ve playoff oynamaya hak kazanmak bir rüyadan öteye gidemez. 



Acımasızca eleştirdiğimiz Gus Hiddink döneminde bile bu takım playoff oynamaya 2. Olarak hak kazanmıştı. Şimdi 3. Olsanız dahi şampiyonaya gitmeye bir şansınız oluyor ama biz Hollanda bu durumdayken bile bunu başaramıyoruz. Milli takımda yeni bir kan değişikliği gerekiyor ve pozitif futbol oynayan ve heyecanlı tempolu bir takım oluşturabilen bir antrenöre ihtiyacımız var ve bu konuda en büyük favori sistemine sağdık kalıp oyuncuları o sisteme uyarlayan, her maç başka formasyon denemeyen ve isime değil de hakkı olan oyuncuya forma verecek Aykut Kocaman’dır. Çünkü Fatih Hoca hala Galatasaray taraftarlığını bırakamamış. Letonya maçının en güzel tarafı Konyalılardır ve Milli takım taraftarlığı nasıl olunur İstanbul’dakilere göstermişlerdir sanırım. Bundan sonra maçlarımızı Anadolu şehirlerinde oynamak kötü giden takıma belki heyecan getirebilir. Futbolcuların da o stadı dolduran taraftarlarına vefa borcunu ödemek için bütün enerjilerini sahaya yansıtmalarını bekliyorum. Hollanda maçında Milli Takıma başarılar dilerim ancak mucizeler hak eden için gerçekleşir. Sizce biz bunu ne kadar hak ediyoruz!!!